SON DAKİKA

'KADIN İSTERSE'

ÖZEL HABER

ÜÇ BÜYÜKLER’İN HAKKINDA AZ BİLİNEN 'GERÇEKLER'

Eklenme Tarihi: 8 Kasım 2018, Perşembe - 11:10   Okunma Sayısı:
Bazen tüm kavramların birbirine girdiği konular olabilir. Taraftarlık bu karmaşanın yaşandığı kavramlardan biri gibi. Son dönemlerde avrupa futbolunun revaçta olduğu bilinmekte. Bununla birlikte güzel futbol oynayan kaliteli takımların hayran kitlesi müthiş bir ivmeyle artmaktadır.  Ülkemizde taraftarlığın ne derece ileride olduğu, hangi şartlar pahasına olursa olsun takımlarımızı destekten mahrum etmediğimiz bariz bir gerçek. 

 

İSTANBUL

Bu kapsamda 6 Kasım tarihinde yayınlanan haberimizde Galatasaray Spor Kulübü’nün az bilinen gerçeklerine ışık tutmuştuk.   Galatasaray’ın Heredot’u diye isimlendirilen Melih Şabanoğlu ile Komşu Kapısı’nda sürdürdüğümüz o güzel sohbetin devamında büyük bir destek kitlesine sahip “üç büyükler” diye tabir ettiğimiz takımlardan bir diğerlerini temsil eden Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin tarihine bir yolculuk gerçekleştireceğiz. Bu yolculukta ilk durağımız Beşiktaş Jimnastik Kulübü.

Beşiktaş Jimnastik Kulübünün İlk Adı : Bereket Jimnastik Kulübü

22 kişilik genç bir grup haftanın belirli günleri bir araya gelerek Beşiktaş’ta, dönemin Medine Muhafızı Osman Paşa’nın konağında jimnastik hareketleri yapıyorlardı. Bu grup içinde Hüseyin Bereket, Mehmet Şamil, Mehmet Ali Fetgeri, Ahmet Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Bey vardı.  Hüseyin Bereket ve Mehmet Şamil, Osman Paşa’nın oğullarıydı. Gençlerden oluşan bu topluluk, paralel, güreş, boks, barfiks, halter, aletli ve aletsiz jimnastik gibi alanlar ile yakından ilgiliydiler. 22 kişilik jimnastik takımı, saray erkanından aldıkları destek ve 1903 yılında özel bir izin ile Bereket Jimnastik Kulübü’nü kurdular. 26 Ocak 1911 yılında Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, Beyoğlu Mutasarrıfı olan Muhittin Bey’in talep ve teşviki ile tescil edilen ilk Türk spor kulübü olma özelliğini kazandı.

Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’nün kurulduğu yıllarda futbola kötü bakan bir hükumet yönetiminin olması sebebiyle takım, futbol ile çok fazla ilgilenmemiştir. Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’nün futbol ile ilk buluşması takım bünyesinde bulunan genç sporcuların futbola ilgi duyması sonucu başlamıştır. Atlet ve jimnastikçi olan gençlerin, spor okulunun bahçesinde kendi aralarında futbol oynamaya başlamaları takım içindeki ilk adımlar olarak sayılabilir. Bu dönemde Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’nün yakınlarında iki futbol takımı bulunmaktaydı: Valideçeşme ve Basiret futbol kulüpleri… Lakin bu iki futbol takımı ilerleyen yıllarda Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’nün bünyesine katılacak ve kulüpteki futbol faaliyetlerine hız kazandıracaklar. Bu birleşmede en çok emeği geçen kişi tartışmasız olarak Valideçeşme takımının kurucusu olan Ahmet Şerafettin Bey’dir. Ahmet Şerafettin Bey’in isteği Beşiktaş’ta kurulan takımları tek bir isim altında toplamaktı.  Bu isteğini gerçekleştirmek için ilk adım olarak 1911 yılında Valideçeşme takımındaki oyuncuları ile Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’ne dahil oldu. Ahmet Şerafettin Bey, ikinci olarak Beşiktaş’ta bulunan ikinci futbol takımı Basiret’i yoğun çabaları ile Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübünün bünyesine katmayı başardı.

Beşiktaş’ın ilk Renkleri Kırmızı Beyaz Değil

Beşiktaş camiası içinde takım renkleri ile ilgili uzun süredir gelen bir yanılgı vardı. Bu yanılgı Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün 100. yıl belgeseli için yapılan detaylı araştırması sonucu açıklığa kavuştu. Beşiktaş camiasında takımın ilk renklerinin kırmızı ve beyaz olduğu ancak Balkan Harbi’nde şehit olanların yasını tutmak için renklerin siyah ve beyaz renkler ile değiştirildiği düşüncesi hakimdi. 100. Yıl Belgeseli’nin yapımcısı olan “Tuğrul Yenidoğan” sayesinde gerçekler gün ışığına çıkarıldı. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün renkleri kararlaştırıldığı ilk günden beri değişmeden gelen birbirine zıt iki ana renk olan siyah ve beyazdı.

Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’nün ilk kurulduğu zamanlarda sporcuların tek kişilik sporlar ile ilgileniyor olmalarından dolayı forma renklerine ihtiyaç hissedilmedi. Ancak takımın gün geçtikçe genişleyen ve artış gösteren kadrosu sebebiyle takımın kurucularından olan Başkan Mehmet Şamil Bey, yönetim kurulunu toplamak zorunda kaldı. Toplantıda kendi mezun olduğu okul olan Fransız mektebinin rozetini örnek göstererek Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’nün de bir rozete ihtiyacı olduğunu ve bütün sporcuların bu rozeti taşımasının zorunlu olması gerektiğini anlatan konuşmasını yaptı. Bu teklif büyük bir sevinç ve çoşku ile kabul gördü. Bu toplantı, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün günümüzde de hala kullanmakta olduğu siyah ve beyaz renklerin kabul edildiği toplantı olması ile kulüp için büyük önem arz eder.

Haydi Kara Kartallar

Beşiktaş Jimnastik Kulübü, açık ara önde olduğu ligde Süleymaniye takımı ile maça çıkmıştı. Takvimler 19 Ocak 1941 tarihini gösteriyordu. İlk yarı bittikten sonra rakip takım Süleymaniye’yi farklı üstünlük ile kıskaç altına alan Beşiktaşlı futbolcular ataklarına aralıksız devam etmekteydi. İkinci yarının ortalarına gelindiği zaman tribünlerden bir ses yükselir. “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün o günkü maçını anlatmak için daha iyi bir söz bulunamazdı. Tribündeki ses, “Mehmet Galin” adlı bir balıkçıdan gelmişti. Beşiktaş Jimnastik Kulübü için Kara Kartallar lakabı bu maçtan sonra kullanılmaya başlandı. Bu maçta Beşiktaş Jimnastik Kulübü, rakibini Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref ve Eşref adlı oyuncuların bulunduğu kadro ile 6-0’lık ezici bir üstünlük ile mağlup etmişti…

Günümüzde en aktif olduğu branş olan futbolda, ezeli rakipleri Galatasaray Spor Kulübü ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün aksine bir futbol takımı olarak değil bir jimnastik takımı olarak kurulmuştur. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, ilk tescil edilen spor kulübü olmasından dolayı ambleminde ay-yıldız taşıma hakkına sahip tek takımdır. Bu hak Türkiye’de hiçbir takımında bulunmamaktadır.

****************************************************************************************************

 

Fenerbahçe Spor Kulübü, II. Abdülhamit’in baskı yönetiminin devam ettiği yıllarda futbol oynamak için yanıp tutuşan Türk gençleri tarafından kurulmuştur. Biz de bu yazıda Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kurulması sırasındaki aşamaları, oyuncuların çektiği sıkıntıları, maddi ve manevi sıkıntılarına rağmen takımın nasıl bugüne kadar geldiğini inceleyeceğiz.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kurulduğu Kadıköy, Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’da futbolun kendini geliştirme imkanı bulduğu önemli bir yer konumundaydı. 1800’lü yılların sonlarında futbol Kadıköy bölgesinde sıkça oynanan ve halk tarafından ilgi gören bir aktivite durumundaydı. Ancak baskı yönetiminin yoğun olduğu dönemde bu spor ile sadece çeşitli sebepler dolayısıyla İstanbul’da bulunan İngilizler ve azınlık kesim ilgilenebiliyordu. Kadıköy’ün Moda semtinde oturan La Fontaine, Giraud, Pears, Charnaud, Armitage, Whittall gibi İngiliz aileleri Moda’nın boş arazilerinde daha yeni futbol oynamaya başladıklarında İzmir’de bulunan İngiliz aileler Bornova’da bu oyunu uzun zamandır oynamayı sürdürüyorlardı. İzmir’de “Football Club Smyrne” adlı kulübün 1894 yılında kurulması ile başkent İstanbul’un İzmir ile olan futbol macerası başlamıştı. 1897 yılında ise İngiliz, Rum ve Ermeni gençleri “James La Fontaine” adlı bir İngiliz tarafından “Football Association” takımı adı altında bir araya getirilerek bir futbol takımı oluşturuldu. Bu takım genellikle İstanbul’a gelen İngiliz denizciler ile futbol oynuyorlardı. Football Association takımının futbol müsabakaları geniş bir seyirci kitlesi tarafından ilgi ile seyrediliyordu.

Black Stockings Football Club, Kadıköy Futbol Kulübü ve Fenerbahçe Futbol Kulübü kendi topraklarında özgürce futbol oynamak isteyen Kadıköylü Türk gençlerinin azim ve kararlılığının somut bir göstergesidir.Yeni kurulan Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün yönetim kadrosunda Kulüp Başkanlığını Nurizade Ziya Bey, Genel Sekreterliği Ayetulah Bey, Kaptanlık ve Veznedarlık görevlerini ise Necip Bey üstlenmiştir. Böylece yeni takım için ilk adımlar atılmış olur. Fenerbahçe Futbol Kulübü, kurulduğu yıllardan itibaren birçok başarıya imza atmış. Türkiye’deki futbol ve spor anlayışının gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. Kuşdili Kulübü’nün Fenerbahçe Futbol Kulübü’ne dahil olmasıyla avcılık, teniz kürek ve kriket alanlarında da faaliyet göstermeye başlamıştır.

Renklerini  Kadıköy Çayırlardaki Papatya’dan Alır

Fenerbahçe Futbol Kulübü, ilk renklerini kurulduğu semt olan Kadıköy’ün çayırlarında açan papatyalardan alır. Papatyaların sarı ve beyaz renkleri kendileri gibi Kadıköy’de doğmuş olan Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün resmi renkleri olarak kabul edilir.

Yeni kurulan takımın ilk zamanlarda kullandığı forma uzun kollu ve kalın bir formadır. Yaz sıcağında futbolcuları zor duruma sokan bu forma yerine yazlık formalar alınmasına karar verilir. Yeni formaların siparişi için Kulüp Başkanı Nurizade Ziya Bey, İstanbul’da forma satın alabileceği tek yer olan İngiliz Tüccar Baker ile görüşür. Fakat Baker istenilen formaları yaz mevsimine yetiştiremeyeceğini söyler.  Baker, Ziya Bey’in sipariş vermek istediği yeni formalar yerine o sırada elinde hazırda bulunan sarı-lacivert çizgili gömlekleri teklif eder. Futbolcularının rahat etmesini isteyen Başkan Ziya Bey bu teklifi kabul ederek bütün formaları satın alır. Yeni alınan formaların sarı ve lacivert renkleri Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün yeni renkleri olarak kabul edilir.

İlk Amblem Deniz Feneri

Fenerbahçe Futbol Kulübü kurulduğu zamanlarda amblem olarak Fenerbahçe burnunda bulunan deniz fenerini takımlarına amblem olarak kabul etmişlerdi. Ancak yöneticilerin amblemi tatminkar bulmaması ve dönemin baskıcı rejiminden tepki almaktan çekinmeleri kararın kısa sürede geri alınmasına sebep olmuştur. Renklerin mecburi değişikliği sonrası Fenerbahçe Futbol Kulübü yeni renkler için yeni bir amblem yapma kararı alır. Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün yeni amblemini tasarlama görevi Fenerbahçe’nin futbolcularından olan ve Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün 33 numaralı üyesi Topuz lakaplı Hikmet’e (Soyadı kanundan sonra “Topuzer” soyadını alır) verilir. Takımın adının ve kuruluş tarihinin eski yazı ile yazılı olduğu beyaz çerçeve temizlik ve açık yürekliliği, arka fondaki kırmızı renk Türk bayrağını ve Fenerbahçeliler arasındaki sevgi bağını, ortadaki sarı renk takıma duyulan kıskançlığı, kalp şeklinde çizilen lacivert renk asaleti ve amblemin ortasında yer alan meşe dalı ise sağlamlığı ve gücü simgelemekteydi. Yeni amblem, takvimler 1910 yılını gösterirken Fenerbahçe Futbol Kulübü üyeleri tarafından kabul edildi. O sıralar Manchester’da bulunan Tevfik Haccar’ın yardım ve aracılığı ile orada yaptırıldı.

 

 

 

Papazın Çayırından Fenerbahçe’nin Stadına

1900 ‘lü yıllarda Kadıköy’de bulunan ve Papazın Çayırı olarak bilinen yer İngiliz ve Rum gençlerinin futbol müsabakaları yaptığı Kadıköylü Türk gençlerinin ise sadece futbol maçlarını imrenerek seyrettikleri bir yer konumundaydı. 30 altına Union Club takımına kiralanan alan, daha sonra İttihat Spor kulübüne devredildi. Bu dönemlerde Papazın Çayırı olarak bilinen yer, burayı kiralayan takımların adları ile anılmaya başlandı - ancak Taksim stadyumunun açılması ile önemini yitirdi - Daha sonra Fenerbahçe Futbol Kulübü’ne kiralandı. Kuşdili yangını olarak bilinen olayda Fenerbahçe’nin kulüp binasının yanması üzerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat desteği ile takıma yardım edildi. Kulüp binası yandığı için en azından kendi stadına sahip olması amacıyla Fenerbahçe stadyumu 10 taksit şeklinde ödenmesi şartı ile 9000 liraya Fenerbahçe Futbol Kulübü’ne satıldı. Bu yardım sayesinde Fenerbahçe Futbol Kulübü, ilk stat mülkiyetine sahip olan takım olarak kayıtlara adını yazdırdı.

Papazın Çayırı, 1998 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan sözleşme ile 49 yıllığına Fenerbahçe Spor Kulübü’ne kiralandı. Yıllar boyunca Fenerbahçe stadı olarak anılan stada, 1998 yılında eski kulüp başkanı Şükrü Saraçoğlu’nun adı veridi.

1907 yılında kurulan Fenerbahçe Futbol Kulübü, tam tarih olarak, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün takımı ziyaret ettiği 3 Mayıs tarihini kabul eder. Takımı ziyareti sırasında Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün hatıra defterine söyle yazmıştır:

“Fenerbahçe Kulübü’nün her tarafa mazhar-i takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim.”

Yıllar içinde futbol dışındaki alanlarda da ilerleme gösteren Fenerbahçe Futbol Kulübü tarihi boyunca ve günümüzde de Türkiye’nin önde gelen büyük takımlarından olmuştur. Yurt içinde ve yurt dışındaki başarıları ile ülkemizi temsil etmeye devam etmektedir.

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: KÜBRA ÇELEPİ

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam