SON DAKİKA
reklam
reklam

Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinden Enflasyona Tepki

Eklenme Tarihi: 30 Aralık 2018, Pazar - 01:16   Okunma Sayısı:
TÜİK, tarım ürünleri üretici fiyat endeksini (Tarım-ÜFE) açıkladı. Buna göre Tarım-ÜFE 2018 yılı Kasım ayında önceki yılın aynı ayına göre %14,37 arttı. Yaşanan artışa karşılık aynı dönemde aylık enflasyon %21,62 oldu .

Bu durumun çiftçinin alım gücünü zayıflattığını söyleyen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık oda adına bir yazılı açıklamada bulundu. Yazılı açıklamada çifcilerin daha çok desteklenmesi gerekliğine vurgu yapılarak çözüm önerilerinde bulunuldu. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanlığınınım açıklamasında şu cümlelere yer verildi .

“Üretici fiyatı, yurtiçinde üretimi yapılan ürünlerin, KDV ve benzeri vergiler hariç, peşin satış fiyatlarını ifade etmektedir. Üretici fiyatları endeksinde tarım, avcılık, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinde faaliyet gösteren üreticilerin yetiştirdiği ve piyasaya arz ettiği ürünlerin ilk el satış fiyatları izlenmektedir. Tarım sektörüne ilişkin bu fiyatlar, “Üreticinin Eline Geçen Fiyatlar” olarak da adlandırılmaktadır.

Bu çerçevede Tarım-ÜFE’deki %14,37’lik artış çiftçinin piyasaya arz ettiği ürünlerden eline geçen fiyat artışını göstermektedir. Ancak, aynı dönemde enflasyon %21,62 oldu ve çiftçinin alım gücü yine geriledi.

Çiftçinin üretimde kullandığı girdilerin fiyatları ise enflasyonun çok üzerinde artış gösterdi. Besi yeminin fiyatı 2018 yılı Kasım ayında önceki yılın aynı ayına göre %26 artarken, süt yemi %33, mazot %26, DAP gübresi %85, üre gübresi fiyatı %64 arttı. Yaklaşık 67 bin çiftçinin sulamada kullandığı elektrikten dolayı faizli borcu bulunmakta olup, yine yaklaşık 3 bin çiftçi için icra takibi başlatıldı. İcra takibine düşen tarımsal kredi miktarı Ekim 2017’de 2,3 milyar TL iken Ekim 2018’de %43 artışla 3,3 milyar TL’ye ulaştı.

Üretim maliyeti sürekli artan çiftçinin desteklenmesi de sorunludur. Tarım Kanununa göre 2018 yılında tarım sektörünü desteklemek için ayrılması gereken kaynak 34,5 milyar TL olması gerekirken, ayrılan kaynak 14,5 milyar TL oldu. Avrupa Birliği halen bütçesinin %40’ını tarımsal desteklemelere ayırırken, bu oran ülkemizde maalesef %2 ile %2,5 aralığında kalmaktadır.

Alım gücü sürekli gerileyen çiftçi tarlasını ekmekten vazgeçmekte kırsal alanı terk ederek kentlere göç etmektedir. Tarım sektöründe toplam işlenen alan 2002 yılında 23,9 milyon hektardan 2017 yılında 20 milyon hektara toplam 3,9 milyon hektar küçüldü. Çiftçimizin işlemediği ve terk ettiği tarım arazimizin büyüklüğü Belçika’nın toplam yüzölçümünün üzerine çıktı.

Bu tablo üretime de olumsuz yansımaktadır. TÜİK’in bitkisel üretim 2. Tahmine göre bir önceki yıla göre 2018 yılında tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde üretim %4,2, sebzelerde %3 ve meyvelerde %1,7 azaldı. Üretim azaldıkça yükselen ürün fiyatlarının enflasyona etkisi nedeniyle ithalat kolaycılığına kaçıldı. Türkiye, coğrafyasında yetiştirebileceği ürünlerde dahi ithalata bağımlı hale geldi. Tarım ürünleri dış ticaretinde 2017 yılının ilk 10 ayında 884 milyon dolar açık verilirken, 2018 yılında döviz kurundaki artış nedeniyle ithalatın daha pahalıya gelip frene basılmasına rağmen 10 aylık süreçte 962 milyon dolar açık verildi.

Yapılan her bir ithalat, inatla üretmeye çalışan çiftçimizi daha da zor durumda bıraktı. Zaten alım gücü her geçen gün gerileyen ve desteklenmeyen çiftçi tarlasını daha hızlı terk etti. Üretme gücünü önemli ölçüde kaybeden ülkemizde fiyatlar yerinde tutulamadığı gibi tam tersine artmaya devam etti.

Tarım arazileri sürekli küçülür, çiftçi sayısı geriler, istihdama katkısı azalırken bu alana hizmet verecek olan meslektaşlarımıza eğitim veren fakülte sayıları her geçen yıl artırılarak işsiz mühendisler ve mutsuz gençler ordusu yaratılmaktadır. Tarımsal üretim yerine ithalatı geliştiren politikaların uygulandığı ülkemizde tarım eğitimi almış mühendislerin sayısının sürekli artırılması hiçbir mantıkla bağdaşmamaktadır.

Uygulanan politikalar 2019 yılında da tarım politikasının ana hatları ile değişmeden devam edeceğini göstermektedir. Bu tabloyu tersine çevirmek ve üretime odaklanmak için;

- Öncelikle çiftçimizi üretimden uzaklaştıran olumsuzluklar analiz edilerek düzeltilmeli, ülkemiz ithalat sarmalından kurtarılmalıdır.

- Coğrafyamızda yetiştirme olanağımız bulunan ürünlerde ithalatı düşünmek yerine kendimize yeterlilik kapsamında üretim planlamasına gidilmelidir.

- Üretim planlaması kooperatifler üzerinden yapılmalı, kooperatif üyesi olmayan çiftçi bırakılmamalı, kooperatiflerin düzgün çalışabilmesi için devlet desteği ve denetimi sunulmalıdır.

- Çiftçinin ürününün tüketici ile buluşturulması noktasında kooperatiflere öncelik verilmeli, aracılar en aza indirilerek çiftçinin kazandığı tüketicinin ise son derece makul fiyatla ürüne ulaşabildiği düzene en kısa sürede geçilmelidir.

- Çiftçi hizmet satın alabilecek ekonomik özgürlüğe kavuşturulmalıdır.

- Tarım sektörünün ihtiyacı düzeyinde tarımsal yüksek öğrenim yeniden düzenlenmeli, ihtiyaç düzeyinde mühendis yetiştirilmelidir.

- Sulama, arazi toplulaştırma gibi tarımsal altyapı eksikleri en kısa sürede tamamlanmalıdır.

Unutmamak gerekir ki, çiftçi mutlu olduğu ve yüzü güldüğü, meslektaşlarımız alana daha fazla müdahil olduğu gün sofralarımıza daha sağlıklı gıdalar ulaşacaktır.”

 

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: SİNAN ERDOĞDU

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam