SON DAKİKA
reklam
reklam

Eşi bulunmaz şehir, Malatya

Eklenme Tarihi: 2 Aralık 2019, Pazartesi - 11:24   Okunma Sayısı:
Binlerce yıllık tarihi eserleri ve eşsiz doğal güzellikleri ile tam bir turizm kenti olan Malatya, Anadolu'nun her taşı tarih kokan bir yer yüzü cenneti.

Film Festivali için gittiğimiz Malatya, bulunduğu coğrafi konumu bakımından tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Tarihi kervan yolları ile İpek ve Kral Yollarının üzerinde kurulan şehirde ilk yerleşim Neolitik Çağa kadar uzanır. 'Malatya Malatya Bulunmaz Eşin, Gönülleri Coşturur Ayla Güneşin' sözleriyle başlayan türkü ile ünlenen il, kimine göre “Yiğitler yiğidi Battalgazi’nin diyarı”, kimine göre ise evliyalar memleketi. İsminin tarihi Hititlere uzanan ve Eski Malatya olarak da bilinen Battalgazi’de, Selçuklu döneminden kalma pek çok cami, kervansaray ve hamam bulunur. Türkiye’deki en büyük höyüklerden biri olan ve mazisi M.Ö. 2 bin yıllarına dayanan Aslantepe Höyüğü ise bugüne kadar ev sahipliği yaptığı 27 farklı medeniyet ile tam bir tarih zenginliği.

Malatya kesme taştan yapılmış, 170 odalı Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı, sevenleri kavuşturan, küskünleri barıştıran Sıddı Zeyneb Kümbeti, surları, kaleleri, konakları, höyükleri, külliyeleri, hamamları, anıt mezarları gibi gezi listesine eklenmesi gereken pek çok tarihi mekâna ev sahipliği yapar. Türkiye’nin sayılı doğa harikalarından olan Somuncu Baba Kanyonu ve Gürpınar Şelalesi’nin yanı sıra Pınarbaşı Gölleri, Karakaya Barajı, Levent Vadisi ve Beydağları’nın o muazzam görüntüsü şehre ayrı bir güzellik katar.

Malatya Film Festivali kapsamında düzenlenen kültür turlarıyla, Sultansuyu Harası'nı, Levent Vadisi'ni, Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı'nı, Aslantepe Höyüğü'nü, Arapgir ilçesini ve güzel yemekleriyle, Onar Köyü ve ilk cem evini görme imkanı bulduk.

Kayısı diyarı

Türkiye'deki 17 milyon kayısı ağacından yaklaşık 8 milyonunu barındıran ve birbirinden farklı irilik ve lezzette kayısı çeşidinin yetiştiği Malatya'da, 50 bine yakın aile geçimini kayısı üretiminden sağlıyor. Kentte bir çok kayısı dükkanı görmek mümkün. Kayısı kurusu, özellikle de Gül Kurusu adı verilen koyu renkte olanı çok makbul. Kayısının ayrıca reçeli, nektarı, gofreti, pestili, marmelatı, kreması, jölesi, kremi, sabunu hatta kolonyası bile var. Malatya'da nereye gitmek isterseniz isteyin yolda sizi uçsuz bucaksız kayısı ağaçları selamlar. Ortasındaki akşam güneşinin kızıllığını hatırlatan pembeliği ile bozkıra yayılan bembeyaz Kayısı çiçeklerinin büyüleyici görüntüsü, tıpkı Malatya Türküsünde dendiği gibi gönülleri coşturur.

Sultansuyu harası

Akçadağ ilçesi sınırları içinde bulunan Sultansuyu Harası, Malatya’nın 27 kilometre batısında Malatya-Kayseri karayolu üzerinde Sultansuyu vadisinde bulunuyor. Hara, 1865 yılında “Sultansuyu Çiftlikatu Hümayun” adı ile kurularak, ordunun binek at, keçe, yapağı vb hayvansal ürün ihtiyaçlarını karşılama görevini yıllar boyunca sürdürdü. Halen Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nce işletilen hara, safkan Arap atlarıyla ünlü. İşletme, yöre çiftçisine tarım ve hayvancılık alanında destek de sağlamakta. Safkan Arap atları yetiştirilen Sultansuyu Harası’nda  geçmişte çok sayıda şampiyonluğu bulunan aygırlardan Özgünhan'ın tayları büyük ilgi görüyor. Yarış severlerin bir dönem büyük beğeniyle takip ettiği Özgünhan gibi Ateştopu ve Onurkaan gibi aygırların da damızlık olarak kullanıldığı işletmede, hepsi birbirinden değerli şampiyon atlar yetiştiriliyor.

Tarihi Cem evi

Arapgir İlçesine bağlı Onar Köyü'nde bulunan Büyük Ocak Cemevi 795 yıldır ayakta duruyor. Selçuklu mimari tarzının örneklerini de barındıran Cem evi 7 kat göğü temsil eden mingi sistemiyle yapıldı. Kuruluş tarihi Selçuklular dönemine dayanan Onar köyü tarihi, kültürel ve inançsal varlıklarıyla, Anadolu topraklarında çok önemli bir konuma sahip. Şeyh Hasan Onar tarafından  1224 (Hicri 621) yılında yapılan ve günümüze kadar korunan Büyük Ocak Cem Evi, 8 asırdır bu mahallede varlığını sürdürüyor. Onar’da yapım tarihi 1887 olan “Onar Köyü Camii” de bulunuyor. Anadolu'nun bilinen en eski Cem Evi, Türkiye’nin dört bir tarafından Alevi-Bektaşı inancına sahip insanlarca ziyaret ediliyor.

Köyden, organik dut, kayısı ve erik pestili, kayısı sirkesi, Tahin ve dut pekmezinin yumuşak köpük pestili ve reyhan reçeli satın alabilirsiniz.

Arapgir'de bir mola

Tarihi ve doğal güzellikleriyle saklı bir cenneti andıran ve Malatya'ya 110 kilometre uzaklıkta bulunan Arapgir ilçesi, sonbaharda rengarenk görüntüsüyle ziyaretçilerini büyülüyor. Arapgir'de bizi Millet Han karşılıyor. 1850’li yıllarda yapıldığı tahmin edilen iki katlı avlulu han, 2009-2011 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, üst katı otel, alt katı alışveriş yerleri olmak üzere restore edilmiş. Millet Han’da geleneksel Arapgir mutfağı lezzetlerini tadabilirsiniz. Biz ziyaretimizde Mahluta çorbası, Tandır Kebabı, Arapgir Sarması, Bulgurlu pirinç pilavı ve Reyhan Şurubundan tattık. Gezimiz daha sonra Meydan Köprüsü de denilen Tarihi Arapgir Köprüsü ile devam etti. Kozluk Çayı üzerinden geçen ve hala kullanımda olan, iki kemerli, kesme taştan yapılma köprünün tarihinin 13. yüzyıla dayandığı düşünülüyor. Kitabesi yerinde ve Arapça ve Ermenice olarak iki dille yazılmış. Ama harfler belli olmadığı için tam olarak hangi tarihte yapıldığı kesin değil. Meydan Köprüsünün hemen yanından doğa aktivitelerine çok uygun bir yer olan ve 30’a yakın yürüyüş rotası bulunduğunu 13 kilometrelik Kayaarası Kanyonu'na gitmek mümkün. Tecrübeli kaya tırmanışçıları ve trekkingcilere hitap eden kanyonun özellikle gün batımındaki hali görülmeye değer.

Eşsiz bir vadi

Birleşik Devletlerdeki Büyük Kanyon'a benzetilen Anadolu'nun Büyük Kanyonu Levent Vadisi, 65 milyon yıl kadar öncesine dayanan kaya oluşumları ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bünyesinde barındırdığı jeolojik özelliklerle dünyadaki ilginç doğal alanlar arasında gösteriliyor. Neolitik çağdan kalma kalıntıların da bulunduğu 28 kilometre uzunluğundaki Levent Vadisi'nde son derece ilginç jeolojik oluşumlar, uçurumlar ve mağaralar yer alıyor. Malatya-Kayseri karayolu üzerindeki kanyonun duvarlarında çeşitli dönemlere ait çok sayıda mağara bulunuyor. Eşsiz bir görünümü bulunan vadi, insanların dinlenmesine de olanak sağlıyor. Jeolojik görünümüyle farklı bir yapıya sahip vadi, kent yaşamının stresinden uzaklaşmak isteyen doğa tutkunlarınca mola noktası olarak görülüyor. Sonbaharda tabloları aratmayan manzaralara sahne olan vadi, ziyaretçiler için eşsiz bir manzarada dinlenme imkanı sunarken, fotoğraf meraklıları için de vazgeçilmez yerlerden biri oluyor. Bin 400 rakımda ve vadi tabanından 240 metre yükseklikte bulunan seyir terası ve üzerinde yürümenin cesaret gerektirdiği cam zemin büyük ilgi görüyor.

Silahtarağa Kervansarayı

Battalgazi ilçesi Alacakapı Mahallesi’nde, 1637 tarihinde IV. Murat’ın silahtarı Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Kervansaray, dikdörtgen bir alan üzerine, açık avlu ve kapalı hol olarak inşa edilmiş. Kemerli olan giriş kapısının her iki yanında birer oda görülür. Holün avluya bakan yüzünde ve girişin her iki yakasında üstleri tonozla örtülü altışar oda sıralanır. Asıl kapalı kısmın üstü ise üç sıra tonozla örtülmüştür. Yapının mimarı Halep Mimarbaşısı Üstat Mehmet’in oğlu Üstat Ebubekir’dir. Doğu'ya giden yollar üzerinde bulunan bu kervansaray, şehrin ticari yoğunluğunu göstermesi açısından önem taşır. Ticari olduğu kadar askeri fonksiyonu da bulunan han oldukça sağlam bir temel üzerine kurulmuş Bir çizgi üzerinde sıralanmış dükkanların külliye halinde yer aldığı bir yapıdır. Hanın iki kitabesi mevcuttur. Biri iç han girişinin kapısının üstünde, diğeri avlu giriş kapısının üzerindedir. Son yapılan restorasyonda kervansarayın ön yüzünü çevreleyen dükkanlar kaldırılmış, mescit bölümü, revaklar, havuz bölümü ve duvarlar restore edilmiş. Kervansaray yeni evlenenlerin ilk uğrak yeri olarak eşsiz fotoğraf kareleri sunuyor.

Tarihe tanıklık eden Aslantepe

Malatya Film Festivali Kültür turu kapsamında son durağımız Battalgazi ilçesi içerisinde yer alan Aslantepe Höyük alanı oldu. Bizi iki aslan heykeli ile birlikte Malatya'nın en eski uygarlıklarından birisi olan Melita'nın son kralı Tarhunza'nın heykeli karşıladı. Höyük 30 metre yukarıda olduğu için dik bir yoldan çıkmak gerekiyor. Höyükte yapılan kazılar sonucunda; M.Ö.3300-3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, M.Ö.3600-3500’lere ait tapınak, iki bini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuş. Elde edilen veriler o dönemde Arslantepe'nin, aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkez olduğunu göstermekte. Kazı çalışmaları devam ettiği için bir çok yer gezilemiyor. Ancak ortaya çıkarıldığı kadarıyla bile, buranın görkemli mimarisini ve anıtsal yapı topluluğunu fark edebiliyorsunuz. Çok yaklaşamazsak da  Saray olduğu söylenen koridor duvarlarındaki baskı motif ve duvar resimleri, binlerce yıl öncesinde bu topraklarda yaşayan insanlardan birer hatıra. Üstü tamamen örtülmüş olan höyük alanından inerken bizi tarihin derinliklerinde bir yolculuğa çıkarak Aslantepe'ye dönüp bir kez daha bakıyoruz.

Kaynak: ÖZEL HABER/GEZİYAZISI
Editör: MURAT İLTER

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam