SON DAKİKA
reklam
reklam

İVMELENME 2020'DE DE SÜRECEK

Eklenme Tarihi: 21 Şubat 2020, Cuma - 10:49   Okunma Sayısı: 46464
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı Alp Keler sermaye piyasalarında 2019'da başlayan ivmelenmenin 2020'de de devam edeceğini söyledi

  

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, Wyndham Grand Levent’te düzenlediği basın toplantısında sermaye piyasalarının 2019 yılını değerlendirirken, 2020 beklentilerini ve gelecek dönem projeleri hakkında bilgi verdi. Toplantıda hazırladığı slaytlarla 2019 yılında yatırım fonları hakkında bilgiler veren Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı Dr. Alp Keler, 2019 yılında yatırım fonlarının yüzde 124, kurumsal yatırımcı portföyünün yüzde 64 büyüdüğünü, pay senetleri piyasa değerinin milli gelirdeki payının yüzde 19’dan yüzde 25’e yükseldiğini, pay piyasasında işlem yapan aktif yatırımcı sayısının ise 336 binden 489 bine çıktığını söyledi. Keler, Türkiye sermaye piyasalarında geçen yıl yaşanan büyümenin 2020 yılında da güçlü bir şekilde devam etmesini beklediklerini vurguladı.

2019 yılında sermaye piyasalarında çok önemli büyümelerin yaşandığına dikkat çeken Keler “Geçen yıl yatırımcıların sermaye piyasasına olan ilgisi artarken, işlem hacimleri de artmaya devam etti. 2018 yılı sonunda 336 bin olan pay piyasasında işlem yapan aktif yatırımcı sayısı, 2019 yılı sonunda 489 bine, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) işlem yapan müşteri sayısı ise 17 binden 25 bine çıktı. Pay senetleri piyasa değerinin milli gelirdeki payı da yüzde 19’dan yüzde 25’e yükseldi” dedi.

Geçen yıl fonların yılı oldu

2019 yılında portföy yönetimine olan ilginin arttığına dikkat çeken Keler, geçen yılın yatırım fonları yılı olduğunu belirtti. Keler şunları söyledi; ”Geçen yıl yatırım fonları portföy büyüklüklerinde önemli büyüme gördük. 2018 yılı sonunda 57 milyar TL olan yatırım fonları yüzde 124 büyümeyle 2019 yılı sonunda 127.4 milyar TL’ye yükseldi. Yatırım fonlarındaki büyümede para piyasası fonlarının yanı sıra, serbest fonlar ve alternatif yatırım fonlarındaki büyümenin etkili olduğunu gözlemliyoruz. Yine 2018 yılı sonunda 173 milyar TL olan kurumsal yatırımcı portföyü ise yüzde 64 oranında büyüyerek 2019 yılı sonunda 284 milyar TL’ye çıktı. Emeklilik yatırım fonlarında da devlet katkısı ve otomatik katılım sisteminin devreye girmesinin etkisiyle büyüme trendi devam etti. Emeklilik yatırım fonları geçen yıl yüzde 37 büyüyerek 93 milyar TL’den, 128 milyar TL’ye çıktı” dedi. Keler, 2019 yılında özel sektör borçlanma araçları stokunun da yüzde 29 oranında büyüyerek 143 milyar TL’den 185 milyar TL’ye çıktığını sözlerine ekledi.

 

Ekonomideki pay artacak

Kolektif yatırımların varlık dağılımına bakıldığında, emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilen tutarların yüzde 15’inin, yatırım fonlarında değerlendirilen tasarrufların ise yüzde 8’inin pay senetlerine yönlendirildiğinin görüldüğünü söyleyen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı Dr. Alp Keler, ''Türkiye gibi büyüyen bir ekonomide bu payın artmasını bekliyoruz” diye konuştu. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin finans sektöründe en geniş üye yapısına sahip öz düzenleyici meslek örgütü olduğunu hatırlatan Keler, sermaye piyasalarının şirketlere ve ekonomiye katkısının güçlü bir şekilde sürdürdüğünü söyledi. Sektör olarak 2019 yılında halka arzlar kısıtlı kalsa dahi şirketlere 6 milyar TL’lik öz kaynak sağlamasına aracı olduklarının altını çizen Keler ''Diğer yandan 2019 sonu itibariyle tahvil ihraçlarıyla şirketlerimizin yatırımcılardan 185 milyar TL tutarındaki borçlanmasına katkıda bulunduk” açıklamasında bulundu.

 

Dijital dönüşümün etkisi

Finans sektörünün dijital dönüşümüne yönelik, dijitalleşmenin sermaye piyasalarında iş yapış biçimlerini kökten değiştirdiğine dikkat çeken Keler “Finans sektörünün mobil cüzdanlar, ödeme uygulamaları, robo danışmanlık, çevrimiçi transfer platformları, algoritmik işlemler, gibi birçok yenilik ile gittikçe dijitalleştiğini görüyoruz. Yapay zekâ ve büyük veri ile makine öğrenimi ve blok zinciri teknolojileri finans sektöründe de farklı kullanım alanları buluyor veya geleneksel finans kesimine alternatif oluşturuyor” diye konuştu.

 

Müşterilere farklı çözümler

Dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerin Türkiye’de de hayata geçirildiğine dikkat çeken Keler, “Nitekim üyelerimiz de müşterilerine robo-danışmanlık gibi farklı çözümler sunmaya başladı. Finansal teknolojilerin rekabeti arttırarak yatırımcıya daha düşük maliyetli ve daha iyi hizmet almasına yönelik çözümleri, çeşitli ülkelerde elverişli düzenleyici koşullarla destekleniyor. Nitekim hükümet de plan ve programlarında finansal teknolojiler konusunda geliştirmeler yapılabilmesini sağlamak amacıyla yurtdışında kum havuzu olarak bilinen düzenleme deney alanı modellerinin öngörüldüğünü biliyoruz. Fintek ekosisteminin ülkemizde gelişmesine yönelik çabaları memnuniyetle izliyoruz. Ülkemizin, dijital dönüşümün öncü ülkelerinden biri haline gelmesi ve uluslararası bir finans merkezi olması için benzer bir düzenleme yaklaşımının benimsenmesini istiyoruz. Böylelikle İstanbul Finans Merkezi hedefine daha güçlü bir şekilde ilerleyeceğimizi, daha güçlü sermaye piyasaları ekosistemi yaratacağımızı düşünüyoruz” dedi.

 

Büyüme 2020'de sürecek

Türkiye sermaye piyasalarında geçen yıl yaşanan büyümenin 2020 yılında da güçlü bir şekilde devam etmesini beklediklerini vurgulayan Keler, sermaye piyasalarının uzun vadeli kaynak yapısıyla Türkiye ekonomisine sunduğu değeri arttıracağı bir döneme girildiğini kaydetti. Keler,  “Sermaye piyasasının sunduğu uzun vadeli fon yapısı, göreli olarak düşük maliyetli kaynak yapısı, büyümenin olumlu etkisinden tüm yatırımcıların yararlanmasını sağlaması, şirketlerin kurumsallaşmasına ve kayıt içinde olmaya yol açması gibi özellikler ülkemizin sağlıklı ve sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.  Türkiye sermaye piyasasında, gerek Avrupa Birliği mevzuatına uyumlu yasal altyapı gerekse teknik altyapının güçlü olmasının avantajlarının dalgalanmaların arttığı geçmiş dönemde görüldüğüne dikkat çeken Keler, “Bizler sermaye piyasanın aktörleri olarak bu yasal çerçevenin güçlendirilerek sektörün ekonomimize katkısını artırmasını arzu ediyoruz. Nitekim TSPB olarak kuruluşumuzdan bu yana mevzuat geliştirmelerinde üyelerimizle beraber ilgili kurumlar nezdinde öneri ve taleplerimizi paylaşıyoruz.  Hükümetimizin de plan ve programlarında reel sektörün finansmanı, tasarrufların arttırılması, finansal teknoloji faaliyetlerinin geliştirilmesi gibi birçok alanda sermaye piyasasını geliştirmeye öncelik verdiğini ve sermaye piyasasını ajandasının üst sıralarına aldığını görmek bizleri mutlu ediyor” diye konuştu.

 

Portföy yatırımları arttı

Toplantıda küresel ekonomi ve finansal piyasalara yönelik değerlendirmelerde de bulunan Keler, geçen yıla; Çin-ABD ticaret savaşları, jeopolitik riskler, Brexit gibi politik belirsizliklerin damga vurduğunu belirtti. Keler, bu tür politik belirsizliklerin de etkisiyle yaşanan güven sorunuyla ticaret ve yatırım harcamalarının azaldığını ve küresel büyümenin kriz dönemindeki seviyelerine gerilediğini söyledi. Bu nedenle gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının 2019 yılında genişlemeci para politikalarını sürdürdüklerini hatırlatan Keler, yaşanan negatif faiz sorunu nedeniyle getiri arayışı içerisinde olan portföy yatırımlarının bir kısmının gelişmekte olan ülkelere yöneldiğini ifade etti. Keler, 2019 yılında gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy yatırımlarının yüzde 60 büyüdüğüne dikkat çekti.

 

2020’ye ümitle bakıyoruz

2020 yılında ise küresel anlamda bir süredir duraksayan yatırımların tekrar hayata geçmesinin beklendiğini kaydeden Keler,“Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları genişlemeci para politikalarını sürdürürken, belirsizliklerin azalması ile öncü göstergelerde iyileşme başladı. Küresel PMI endeksi ve global sürpriz endeksinde önemli artışlar gözlüyoruz. Son günlerde özellikle Çin’deki salgın hastalık nedeniyle endişeler artsa da düşük faiz ortamı ve azalan ticaret belirsizlikleriyle 2020 yılında küresel büyümenin özellikle gelişmiş ülkelerden gelecek katkıyla hız kazanması bekleniyor. Biz de 2020’ye ümitle bakıyoruz” ifadesini kullandı.

 

Türkiye’nin risk primi düştü

Ekonomi yönetiminin attığı adımlar ve küresel gelişmelerin katkısıyla 2019 yılında Türkiye’nin risk priminin düştüğünü belirten Keler “Enflasyon beklentilerindeki ve ülke risk primindeki iyileşme kısa vadeli politika faizinin indirilmesine olanak sağlarken, uzun vadeli faizler de geriledi.  Faiz oranlarındaki gerileme ve iç talepteki toparlanma kredi büyümesi yoluyla büyümeye katkı sağladı” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin yeniden büyüme patikasına döndüğünü vurgulayan Keler, şöyle devam etti: “Büyümedeki toparlanmada, finansal koşullardaki iyileşme, belirsizliklerin azalması, enflasyondaki istikrar, tüketici ve yatırımcı güvenindeki toparlanmanın etkili olduğunu değerlendiriyoruz. Nitekim reel sektöre yönelik anketler, geleceğe yönelik beklentilerin olumlu olduğuna işaret ediyor. Bizler de finans kesimi olarak 2020’ye iyimser bakıyoruz. Türkiye’nin bu avantajları ile öne çıkacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

 

 

 

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: MURAT İLTER

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam