SON DAKİKA
reklam
reklam

İnançların beşiği Anadolu

Eklenme Tarihi: 5 Nisan 2021, Pazartesi - 11:18   Okunma Sayısı: 54514
Farklı kültürlerin ve dinlerin harmanlandığı Anadolu, camisinden, kilisesine, sinagogundan tapınağına kadar pek çok dini yapıyı yüz yıllardır kadim bir bilgelikle bağrında saklıyor

İnanç ya da yaratıcının varlığına inanmak, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan; çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar ve ibadetlerin bir bütünü olarak kabul ediliyor. Zaman zaman din, inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılmakta. Dinler tarihine bakıldığında farklı kültür, topluluk ve bireylerde din kavramının farklı biçimlere sahip olduğu, dinlerin mensupları tarafından her çağda coğrafya ve kültür değerlerine göre yeniden tasarlandığı görülür. Anadolu ise tüm dinlerin hatta inanışların ortak noktası olması açısından ruhani bir özelliğe sahip. Cami, kilise, katedral, sinagog, cem evi ya da tapınak gibi dini yapıların yanı sıra paha biçilmez diğer tarihi dini yapıları ve kültürel hazineleri bünyesinde barındıran Anadolu, inançların beşiği olarak yüzyıllardır kadim dünyanın sırlarını içinde barındırıyor. Anadolu`da yapılan ilk Türk camisi olan Ebu'l Menuçehr`in yanı sıra Amenaprgiç Kilisesi, Ani Katedrali, Dikran Honentz ve Abugamir Pahlavuni kiliseleri gibi önemli dini eserler de Ani'de yer alıyor.

Anadolu'nun ve hatta dünyanın en eski kenisesini ve kilisesini bağrında saklayan Anadolu, milattan önce 10 bin yılına uzanan Göbeklitepe ile tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor.

 

 Anadolu'daki ilk Türk camisi

 

Türkiye-Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay Nehri'nin iki derin dar boğazının ortasında yer alan Ani Ören Yeri, Anadolu'daki ilk Türk camisi Ebu'l Menuçehr'e ev sahipliği yapıyor. Camii, 884-1045 yılları arasında Bagratlılar, 1045-1064 yılları arasında Bizanslılar tarafından yönetilen Ani şehrinin Selçuklular tarafından fethedilmesinden sonra 11. yüzyılda Ebu'l Menuçehr Bey tarafından yaptırıldı. Tamamen tüf taşı kullanılarak inşa edilen camii, dikdörtgen planlı harim, beş sütunla üç sahına ayrılmakta. Sahınların içindeki her bir bölümü kare planlı olan Ebu'l Menuçehr Camiinin bu bölümlerinin üzeri farklı şekilde tasarlanmış tonozlarla kapatılmıştır. Kuzeybatı köşesinde bulunan kapıdan geçilerek girilen camiinin kuzey cephesinde bulunan ikinci giriş ise minareye açılmaktadır. Bu cephenin bitişiğinde bulunan minare sekizgen planlı olarak yapılmıştır. Mihrap nişi yarım dairevi planda ve üzeri mukarnaslı olarak yapılan caminin tavanlarında renkli taşlardan yapılmış geometrik süslemeler bulunmakta. 11. ve 12. yüzyıla ait İslam mimarisi eserlerini de bünyesinde barındıran ve 2016`da UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescil edilen Ani Ören Yeri'nde bulunan Anadolu'daki ilk Türk camisi olan Ebu'l Menuçehr'in restore edilerek ibadete açılması için etrafında başlatılan kazı çalışmaları devam ediyor. 

 

 

Anadolu'nun ve dünyanın ilk kenisesi

 

Antakya’daki St. Pierre, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere neredeyse her kaynakta Hıristiyanlığın ilk kilisesi olarak geçiyor. Antakya- Reyhanlı yolu üzerinde kente iki kilometre uzaklıkta Habib-i Neccar Dağı yakınında yer alan doğal bir mağara bulunan ibadethanenin İsa’nın on iki havarisinden biri olan Aziz Petrus’un ilk vaaz verdiği yer olduğuna ve mağarada cemaatin ilk kez ‘Hıristiyan’ adını aldığına inanılıyor. Bu nedenle St. Pierre Kilisesi Hıristiyanlığın ilk kilisesi olarak biliniyor. Mağara, Hıristiyanlığın Roma Devleti tarafından resmi din olarak kabil edilmesinden sonra yapılan eklemeler ile gotik tarzda bir kilise şeklini aldı. Aziz Petrus’un ilk Papa olarak kabul edilmesiyle Katolik inancının dünyaya yayılmasında bir merkez konumunu aldı. Ancak Antakya’daki bu yerin ilk kullanılmaya başlandığında bir kilise değil, gizli ibadet yeri anlamına gelen kenise olduğuna dair yorumlarda bulunuyor. Hz.İsa’dan sonra havarileri cemaat oluşturmak için her yerde özellikle de saklanabilecekleri mağaralarda hem ibadet ediyorlardı, hem de dinlerini yaymaya çalışıyorlardı. Mağaraların tercih edilmesinin ana sebebi barınmak olmakla birlikte İsa’nın bir mağarada dünyaya gelmesiyle de öne çıkan tarihsel bir yönelişte bulunmaktaydı. İnançsal sebeplerle gizli gizli ibadet edilen bu yerlere ‘kenise’ denmekteydi. Ayrıca Antakya’daki St. Pierre'nin ismi dünyanın kabul gören ilk yedi kilisesi; Ephesos (Efes), Smyrna (İzmir), Pergamon (Bergama), Thyateira (Akhisar), Sardes (Salihli), Philadelphia (Alaşehir) ve Laodikeia (Denizli) arasında yer almıyor. Bu nedenle St. Pierre Anadolu'daki ilk kilise değil, ilk kenise'dir.

 

Anadolu'daki ilk kilise

 

Dünyanın ilk kilisesi, Konya yakınlarındaki Sille yerleşkesinde, ‘Hristiyanlar’ın annesi’ olarak bilinen imparator Constantin’in annesi İmparatoriçe Helena tarafından sağlanan serbestlik ile 327 yılında inşa edilen ve günümüzde de Azize Helena adıyla bilinen kilisedir. Bu kilise, Roma’nın Hıristiyanlığı serbest bırakmasından üç yıl önce inşa edildi. Helena, seksenli yaşlarında Kudüs’e hac yolculuğuna çıkar. Hz. İsa’ya ait kutsal eşyaları bularak beraberinde Constantinapolis’e getirir. Kudüs’e yaptığı hac yolculuğu sırasında Sille’ye uğrar.

Buradakilerin ilk Hıristiyanlık çağlarına ait oyma mabetlerde ibadet ettiğini gören Helena Sille’de bir mabet yaptırmaya karar verir. Kilise asırlar boyu onarımlar görerek günümüze kadar gelmeyi başarır. Kilise düzgün kesme Sille taşı ile yapılmıştır. Avlusunda kayalara oyulmuş odalar bulunmaktadır. Kilisenin kuzeye açılan kapısından dış nartekse girilir. Burada kadınlar mahfeline çıkan iki yönlü taş merdivenler yer almaktadır. Kilisenin ana kubbesi dört fil ayağı üzerindedir ve kilise üç neflidir. Kilisenin içerisinde ahşaptan, üzeri alçı süslü bir vaaz kürsüsü ile apsisle ana mekânı ayıran ahşap alçılı kafes bir sanat şaheseridir. Kubbe geçişlerinde ve taşıyıcı ayaklarda Hz. İsa, Hz. Meryem ile havarilere ait resimler bulunmaktadır. Kilise, Selçuklu Belediyesi tarafından onarılmıştır.

 

 

Anadolu'daki ilk sinagog

 

Anadolu’daki ilk sinagog olarak bilinen Sardis Sinagogu Manisa ilinde bulunmaktadır.

Sardes, MÖ 133'de Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olana kadar birçok yabancı hakimiyetin altına girdi. Şehir, Roma eyaleti olan Lidya'nın idari merkezi haline geldi. MS 17 yılında gerçekleşen yıkıcı depremin ardından Sardes yeniden inşa edildi ve Roma hakimiyeti altında varlıklı bir yaşam sürdürdü. Sardes MÖ 3.'yda Yahudi cemaatinin yaşadığı bir bölgeydi. Sinagogun bulunduğu alanda ilk kazılar 1864’te yapılsa da bilimsel kazılar için bir yüz yıl daha beklendi. Ticari ve stratejik önemi bulunan Sardis, Antik Çağ’da büyük ve zengin bir çarşıya sahipti. Sardis, aynı zamanda Havari Pavlus’un güzergâhı üzerinde bulunduğu için Hıristiyanlık açısından da önemli bir merkez konumundaydı. Sinagogun yapım tarihinin milattan sonraki bir devre ait olduğu sanılıyor. İlk olarak mahkeme binası olarak inşa edilmesine rağmen, Sardis’teki Yahudi cemaatinin kenti ziyaret eden Roma imparatorundan bu binanın sinagog olarak kullanılması talebi ile sinagoga dönüştürüldü.

 

Dünyanın en eski tapınağı Anadolu'da

 

İnsanlık tarihi hakkında bildiklerimizi yeniden düşünmemizi sağlayacak, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştirip, dinler tarihini sorgulatacak, bir kısmımızın varlığından haberi dahi olmadığı bir arkeolojik çalışma 1995 yılından beri Urfa Göbeklitepe'de devam ediyor. İnşası Milattan önce 10000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere'de bulunan Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Neolitik döneme ait Göbeklitepe, ilk tapınağın dolayısıyla yeryüzündeki ilk inancın merkezi olabilmesi açısından önemli. Bu bölgede yaklaşık 20 tapınak tespit edilmiş ve şu ana kadar yalnızca 6 tapınak gün ışığına çıkartılabildi.

 

Anadolu'nun ilk tarihi Cem evi

 

Arapgir İlçesine bağlı Onar Köyü'nde bulunan Büyük Ocak Cemevi 795 yıldır ayakta duruyor. Selçuklu mimari tarzının örneklerini de barındıran Cem evi 7 kat göğü temsil eden mingi sistemiyle yapıldı. Kuruluş tarihi Selçuklular dönemine dayanan Onar köyü tarihi, kültürel ve inançsal varlıklarıyla, Anadolu topraklarında çok önemli bir konuma sahip. Şeyh Hasan Onar tarafından  1224 (Hicri 621) yılında yapılan ve günümüze kadar korunan Büyük Ocak Cem Evi, 8 asırdır bu mahallede varlığını sürdürüyor. Onar’da yapım tarihi 1887 olan “Onar Köyü Camii” de bulunuyor. Anadolu'nun bilinen en eski Cem Evi, Türkiye’nin dört bir tarafından Alevi-Bektaşı inancına sahip insanlarca ziyaret ediliyor. Köyden, organik dut, kayısı ve erik pestili, kayısı sirkesi, Tahin ve dut pekmezinin yumuşak köpük pestili ve reyhan reçeli satın alabilirsiniz.

 

Kaynak: AA
Editör: AA

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım. 


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop emlak sinop pansiyon sinop günlük kiralık daire sinop web tasarım güneş paneli güneş enerjisi güneşten elektrik üretme