SON DAKİKA
reklam
reklam

Antik Kentler Rotası yazı dizisi - 2 // Syedra'dan Side'ye mistik eserler

Eklenme Tarihi: 24 Eylül 2021, Cuma - 21:13   Okunma Sayısı: 17906
Toros dağlarının yamaçlarında, Akdeniz kıyı şeridinin üzerinde birer inci tanesi gibi dizilmiş olan antik kentler her an keşfedilmeyi bekleyen mistik eserlerle dolu. Antik kentleri süsleyen kaleler, agoralar, sütunlu caddeler, kiliseler, hamamlar, anıtsal tapınaklar ve nekropoller tarihin kadim izlerini taşıyorlar.

Bir çok uygarlığa ve medeniyete ev sahipliği yapan Akdeniz bölgesi, eşine az rastlanır antik kent kalıntılarıyla dolu. Bu antik kentler Akdeniz bölgesinin turizmine, tarihsel ve kültürel zenginliği ile katkı sağlıyor. Her yıl binlerce turist, Antik Kentlerin mistik izlerini aramak için bölgeye geliyor. Binlerce yıl önce bu bölgede yaşamış medeniyetlerin kadim eserlerini bünyesinde barındıran antik kentler, orta çağ kalelerini, agoraları, sütunlu caddeleri ve kiliseleri günümüze kadar taşımış. Alanya'da düzenlenen Dünya Plaj Voleybolu Şampiyonası'nı takip ederken, farkına vardığımız Antik kentlerin Alanya'dan Ege'ye kadar uzanan bir sahil şeridinde sıralandıklarını öğrendik. Gazeteci arkadaşım Sinan Beratlıgil ile kendimize bir Antik Kentler Rotası hazırlayarak tarihin kadim izlerini sürmeye başladık. İkinci günümüzde, Helenistik dönemin izlerine rastladığımız antik kentlerde gördüğümüz, hamamlar, anıtsal kapılar, tapınaklar ve nekropol alanındaki anıt mezarlar, binlerce yıllık tarihi yeniden yaşamamızı sağladı.

Syedra Antik Kenti

Antik kentler turumuzun ikinci gününde Alanya-Gazipaşa karayolunun yaklaşık 20. kilometresindeki Seki Köyü sınırları içerisinde yer alan Syedra Antik Kenti ilk durağımız. Kilikya Bölgesi'nin batı sınırı olarak önemini koruyan kenti iki büyük cadde enine kesmekte ve bunlara dik inen merdivenli sokaklar antik kentin şehir planını oluşturuyor. Syedra antik kentine batıda halen ayakta olan anıtsal kapıdan geçerek giriyoruz. Dönemin su ihtiyacını karşılayan ve kentin güney batısında bulunan doğal kaynaktan beslenen sarnıçları görmek mümkün. Su depolamak için kullanılan Sarnıç Mağarasının duvarları erken Hıristiyanlık döneminde yapılmış fresklerle süslü. Mağara ayrıca vaftiz mağarası olarak da adlandırılıyor. Syedra Antik Kentinde birbirine paralel gibi duran iki ana caddeyi geçtikten sonra kenti oluşturan 3 kademe bulunuyor. İlk kademede patika yollar, Güneydoğu Tapınağı, Güney Nekropolü, Meclis Binası, Güneybatı Kent Kapısı, Batı Caddesi, Kaynak Mağarası, Büyük Sarnıçlar, Batı Kent Kapısı, Bazilka ve Vaftiz Mağarası bulunuyor. Bir üst kademede ise Sütunlu Cadde, Büyük Hamam, Anıt Mezar ve Kilise yer alıyor. En üst kademede ise Akropol yer alıyor. Roma İmparatoru Septimus Severus'un ayaklanmaya katılmayan şehir halkına yazdığı teşekkür mektubunun sergilendiği mermer blok, etrafı surlarla çevrili olan Syedra Antik Kentinin en çok ilgi gören eseri. Syedra Antik Kentinde sütunlu caddede üzerinde sergilenen mermer blok günümüzde Alanya arkeoloji müzesinde sergileniyor. Syedra Antik Kentinden çıkarılmış Roma dönemine ait mitolojideki su perilerinin Herakles'in yoldaşı ve hizmetçisi Hylas'ı kaçırma sahnesinin canlandırıldığı mozaikler de yine Antalya Müzesinde sergilenmekte.

 

Naula Antik Kenti

Antik kentler rotamızda Alanya’ya doğru ilerlerken, Antalya’nın Alanya İlçesi’ne bağlı Mahmutlar beldesi sınırları içerisinde yer alan Naula Antik Kenti yeni ilgi alanımız oluyor. Bizans dönemine ait eserlerin bulunduğu antik kent kasabanın kuzey doğusundaki düzlük alanda kurulmuş. Etrafı surlarla çevrili olan Naula Antik Kenti’nin denize 200 m mesafesi bulunuyor. Naula Antik Kentini gezdikçe eserlerin ve yapıların Doğu Roma İmparatorluğu’nun tüm şehirsel havasına sahip olduklarını görmek mümkün. Yer yer Roma ve Selçuklu dönemi tarihi izlerini taşıyan Mahmutlar Beldesi’nde Alanya’nın ilk Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’a ait görkemli av köşkü günümüzde de büyük ilgi görüyor. 33 dönüm üzerine kurulmuş antik kentteki binalar, moloz taş ve harç ile yapılmış. Kentte altı tane tapınağın ve iki de kilisenin bulunması, antik kentin bir dini merkez olduğunu göstermekte.

Laertes Antik Kenti

Alanya’dan yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta yer alan Laertes Antik kenti, diğer antik kentlere göre sahil kesiminde değil, daha iç kesimlerde yer alıyor. Toros Dağları üzerinde, Dim Vadisi ağzında yükselen Cebel-i Reis Dağı'nın güney eteklerinde, deniz seviyesinden 850 metre yükseklikte savunmaya uygun bir coğrafyada kurulan Laertes Antik kenti, uzun yıllar Dağlık Kilikya bölgesinin sınırları içerisinde yer almış. Agora, exedra, hamam, sarnıçlar, tiyatro, evler ile İmparator Claudius’a, Apollon’a ve Zeus Megistos’a ait tapınaklar, kentin günümüze kadar gelen önemli kalıntıları arasında sayabiliriz. Bölgenin uzun yıllar korsanların elinde kalması sebebiyle, kentte Helenistik Dönem'e ait kalıntılar bulunmuyor. Mezar yerlerinin bulunduğu nekropol, kentin güney kesiminde yer almakta. Nekropol alanı içerisinde çok sayıda ostotek parçaları ve ostoteklerin üzerinde durduğu kaideler hala ayakta duruyor. Laertes Antik Kentinde bulunan, M.Ö. 6'ncı yüzyıla ait olan ve üzerinde Fenike dilinde yazıların bulunduğu taş yazıt Alanya Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.

Side Antik kenti

Antik kentler rotamızda ilerlemeye devam ediyoruz. Antalya’nın 80 kilometre doğusunda, Manavgat’ın 7 kilometre güneybatısında bulunan ve bir yarımada üzerinde kurulan Side Antik Kenti, Pamfilya’nın en önemli liman kenti olarak MÖ 7. yüzyılın en gözde yerleşim merkezi oldu. Lidya Krallığı'nın egemenliğine giren Side, daha sonra Perslerin hâkimiyeti altına girdi. Büyük İskender’in Anadolu seferinde hiçbir direniş göstermeden kapılarını Makedonya kralına açan Side, daha sonraları İskender’in kurduğu büyük sikke basım merkezlerinden biri oldu. İskender’in ölümünden sonra Helenistik Dönem krallıkları arasında sürekli el değiştiren Side, sırasıyla Ptolemaioslar, Seleukoslar, Suriye Krallığı ve Bergama Krallığı altına giren Side, bir süre sonra yeniden bağımsızlığına kavuşarak tarih içerisindeki en parlak devirlerinden birini yaşadı. MÖ 1. yüzyılda Side limanı ve pazar yerleri korsanların eline geçti. MÖ 78 yılında Romalı Konsül Publius Servilius’un bölgeyi korsanlardan temizlemesi üzerine Side de Pamfilya’nın diğer kentleri gibi Roma İmparatorluğu’na bağlandı. Ticaret ve liman kenti olarak tanınan Side Antik Kenti kalıntıları üzerinde XX. yüzyıl başlarında Giritli göçmenler tarafından Selimiye Köyü kurulmuş. Bir yarımada üzerine kurulmuş olan Side, diğer Pamfilya kentlerinde olduğu gibi şehrin ana kapısından başlayan bir anıtsal cadde boyunca uzanmakta. Kuzeydoğudaki Büyük Kapı'dan başlayan ana cadde, tiyatro önündeki kavis dışında hemen hemen düz bir çizgi şeklinde yarımada boyunca ilerleyerek tapınaklar yakınında büyük bir meydanla sona eriyor. Kentin ikinci büyük caddesi de Büyük Kapı'dan kentin güneyine doğru uzanıyor. İki tarafında da korint başlıklı sütunların yer aldığı caddelerin arkasında ise üstü örtülü ve önü sütunlu açık galeriler olan portikler ve bunların gerisinde de bir sıra dükkanlar yer alıyor.

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: MURAT İLTER

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım. 


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop web tasarım sinop erkek öğrenci yurdu sinop kız öğrenci yurdu sinop kız yurdu arslan pansiyon sinop