SON DAKİKA

YAŞ ve DENEYİM …

Köşe Yazarı: Kamil YILMAZ Eklenme Tarihi: 9 Eylül 2018, Pazar - 22:10 Okunma Sayısı:

Yaşlandığımızı en çok hangi hallerde düşünürüz ?

 

Vücudumuz beynimizin hızına yetişemediğinde ?

Telefonumuz çaldığında aile üyelerimizden başka kimse artık aramıyorsa ? Eğilip kalkmakta Yürümekte koşmakta zorlandığımızda ? Gözler kulaklar eskisi kadar işlevini göremiyorsa vs…

Sayısız örnek eklenebilir elbette…

Şahsen ben en çok teknolojiyi yakalamak kullanmakla ilgili zorlandığımda yaşlanmışlığı düşünüyorum hemen … Çağı yakalamakta zorlandığım an aklıma yaşlanmışlık geliyor…

 

Evet beyin yaşlanmıyor ve beden aksine hızla yaşlanıyor .

 

Oysa yaş almış insanların yaşam tecrübelerine ve bu deneyimlerden çıkardıkları sonuçla verdikleri derslere bakıldığında ilerleyen yaşlar çok önemli… Düşülür kalkılır çizikler içinde kalınır elbette ama deneyim kazanılır bunlardan sonuç çıkarılır bu sonuçların kıymeti aktarıldıkça paylaşıldıkça artar…

          

Mimar Sinan Süleymaniye Camisi’ni bitirdiğinde 70 yaşındaydı, Selimiye Camisi’ni tamamladığında ise 86 olmuştu. Picasso 90'ında hala yeni eserler veriyordu. Charlie Chaplin 76 yaşında film yönetmenliği yapıyordu.Goethe Dr. Faust'u 80'inden sonra kaleme aldı. Nobel ödüllü Dr.Albert Schweitzer 88 yaşında Afrika’daki hastahanesinde ameliyatlar yapıyordu. Shakespeare Otello'yu 73, Falstaff'ı 80 yaşında bitirdi.

 

Yaşamlardan yaşanmışlıklardan cıkarılacak dersler çok kıymetli… Bu dersleri aktaranlardan alış ve uygulayış şeklimiz, önerilere açık olmamız da aynen çok önemli…

 

            Bizde yaşlılığın ilk adımı emekli olmaktan geçiyor, kaç yaşınızda olursa olsun emekli olmuşsanız artık yaşlısınız… Hem sistem size bakışı davranışı bakımından yaşlı muamelesi yapar, hem de kendi gönül rızanızla artık neredeyse bi ayağınız çukurda gibi davranırsınız kendi kendinize… Oysa yaşamın içinde yer almak günlük yaşamın koşuşturmacası içinde çabalamak insanı zinde tutuyor. Avrupalılara bakıyorum da 76 yaşında kadın kasiyer. 80 e merdiven dayamış adam tezgahtar , sabahın erken saatlerinden itibaren yaşamın içine dalıyorlar… Bir yıl sora hangi ayın hangi zaman diliminde tatil yapacaklarından tutun da dünyanın neresinde hangi lezzetleri tadacaklarına kadar , yaşam planlanmış organize edilmiş kendileri için… Çalışma anı da tatil zamanı da planlı programlı … Belki de bu yüzden yaşlanmışlık duygusuna kapılmıyorlar yaşama sımsıkı tutundukları için sağlam sağlıklı ve hayata bağlılar..

 

            Yabancı çok uluslu şirketlerin İstanbulda ki yöneticilerine bakıyorum da 70-75 yaş arasında olanlar o kadar çok ki…

İş ve yaşam tecrübesini yetiştiği alanda, ekonomiye sektöre aktarmaya devam ediyorlar…

 

            Bizim memlekette beni en cok üzen konulardan biri de öğretmenlerimizin cok genç yaşlarda eğitim öğretim alanından kopmaları…Oysa en verimli en olgunlaşmış donanımlı hale geldikleri 40 lı 50 li yaşlarında emekli oldular…Yazık oldu ne diyeyim…

 

            Kendimize memlekete insanımza geleceğimize yazık etmemek için her yaşta yaşamın içinde yerimizi almalıyız … Hangi alanda olunduğunun da pek önemi yok…Yaşamın içinde yer alıp tecrübelerimizi deneyimlerimizi aktaralım paylaştığımızda geçmişten alınan dersler geleceğe aktarılabildiğinde ;Her şey daha güzel olacaktır…

 

            Kamil Yılmaz - kamilyilmaz1919@gmail.com

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam