SON DAKİKA

Âşıklar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Eylül 2018, Cuma - 10:40   Okunma Sayısı:

Hayatımın en mutlu yılları 7,5 yıl süreyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da geçen yıllar olmuştur. Anadolu’nun güzelliği insanının karakterinde yatar. O insanların da güzelliği hiçbir zaman bitmez. İnsana saygılı, toprağa sevgi besler o güzel insanlar…

Şarkılara türkülere konu olmuş dizeleriyle bizlere bu kadar duyguyu yansıtan ozanlarımız, ilham aldıkları tabiat ve kadın olgusuna nasıl bakmışlar?

 

*Posoflu Müdamî 

Asıl adı Sabit Ataman, Nisan 1918’de Posof’un Demirdöğen köyünde doğmuş, 4 Kasım 1968’de aynı köyde vefat etmiştir. 15 yaşında imamlığa başlamıştır. Âşık olduğu Şemsinur hanımla evlenememişse de onu hiçbir zaman unutamamış. 50 senelik bir ömür sahibi olan halk şairimizden bir güzellik:

 

“Ömür törpüsüdür avradın horu

Yüzünde olmalı Muhammed nuru

Ne pek gödek olsun ne de hündürü

Normal kıyafette boyuna bir bak “

*Efkârî

Anadolu’da yapılan evlenmelerde düğün, vazgeçilmezlerden biridir. Herkes hayatında bir kez bile olsa düğünde oynamıştır. Asıl adı Efkârî olan ozanımız, 28 Haziran 1900 yılında Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı Yolüstü köyünde doğmuş, 15 Mayıs 1980’de Bursa SSK Hastanesinde vefat etmiştir.

Efkârî, medrese tahsilinden sonra askere gitmiştir. Almanya ve Tiflis’te bulunmuş, rahatsızlığı sebebiyle yurda dönmüştür. Şiirlerinde her türlü konuya değinmiştir. Bir düğün tasvirinde bakın ne diyor:

“Komşu kapısında düğün kurulur

Bazı divaneler çalmadan oynar

Efsane anlamaz zurna sesinden

Davulsuz zurnasız bilmeden oynar”

 

*Âşık Mahzunî

Günümüzün Pir Sultanı’nı anmadan geçemeyiz. O, “İşte gidiyorum, çeşm-i siyahım” sözleriyle bu topraklara damgasını vuran “Sermayesi derdi, serveti ahı” olan Anadolu abidesini…

Gerçek adı Şerif Cırık olan halk ozanımız 17 Kasım 1939 yılında Kahramanmaraş-Afşin kazası Berçenek köyünde doğmuştur. Hayatı acılar içinde geçen ozanımız tedavi için gittiği Köln’de 17 Mayıs 2002’de vefat etmiştir.

 

“İşte gidiyorum çeşm-i siyahım 
Önümüze dağlar sıralansa da 
Sermayem derdimdir servetim ahım 
Karardıkça bahtım karalansa da”

 

*Âşık Veysel

Soyadı Şatıroğlu’dur. Sivas-Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğmuş, 21 Mart 1971’de aynı köyde ölmüştür. Yedi yaşında görme yeteneğini kaybetmiştir. Babasının yanına gelen âşıkların uyandırdığı ilgiyle saz çalmaya başlar.

1919’da evlenir, iki yıl sonra anne ve babasını kaybeder.1933’te Ahmet Kutsî Tecer’le tanışır ve Köy Enstitülerinde saz hocalığı yapmaya başlar. 1965’te TBMM Veysel’e, “Ana dilimize ve Milli Birliğimize” yaptığı hizmetlerden dolayı özel bir kanunla vatanî hizmet tertibinden maaş bağlar.

 

Bir düğün tasviri de Âşık Veysel’den:

 

“Ben giderim adım kalır

Dostlar beni hatırlasın

Düğün olur bayram gelir

Dostlar beni hatırlasın”

 

Hey Koca Âşıklar! Sizleri hatırlamamak mümkün mü? Nasıl öğrenecektik aşkı, sevdayı çileyi, özlemi, gizemi siz olmasaydınız? Fâni dünyanın sizlere sunamadığı nimetleri yaşayın o diyarlarda… Şiirleriniz dillendirilir radyolarda, türküleriniz söylenir düğünlerde, davullarla yankılanır dağlarda…

Her şeyin bir sonu olduğu gibi aşkın, sevdanın, servetin, sağlığın da bir sonu olduğu gerçek… Sonunda Veysel de toprağına kavuşmuştur, her fâni gibi… Siz, Anadolu’nun bağrından çıkan âşıklar, nurlar içinde yatın! Mekânınız cennet olsun!

 

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam