SON DAKİKA

Gündelik hayatımızın tarihi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Kasım 2018, Perşembe - 11:33   Okunma Sayısı:

(Kitap tanıtımı)

Bir tabak meyve veya bisküvi alıp bu kitabı karıştırmaya başladığınızda tabağınızın Çin’den Amerika’ya uzanan bir coğrafyayla Eski Mısır’dan “24 Nisan Ekonomik Kararları”na uzanan tarihi serüvenin sonucunda dolmuş olduğunu göreceksiniz.

Yanında tercih ettiğiniz içeceğin hangi yüzyılda hangi toplumsal statüyü yansıttığını, Türkiye’ye ne zaman girdiğini, ne zaman aristokrat, burjuva, liberal sosyalist alışkanlığı olarak görüldüğünü, ne zaman kadın, erkek, yuppi, snoplara özgü bulunduğunu zevkle ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadan okuyacaksınız.

Günlük yaşantımızı dolduran birçok maddi manevi kültür öğesinin tarihi ya çok bildik görülmeleri veya çok yeni oluşları nedeniyle tarihi kitapları, ansiklopedi ve sözlüklerde pek az ya da hiç yer almamaktadır. Sayılan öğeleri bu kitapta tarihsel kökenleri ve anlam alanları, karşılaştırmalı etimolojileriyle birlikte şu başlıklar altında bulabileceksiniz.

İnançlar, büyüler, gelenekler, takvim, görgü kuralları, mutfak, ev ve çevresi, banyo, giyim kuşam, süslenme, sağlık, yeme içme, çocukluk, cinsellik, mahalle, işyeri, devlet ve millet, oyun, eğlence ve spor, keyiften hobiye…

Alıntılar

At nalı: Eski Yunan ve Romalılarca uğurlu kabul edilen at nalı, Ortaçağ’da büyücülük salgını ve avı başladığında bütün Avrupa’da güçlü bir tılsım olarak yaygınlaşmıştır…

Ayna kırılması: Eski Mısır, Yahudi ve Yunanlar pirinç, tunç, altın ve gümüşten yapılma aynalar kullanırlardı. İ.Ö. 6’ncı yüzyılda Yunanlar arasında su dolu kaplardan geleceği okumak yani kâhinlik başladı. Romalıların miratorium adını verdikleri bu uygulamaya göre suda aksi görünen kişinin geleceğini okumak mümkündü ama bu kap bir şekilde döküldüğü veya kırıldığında bunun anlamı da o kişinin kısa süre içinde felâkete uğrayacağı, daha doğrusu öleceğiydi.

Romalıların inancına göre insan sağlığı yedi yıllık dönemler geçirdiğinden kırılan ayna yedi yıllık hastalık veya talihsizlik anlamına gelmeye başladı.

Merdiven altından geçmek: Eski Roma’da merdiven altından geçmek zorunda kalan birinin kötü talihten kurtulmak için yapması gereken hareket bizleri yakından ilgilendirir. Bu el hareketi, baş parmağı işaret ve orta parmağın arasına sokarak merdivene sallamaktır. Fico adı verilen bu hareket aynı zamanda fallik bir simgedir… Batı kültüründe bu işaret incir işareti olarak bilinir. Portekiz ve Brezilya’da halen canlıdır… 

Evlilik yüzüğü: 860 yılında papa I. Nikolas nişan yüzüğünün evlenme arzusunu bildirmek üzere takılmasının zorunlu olduğu kararını aldı. Evliliğin kutsallığı ve boşanma yasağının savunucusu olan Papa, evliliğin fedakârlık gerektirdiği savıyla altından başka yüzüğün de kabul edilmeyeceğini kararlaştıracak geleneğin kurucusu oldu…

Kucaklaşmak-öpüşmek: Sinemalarda haber saatleri varken Arap zirvelerinde liderlerin kucaklaşıp üç defa öpüştüğünü, Sovyet liderinin uzaydan dönen kozmonot Gagarin’i ağzından öperek nasıl coşkuyla kutladığını görmüştük.

Abdülaziz-Eugenie buluşmasında Eugenie, padişahın annesini öpmek istediğinde Valide Sultan buna izin vermemişti. Kraliçe de Valide Sultan’ın kahvesini sağlığa zararlı diye içmeyince Abdülaziz annesine çok kızmış, Sultan Hanım gidip Kraliçe’yi öpmüştür. 

Masa âdabı: Görgü kitaplarının önemli konularından biri selamlaşmaksa diğeri de masa âdabıdır. Avrupa’da 13’üncü yüzyıldan itibaren yazılan kitaplardan yapılacak sınırlı alıntılar konunun önemini ve geçirdiği evrimi ortaya koymaktadır:

  • 13’üncü yüzyılda kemirilen kemiği ortak tabağa koymak, avcılar gibi tükürmek, domuz

gibi tabağa abanmak ayıptır. Burun silinirken masaya arka dönülmelidir.

  • 14’üncü yüzyılda masa örtüsüne burun silinmemeli, eller yıkanmalıdır.
  • 15’inci yüzyılda ağzınızdakini çıkarıp tabağa koymayın ve yemeğinizi tuza banmayın.
  • 16’ncı yüzyılda Rotterdamlı Erasmus’un (1466-1536) yazdığı eğitim ve görgü kitapları etkili olmuştur.

Özellikle kayak bölgesine gidecek olanlar için güzel bir kitap diyebilirim. Kayak yaptıktan sonra şömineli köşede yerini almak, hem kar yağışını izlemek hem de kitap okumak bulunmaz bir nimettir. (Dost Kitabevi Yayınları)

 

 

 

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam