SON DAKİKA

TARAFSIZ VE TAVIRSIZ

Köşe Yazarı: HAVVA LAKUTOĞLU   Eklenme Tarihi: 10 Mart 2019, Pazar - 01:35   Okunma Sayısı:

Türkiye’nin yeni tavsiyelere ihtiyacı var.

Türkiye’nin yeni bir resme ihtiyacı var.

Türk siyasi tarihinin akış sürecinde hep birileri geldi ve gitti. Her şeyin bir zamanı var.

Siyasi partiler güvenilir, inanılır önemli bir ismin imzasının koruyucu bir şemsiyesi altında birleştiren olmalıdır.

İnanmak, güvenmek ve kuşku duymamak gerekir.

Yeni bir çerçeve çiziliyor. Yeni bir parti geliyor. Çalışma yöntemi, tüzüğü, projeleri, vaatleri noktasında hiçbir bilgi sahibi olmadığım ama teveccüh gören bir parti.

İsimler tanıdık, bildik ve çok sık ekranlarda izlediğimiz isimler.

Ali Babacan, Abdullah Gül, Mehmet Şimşek benim duyduğum isimler. Birde Ahmet Davutoğlu var ama onun başka bir parti kurma içerisinde olduğu söyleniyor. Bunlar şimdilik hep fısıltı.

Merakla bekleyen milyonlar var. Bu insanların istekleri cevap bulursa neden olmasın ki?

Bilginin, bilincin, gerçeğin söylemine ihtiyaç var.

Hakikatin söylenmesine ihtiyaç var.

Gücün hem nesnesi hem aracı olanları, halk gördü ve artık dur diyor.

Geçmişin fildişi kuleleri bugün başka koruma mekanizmaları kurmuş, halktan kopuk ulaşılmaz liderler ve kuleler, kaleler yerine artık halk, elini uzattığında ona dokunacak liderler aranıyor.

Çünkü halk artık bitkin, yorgun; mücadele etmekten usanmış. Tedirgin ve endişeli.

Siyasilerin artık toplumsal ve siyasal role sahip olması bugünün en çok aranılan özelliğidir. Demokrasinin tüm argümanlarını kullanan siyasi lider ise arayıp ta bulunamayandır.

Toplumsal ve siyasi meseleler karşısında yaşanılan ekstra kaygıya karşı sorumluluk alabilecek liderler aranıyor.

Tarafsız ve tavırsız liderler.

Demokratik kaygı içerisinde eşitlik kavramının işlevi en büyük özlemdir.

Halk tarafından seçilenler, kendilerine seçkin statünü etiketleyince demokratik bir şekilde de halk adına konuşan, yorumlayan oluyor.

Temsil tamam da ya mesafeler. Halkın ümit ettiği tek şey bugün için aç kalmamak mücadelesidir. Araya mesafeler de girince yukarıdakiler aşağıdakileri anlamaz, duymaz ve görmez oluyor.

Egemenlik ve milletin kendi kaderlerini tayin hakkı siyasal hak ve özgürlükleri sadece seçim günü kullandıkları oy ile sınırlandırılmıştır.

Yeni parti ve adayları bunları biliyor, izliyor ve bir dönemde bu sistemin içerisinde de yer aldınız.

Peki! Ne yapacaksınız?

Bir birey olarak bana haklarımın çerçevesini anlatır mısınız?

Hep hayatımız tıpkı İsmet Özer’in dizelerindeki gibi “Başkalarının aşkıyla başlıyor, başkalarının düşünceleriyle değil.” Bir aşkla geliniyor ve o aşk hep nedense hüsranla bitiyor.

Siyasetçi mi doğulur, siyasetçi mi olunur?

Tabii ki siyasetçi olunur.

Peki neden?

Bir ihtiyaç mıdır siyasetçi olmak?

Elini sallasan siyasetçiyim denilen bu sistemde demek ki ihtiyaçtan çok kişisel çıkarmış.

Bizlerin kahramanları vardı. Bizler kahramanları hep sevdik. Onlar hep ulaşılmaz oldu. Ama bizler kahramanlarla, ülkeyi yönetecek liderleri karıştırınca ortaya ulaşılmaz siyasiler çıkıverdi.

Yöneticiler, liderler hep kendilerinin peşinden koşulsuz gidilmesini ister.

Tıpkı hiç bir şey görmeyen, duymayan, konuşmayan deli divane bir âşık gibi; ya da üç maymun gibi.

Bizler ilerlemek, gelişmek ve dünya insanı olmak istiyoruz.

Çocuklarımızın özgür, yaratıcı ve girişimci olmasını istiyoruz.

Bizleri, genci, yaşlısı, çocuğu, kadını, erkeği artık bizi koruyacak, kollayacak liderler istiyoruz. Bu sorumluluğu alabilecek liderler nerede?

Sorumluluk alıp başkaldıran değil, dinleyen ve anlayan liderler istiyoruz.

Suçu halkında arayan değil, kendi başarısızlığını kabul edebilen liderler istiyoruz.

Kaz dağlarında atılan temeller umarım ulaşılmaz tepeler oluşturmaz.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam