SON DAKİKA

Umutlar erik dalı gibi

Köşe Yazarı: Osman ÇAKIR   Eklenme Tarihi: 14 Mart 2019, Perşembe - 10:07   Okunma Sayısı:

 

Hayatta iki saniye sonra ne olacağını, başımıza ne haller geleceğini çoğu kere bilemeyiz. Tahminlerimizin dışında tabi.

Kim bilebilir; sözünü ettiğimiz iki saniyenin bitiminde ya bir musibetle karşılaşacağız, yahut bir felaket gelecek başımıza.

İhtimalen uzun uğraşlar neticesinde elde ettiğimiz mallarımızı bir anda kaybedeceğiz. Belki de hasta olup, yatağa düşeceğiz. 

Hayatta her şey olabilir. Sıkıntılar, dertler, belalar...

Küçük bir sıkıntıyla karşılaştığımızda hemen başlıyoruz "oflama"ya. Sonra da şikayetçi oluyoruz çevremizdekilerden.

İnsan derdini şikayet eder mi hiç! Sadece dost bildiği yakın arkadaşına açar değil mi?

Çabucak kırılıveriyor ümidimiz bir çeşit erik dalı gibi. Duyduğumuz güven buharlaşıveriyor bir anda.

Oysa sabrımız kavi, kalbimiz umut dolu olmalı.

Koşullar ne olursa olsun insan daima inançlı, sabırlı ve ümit var olmalıdır. Çünkü inanç, ümit ve sabır birbirini tamamlar.

İmkansız denilen yerde her zaman iman devreye girer. İnanmış insanlara Allah (CC) rahmetinden umut kesmemelerini buyurur.

Ümitsizlik girdabına kendini kaptıranların mutlu bir hayatı olmuyor maalesef. Hem ruhsal, hem bedensel, hem de maddi yönden çöküyorlar.

Gündelik hayatta adım atabilmek, yürüyebilmek, konuşup düşünebilmek insan için büyük bir nimet ve sonsuz mutluluktur. 

Var olan nimetlerin değeri ya yitirildiğinde, ya da yokluğunda daha iyi anlaşılıyor.

Sıkıntılarımız ve dertlerimiz karşısında ümitle, ”Dayan kalbim! Sabırlı ol yüreğim!” demeliyiz.

Ümitsiz olursak, aydınlık dünyamızı karartırız, biteriz, yok oluruz.

Bir zamanlar, bir dervişin yolu, bir dere kenarındaki küçük bir dergâha düşer. Dergâh küçüktür ama, içinde yaşayan yüce gönüllü bir Velî vardır. Derviş, hoş-beşten sonra, halini arz eder Veli’ye, niye yollara düştüğünü anlatır:

“Daha düzgün bir hayat yaşamak istiyorum, ama aklıma kötü şeylerin dışında güzel düşüncelerin gelmesine bir türlü mani olamıyorum. Ümitsizim, karamsarım. Buna son vermenin yolunu gösterecek birini bulmak için yollara düştüm.”

Dergâhtaki Velî:

“Sana bir yol göstereceğim” der.

“Ama önce, çıkıp dışarıdan bir miktar rüzgâr alıp getirmen gerekiyor.”

Derviş, aklıkarışık bir halde dışarı çıkar. Rüzgâr nasıl alınıp içeri getirilebilir ki?

Uzun uzun düşünür, çıkış yolu bulamaz bir türlü.

Üzgün bir halde dergâha döner.

“Yapamıyorum. Getiremiyorum rüzgârı” der.

Velî gülümseyerek:

“Evlat” der. “Nasıl rüzgârı avuçlayıp içeri getiremiyorsan, aklına gelen o kötü düşünceleri de aklından silip atamazsın. Ama ne zaman böyle bir düşünce gelip seni yanlış yola çağırdığında, karamsarlığa sevk ettiğinde sen “Hayır” dersen, onlardan sana hiçbir zarar gelmez.”

“Umut fakirin ekmeğidir!” derler. Mutlu bir hayat için önce inanç dolu, sonra ümitli, daha sonra da kararlı olmalıyız! 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam