SON DAKİKA

İstanbul güncesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Mart 2019, Perşembe - 10:27   Okunma Sayısı:

 

Trene iniş ve binişler

Tren son istasyona geliyor. Birazdan duracak. O da ne? Binecekler için anonslara ve yerdeki yönlendirme çizgilerine itibar eden yok. Trendekiler daha inmeden kapının önünde bir yığılma... Trenin kalma süresi saniyelerle sınırlı olduğu için inmeye çalışanlarla binmek isteyenler arasında bir ağız dalaşı hatta itişme başlıyor.

Dün tanık olduğum olay, yer kapma endişesiyle içeriye dalmaya çalışan bir kadına içeriden çıkan bir genç arka çantasıyla çarptı ve itti... Tabi sonrası söz düellosu… 

Çok dikkat ediyorum, yaşlılar yer bulamayacağı kaygısıyla sırada öne geçiyor, yandan kaynak (!) yapıyor. Gençlerse oturup uyumak gibi bir rahatlıktan  vaz geçemiyor. Ahengin kırılma noktası da burada başlıyor.

Yer vermemek veya kamufleli şekilde yerine sahip çıkmak... Bu yüzden yaşlı kişiler, gençlere çıkışabiliyor, gençler de yaşlılara cevap veriyorlar. Bu tatsız manzaralara son vermenin en güzel yolu kurallara uymak... İstanbul gibi bir dünya şehrinde böylesi görüntüleri istemesek de görüyor, megaköylülüğümüzü bir kez daha tescil ettirmiş oluyoruz.

 

Kuleler

Vapurla Kadıköy’den Karaköy’e geçiyorum. Karşımda oturan kişilere selam vererek oturdum. Çantamı ve okuduğum kitabı bırakarak çay almaya giderken beylere de sordum ve onlara da çay aldım. Çaylarımızı yudumlamaya başladık. Tam Kızkulesi’ne yaklaşırken karşımda oturan gence bu yapının adını sordum, bildi. Hangi zengin yaptırmış (!) dedim, bilemediğini söyledi. Çenem açıldı ya, yeniden sordum: 

 

    ---Bu civarda kaç tane kule vardır?

    ---Bi’ de Galata Kulesi var. 

    ---Başka var mı?

    ---Benim bildiğim yok...

    ---Ne kadar zamandan beri İstanbul’dasınız?

    ---17 seneden beri...

    ---Ne iş yapıyorsunuz?

    ---Müteahhidim.

 

Oysa Topkapı Sarayı’nın Adalet Kulesi yanımızda ve bağırıyordu. Karşımızda Beyazıt Kulesi bütün ihtişamıyla görünüyordu.  Hem gülünecek tarafı vardı hem de acınacak tarafı. Hem haklıydı hem haksız… Ancak haklılık ona ait olamaz, yoksul bir aileye ait olabilirdi.

Beyazıt ve Adalet Kulelerini gezmemiş gelememiş olabilirdi. Birisi yüksek giriş ücretli, diğeri üniversite sahasının içinde ve giriş kontrollü... İkisine de girmek bazı insanlar için çekingenlik gerektirebilir. Müzelere giriş de pahalı aslında. Dar gelirli bir aile okula giden çocuklarını nasıl gezdirebilir ki?

 

Beyoğlu’nda yürüme kuralları

  • Birisiyle çarpıştıysanız asla özür dilemesini beklemeyin,
  • Önünüzde gidenlere güvenerek hızınızı onlara uydurmayın. Aniden durabilir veya

geriye dönüp geçtiği mağazaya yönelmek isteyebilir. Her an çarpışmaya hazır olun,

  • Şehrin yarısından çoğu İstanbullu değildir. Trafik tabelası olsa da olmasa da fark etmez.

Yayalara tahsisli İstiklal Caddesi’nde bağırttıra bağırttıra gelen motosikletli, yayalara çekilmesi için korna çalan sürücüye rastlamanız mümkündür,

  • Kavga çıkacağı zaman genellikle "şimdi sana kim olduğumu göstereceğim" tehdidiyle

başlar. Bağırmak ve küfretmek esastır, çünkü bizim memlekette bağıranı dinlerler ve susarlar.

  • Fermuarlı cebinize güvenmeyin. Şişkinliği fark ederlerse çalma eyleminin bir tık

yukarısına çıkarak gaspa dönüşebilir.

  • Müzisyeni en bol şehirlerden biridir İstanbul. Genellikle çok kişinin elinde enstrüman

görebilirsiniz. Çoğunlukla seslendirdikleri parçayı katlederler üstelik enstrümanın ahını alırlar.

  • Tam karşılıklı gelişlerde, hissedersiniz karşıdakiyle çarpışacağınızı... Siz sağ yaparsınız

o da sağa geçer, sola geçersiniz o da sola geçer. Mıknatıs çekim alanı diyebileceğim bu çarpışma öncesi halden kurtulmak için 3-4 adım kala durun, rotayı karşınızdaki belirlesin.

  • Özellikle sabah saatlerinde balgam trafiği yoğundur. Önünüzdekiyle mesafeyi iyi

ayarlayın, tükürük yağmuruna tutulmazsınız.

  • Öğle yemeğine çıkan bazı kuruluşların mensupları geğirme ve geviş getirmeye başlar.

Diğer eylemi söylemeyeyim hadi...

  • Caddede köpeğiyle yürüyenler her dışkılamayı kâğıtla veya naylonla alır çöpe atarlar.

Biraz sonra karşılaşacağı kişiyle de tokalaşmak için aynı eli kullanırlar. İdrar ise yolda kalmaya mahkûmdur.

  • Ara sokaklarda belli köşeler, bu ülkeye göç eden kızların erkek kapışma yeridir. Erken

saatlerde bağırış çağırışlarını duyabilirsiniz.

 

reklam

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam