SON DAKİKA

Otistiklerle Dayanışma Halinde Olmak (I)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 12 Haziran 2019, Çarşamba - 11:10   Okunma Sayısı:

Günümüzde her 150 çocuktan birini etkileyerek, çocuklar arasında en hızlı yaygınlaşan nörolojik bozukluk olması ile dünyada dikkatleri çeken otizm, yapılan araştırmalara göre genetik yapıyla da ilintilidir. Kavramı 1943’de Leo Kanner ilk defa bulmuştur. 1944 yılından itibaren dünyada farklı bir engel grubu olarak nitelendirilen Otizm, haliyle Otistik bireylerin mevcut eğitim öğretim ortamlarından yararlanmalarına engel olan bir rahatsızlık türüdür. Genel olarak bireylerde toplumsal etkileşim ve iletişimin önemli ölçüde bozuk ve anormal gelişimi ile ilgi ve etkinliklerin belirgin sınırlılığı gibi özelliklerle kendini gösteren ve üç yaşından önce: toplumsal etkileşim, toplumsal iletişimde kullanılan dil, sembolik ya da imgesel oyun, vb. gibi alanlardan en az birinde baş gösteren gecikme ya da anormal işlevlere sahip yaygın gelişimsel bozukluk olarak tanımlanmakta. Otizim için; çevresel faktörler de dahil olmak üzere, nedenlerinin bulunması için yoğun araştırmalar devam etmekte. Ülke, ırk, kültür ya da sosyo-ekonomik farklılık gözetmeyen otizmin en etkili tedavisi yoğun bireysel eğitimdir.

Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde ellisinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte ve gelişim sağlanabilmektedir. Otizm, çocuklarda beyin sistemindeki fizyolojik fonksiyonların ve kimyasal dengenin bozulmasıyla, üç yaşından önce ortaya çıkan yaygın gelişimsel bir bozukluk olup, bu bozukluk, çoğu kez genetik nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Otizmin bazı belirtileri mevcuttur. Bunları de dil gelişimi, iletişim sosyal beceriler ve davranış ve aktiviteler bakımından dört ayrı grupta inceleriz. Otistik bir çocukta yukarıdaki temel belirtilerin tümü birden oluşmayabilir. Genellikle erken tanı ve disiplinli bir tedaviyle otistik çocukların normal bir okula devam edebilmeleri her zaman mümkün olabilmektedir. Bunun dışında, otizm tanısı konmasa bile, kısmen otizmin belli semptomlarını gösteren çocuklara da rastlanabilmektedir. Bu semptomları yansıtan çocukların da belli gelişim alanlarında ister istemez bazı problemlerin var olduğu/olabileceği unutulmamalıdır. Söz konusu gelişim alanlarının öncelikle eğitimciler ya da aileler tarafından uygulanabilen eğitim programlarıyla desteklenmesi gerekmektedir. Bu tip sorunu olan çocukların aileleri, belirli aralıklarla gelişim kontrolleri yaptırarak, sorunlu alanlardaki geriliği ve gelişmeyi izlemeli ve bu alanları nasıl destekleyebilecekleri konusunda profesyonel yardım almalılardır.

(Devamı yarın)

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam