SON DAKİKA

Türk Sineması Tarihinden İzler (I)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU Eklenme Tarihi: 9 Ekim 2019, Çarşamba - 10:53 Okunma Sayısı:

Osmanlı’da sinemanın tarihsel başlangıcını geçtiğimiz haftalarda özetleyerek anlatmıştık. Lumiere Kardeşler 1896’da İstanbul’a geldiler. Haliç’in Panoraması, Boğaziçi Kıyılarının Panoraması, Türk Topçusu, Türk Piyadesinin Geçit Töreni adlı filmler çektiler. Çekim yaptıkları iki yıllık süreçte kardeşlerin elinde 1000’e yakın film çıkmıştı.

Türkiye tarihinde ilk sinema filmi bazı kaynaklara göre 1914’de gösterime giren Fuat Uzkınay’ın “Ayestefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” olarak gösterilse bile, bu film kesin bir kaynağa dayanmadığı için filmi sinemanın ilklerinden sayılmaz. Bununla birlikte dönemin tanıkları filmin çekildiğini ancak kayıtlarının tahrip olmasından dolayı kullanılamadığını da belirtmişlerdir . İlk film olarak 5-26 Haziran 1911 yılında Manaki Kardeşler’in Sultan Mehmet Reşad’ın Manastır ve Selanik ziyaretini gerçekleştirdiği anda çekilen sahneler somut delillerle de kanıtlandığından dolayı Türkiye’de ilk Türk filmi olarak değerlendirilir.  Bu konu üzerinde çalışan ve Maltepe Üniversitesinde ders aldığım Burcak Evren hocamız da; sinema tarihimizde çekilen ilk film konusunda daha da geçmişe gidilebileceğini ifade etmiştir.

Nitekim; yapılan araştırmalar 1900’lerin başında da Rum sinemacıların önemli çalışmalar yaptıklarını ortaya koydu. İstanbul-Pera çevresinde  yaşayan Rumlar, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Pera’daki sinemaların en büyük izleyici kitlesini oluşturmuştur.

Yabancı film ithalatı ve temsilciliği ile sinema (gösterim) makineleri ithalatı ve sinema yöneticiliği gibi birçok alanda çok başarılı çalışmalar ortaya koyarlar. Bu yüzden Rum sinemacılar da çeşitli çalışmalar yürütürler. İlk olarak Andereas Ksenatos ve Andreas Livadas’ın  1897- 1906 tarihleri arasından Beyoğlu Omonia (Concordia) tiyatrosunda gerçekleştirdiği  film gösterimleri, aynı dönemdeki Rum sinemacıların çeşitli mekanlarda yürüttüğü çeşitli   çalışmalar bulunmaktadır. Değerli sinemaseverlere konuyla ilgili çalışmalar yürüten Sula ve  Yorgo Boziş’in  “Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar”  isimli kitabını öneriyorum.

Türk Sineması gelişim sürecini yaşarken önemli mesafeler, önemli süreçler yaşamıştır. Sinemanın ilk dönemlerinde Osmanlı’nın yıkılışı ve aynı zamanda Türkiye’nin kuruluş dönemine denk geldiği için büyük sıkıntılar yaşamıştır. Bu sıkıntılardan biri de Türk Sinemasında kadının yerinin olmamasıdır. Osmanlı geleneklerine göre kadın kendini sahne önünde gösteremezdi. Orta oyunlarında kadın rolünü bu yüzden erkekler üstlenmiş ve onlarda kadın kılığına girip bu işi sürdürmüşlerdir. Dolayısıyla da sahnede kadın oyuncu olarak yer alan kişiler de Ermeni kökenli olmuştur. İlk kadın tiyatrocumuzda Ermeni kökenli Arşuyak Pazyan’dır. Türk tiyatrosunun kurucu isimlerinden olan Güllü Agop lakaplı Agop Vartovyan da Ermeni kökenlidir. Yeşilçam’ın tonton annesi  “Hafize Annemiz” Adile Naşit de ,Ermeni kökenli oyuncularımızdan biridir.

1923 yılında Muhsin Ertuğrul’un hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini yaptığı Halide Edip Adıvar’ın unutulmaz eserlerinden biri olan “Ateşten Gömlek” filmi sinemada ilk Türk kadının rol aldığı filmdir. Bu filmde Muhsin Ertuğrul kendi çizgisini bozmayarak tiyatro kökenli oyunculara yer vermiştir. Bu oyuncular arasından Bedia Muvahhit ve Neyyire Ertuğrul yer alır. Türkiye’nin ilk Türk kadın oyuncuları sayılan bu iki isim Milli Mücadele yıllarının anlatıldığı bu eserde Bedia Muvahhit “Ayşe “ rolünü Neyyire Ertuğrul’da “Nermin” rolünü üstlenmiştir.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam