SON DAKİKA
reklam
reklam

Tatil izlenimleri (III)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Ekim 2019, Salı - 09:45   Okunma Sayısı:

 

Tatile çıkıyoruz. Eşim "yandeks"ten güzergâhı programladı. Yol boyunca çok yararını gördük navigasyonun. Yalnız bir şey vardı ki, beni baydı. Kavşağa yaklaşıyoruz, uyarı; sapağa geliyoruz uyarı… "Hafifçe sağdan gidiniz",  kavşaktan çıkıyoruz "Hafifçe soldan gidiniz". Bir yere sapacağız "Hafifçe sola yaklaşınız" 

İstanbul-Bodrum arasında belki onlarca kez bu "hafifçe" sözcüğünü dinledim. Nihayet bir yere geldik. Hafifçe sözünü kullanmadan dönüş uyarısı verdi. Ben de dönmeden gittim. Eşim nedenini sordu;

 

    ---Hafifçe sözcüğünü kullanmadı ki?

 

&&&.                           &&&.                              &&&

 

Bodrum yat limanında  ve yatların hemen önünde düzenlenen ve Bodrum Kaymakamının da katıldığı bir etkinliğe gitmiştik. Halka açık olduğu için herkes katılabiliyordu. Birazdan kokteyle geçilecekti.

İki genç kokteyl sehpasına yöneldi ve garson kızdan şarap getirmesini istediler. Şarapları geldiğinde konuşmalar bitmek üzereydi. Eşime, gel onların masasına gidelim, dedim. Selam verdik ve etkinliğin neyi anlatmak istediğini sordum. Şaraplarını yudumlamaktan ve kokteyl ürünlerini göçürmekten başka düşünceleri olmayan gençlerin şişman olanı,

 

    ---Valla ben de bilmiyorum ama kalabalık galiba? dedi.

 

&&&.                           &&&.                              &&&

 

Bodrum çarşı içini gezerken boşaltılmış ve bazı yerleri yıkılmış bir yapı gördük. 500 yıllık kilise dediler. Restore edilecekmiş, birkaç senedir bu vaziyette bekliyormuş.

Bodrum müzesini gezmek istedik. Fiyat 48.00 tl dediler, vaz geçtik. İnanıyorum ki, birçok aile giriş fiyatının bu kadar yüksek olması karşısında girmiyordur.

 

&&&.                           &&&.                              &&&

 

Bodrum’a giderken yol boyunca kuruyan dereleri gördük. Bodrum içinde 500 yıllık yıkık bir kilise var. Yapılacağı söylenerek bazı bölümleri yıkılmış. Üç dört yıldan beri çalışma yapılmadığı belirtiliyor.

Kalenin önüne Bodrum’a olan aşkı ile tanınan ünlü roman ve hikâye yazarı Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı (1890-1973)’nın heykeli dikilmiş. Buna çok sevindim. Belediye binasının önünde Milli Mücadeleye Bodrum’dan katılanların isimleri yazılmak suretiyle anıttaş konulmuş. Bu da Bodrum tarihine ve şehitlerin anılmasına bir katkıdır.

 

&&&.                           &&&.                              &&&

 

Servetifünun edebiyatımızın çığır açıcı ilk örneklerini veren şair ve yazar Cenap Şehabettin (1870-1934)’in “Terane-i Mehtap” ve “Tiryaki Sözleri” (Özdeyişler) isimli eserlerini yanıma almış, tatilde okuyacaktım.

Yakup Kadri, onun için “Şiirimiz ilk defa olarak Fikret’in ve Cenab’ın elinde sadece aruz kalıpları içinde bir vezinli söz olmaktan çıkarak insan ruhundan ve tabiattan gelen çeşitli seslerin ahenkleştirilmesiyle bir melodi, bir müzik haline girmiştir.” demiştir.

 

Tiryaki’deki sözlerinden

*Hiçbir zaman sevmemiş olduğumuz bir adamın ciddi bir düşmanı olamayız. Vapurda, tramvayda, tiyatroda her umumi yerde oturmak için köşeleri tercih et. Hiç olmazsa bir tarafın hür kalır. Avam koyun ruhu ile kaplan huyundan mürekkeptir. Hakiki zarif, zerafetten bîhaber görünür.

*Sevda ile karasevda arasında ancak hafif bir renk farkı vardır.

*Hayatta husumet ve muhabbet mütesaviyen birer kuvvettir.

*Dost olamayacaksan düşman ol

*Kavak ağacını beğenen ve beğenen pek az kişi gördüm; çünkü dosdoğrudur.

*Çok para ile aldığın her şeyi kıymetdar zannetme: Pahalı başka, kıymetli başkadır.

*Âşık sevdiğine bakar ama görmez.

*Her cemiyet, lâyık olduğu edebiyatı sever.

Aşk kalbimizin saygısız misafiridir. Bize sormadan gelir, bize sormadan gider.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam