SON DAKİKA
reklam
reklam

Hem Yavru Hem Güzel Vatan: Kıbrıs

Köşe Yazarı: Mert CiGERLİ   Eklenme Tarihi: 19 Ekim 2019, Cumartesi - 09:07   Okunma Sayısı:

Uzun zamandır bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ziyareti yapmayı planlıyordum. Kısmet bu haftayaymış. Benim için hem 2 günlüğüne gezmek hem de dostları görmek için mükemmel bir fırsat oldu. Hem de o bunaltıcı temmuz-ağustos aylarında değil de nispeten daha ferah bir havanın olduğu bu aylarda gitmek, sıcak havayı sevmeyen bünyeme ilaç gibi geldi.

Kıbrıs`ı oldum olası çok severim. Kıbrıs insanını da aynı oranda severim. Lefkoşa her ne kadar başkent olsa da bir liman kenti olan Girne`de turizm daha yoğun yaşanıyor. Ama benim için Gazimagusa, Güzelyurt, İskele hepsi güzeller…

Ülke 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana dek yıllarca Venedik, Osmanlı, İngiltere himayesinde kalmış. 1960-1974 yıllarında Rum ve Türk ilişkileri savaşın habercisiymiş. Bu duruma göre 21 Aralık 1963’te başlayan ve 10 gün süren Rum katliamına Kanlı Noel adı verilmiş. 1974’te Türkiye Kıbrıs Harekatı`nı düzenlemiş ve adanın %37’si Türklere geçmiş. Türkiye’den ise göçmenler teşvik ile adaya getirilmiş. Günümüzde KKTC diğer ülkeler tarafından tanınmıyor ama Güney Kıbrıs AB’ye üye konumunda bulunuyor.

Doğu Akdeniz`in 3. Büyük adası olan Kıbrıs`ta tatil ile Kıbrıs gezisi farklı şeyler onu baştan söylemeliyim. Aynı bizim Antalya`da yapılan tatiller gibi Kıbrıs`ta da otele kapanmak zorunda kalınıyor Kıbrıs tatilinde… Ama gezmek dediğiniz zaman o kadar çok gezilecek yer var ki Yavru Vatan`ın…

Sizlere yine gezdiğim yerlerden biraz bahsedeceğim. Öncelikle yerellerin Famagusta dediği Gazimagusa`dan başlayalım. Yemyeşil yollardan geçerek Salamis Antik kenti`ne ulaştım. Salamis`in tarihi M.Ö 11.yüzyıla dayansa da ancak 1974’te kazı çalışmalarının tamamlanması sonucu gün yüzüne çıkarılmış. Burdaki antik tiyatro’nun ekosu muhteşem. Verilen bilgilere göre İsa’nın havarilerinden St. Barnabas buralarda vaaz verirmiş. Barnabas için Sümela`yı rüyasında gören havari diye de bahsediliyor. Barnabas Kıbrıs`lıymış.

Hemen devamında Barnabas Kilise`sine geçtim. Kilise ve müze mevcut ama girişler paralı onu da söyleyeyim. Matta, Markos, Lukas, Yuhanna İncillerinden farklı olarak Barnabas’ın İncilinde İsa, Tanrı’nın oğlu gibi değil, iyi bir insan olarak anlatılıyormuş.

Gazimağusa’nın merkezinde ise Venedik Sarayı ve Namık Kemal’in Zindanı’nı ziyaret edilebilir. Namık Kemal, Vatan Yahut Silistre oyununun halkta yarattığı tepki sebebiyle Kıbrıs’a sürgün edildiğinde 38 ay bu zindanda kalmış. Zindan küçük ve bir yatak var sadece.

Buradaki birçok kilise daha sonra tepesine minare koyularak cami yapılmış. Bunlardan biri de asıl adı St. Nikolas Katedrali olan ve daha sonra camiye çevrilen Lala Mustafa Paşa Cami… 1298-1312 yılları arasında inşa edilmiş bu cami bir zamanlar kralların taç giydiği bir katedralmiş. Gotik sanatın muhteşem bir örneği olarak kesinlikle görülmeli diye düşünüyorum.

Girne`de ise Bellapais Manastırı görülecek yerlerden… Bu manastır küçük bir köyde bulunuyor. Beşparmak Dağları’nın eteğinde, deniz seviyesine 620 metre yüksekliğinde olan düz bir alana konumlandırılmış bu manastır aynı zamanda tam bir manzara izleme noktası gibi duruyor. Bu arada Bellapais, ‘Barış Manastırı’ anlamına geliyor.

Şimdi ki durak ise Girne Kalesi… Kale Venedik, Bizans, Lüzinyan dönemden izler taşıyor. Kalede sergilenen 2300 yaşındaki dünyanın en eski ticaret gemisi ilgi çekici. Zindanlar, mezarlar, kuleler hepsi zaman içinde kaybolmanızı ve düşünmenizi sağlıyor. Kale İngiliz kolonisi yönetimi zamanında polis akademisi ve hapishane olarakta kullanılmış. Hemen kaleden sonra karşısındaki Girne yat limanına geçerek yemek yiyebilirsiniz. Ben öyle yaptım.

Kıbrıs`ta da yeme-içme konusunda tatmanız gereken lezzetlere gelirsek içinde şeftali bulunmasa da Şeftali Kebabı, adanın vazgeçilmezi Hellim peyniri, çok sevilen ve tipi patatese benzeyen Kolakas, adını bir bitkiden alan ve et ile yapılan Molehiya, tavşan eti ile yapılan Lalangı, kırmızı üzümden yapılan bir muhallebi olan Paluze denenmeye kesinlikle değer lezzetler.

Her ne kadar her yeri gezmeye niyetlenseniz de bir yerde uzun süre kalamıyor iseniz her yeri gezemiyorsunuz. Büyük han, Selimiye camisi , Othello kulesi, Antifonitis kilisesi, Buffavento kalesi ve niceleri aklımda kalıpta gezemediğim yerlerden… Bir daha ki Kıbrıs ziyaretimde de gezemediğim yerleri gezme niyetindeyim. Yavru Vatan gerçekten gezilmeye, görülmeye değer…

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam