SON DAKİKA
reklam
reklam

21. Yüzyıl Duraklaması

Köşe Yazarı: Nur Şevval ÇETİN   Eklenme Tarihi: 26 Kasım 2019, Salı - 10:18   Okunma Sayısı:

Tüm çağlarda insanların hayatına yön vermiş  olan eğitim, 21. Yüzyılda duraklama devrine girmiştir. Her ne kadar önem teşkil eden bir konu olsa da durumu tersine çevirmek adına bir çaba sarf etmiyoruz. Çünkü eğitimin, her alanda olabileceğine alışmadığımız gibi bir de bunu belli kalıplara koymaya çalıştık. Skalası neredeyse hayatımızın her anını içine alabilecek kadar kapsamlı olan bu konuyu dört duvar arasıyla, yani okullarla, sınırladık.

Okulların hayatımızdaki yeri elbette yadsınamaz. Seçeceğimiz meslek doğrultusunda hayatımızın akış yönü,  bu dört duvar arasında belirlencek. Bunun yanında okulun bizi büyüttüğü gerçeği de var tabi. Merak duygusunu, gelecek kaygısını, belirsizliği, başarıyı ve yeri geldiğinde başarısızlığı tadacağımız basamaklardır aslında okul. Her aşaması bi mücadeleden geçer. Ve biz yükseldikçe mücadelemiz artacağından, hep birkaç adım öncesini özleriz. Bu tıpkı, hayalimizdeki mesleği yaparken aslında onu okumanın veya öğrenmenin daha güzel kalacağını bilmek gibi. Yani bir öncekini hep arayacak ve özleyeceğiz. Bu yüzden her yaşımızı, her anımızı, her basamağı; içimizden geldiği gibi, doyasıya, bir daha yaşanmayacağını bilerek sürdürdüğümüz sürece pişmanlığın es geçtiği bir hayatı hak ediyoruz. Belki de böylece şu anımızı, bir önceki basamağın arayışında yaşamayız. Aksi takdirde o hep anımsanacak bir an olarak kalır bizim için.

Eğitimi yalnızca okulla sınırlandırdığımızda bile birçok deneyimi barındırıyor. Buna karşın asıl eğitim hayata karışmakla başlıyor. Duraklamanın temelinde de bu yatıyor zaten. Hangi kesimden,  hangi mevkiden olursak olalım; hayata karışmaya, onu öğrenmeye, yeniliklere, okulla tattığımız merak duygusunu sürdürmeye hatta bazen başarıya dahi karşı çıkıyoruz. Kendimizi her şeyden soyutlayıp bir kutuya hapsediyoruz. Hapsolduklarımızdan bi santim öteye geçemiyoruz. Bir adım ötesini merak etmedikçe, oraya ulaşamadıkça ilerlemek hep ulaşılmaz bir zirvedir bizim için. Fakat kabuğu kıramadıkça şu çağın imkânlarının da bir değeri kalmayacak. İlerlemenin ve eğitimin imkânı ne kadar çok olursa olsun, insan imkânı azaldıkça duraklayışımızı tersine çeviremeyeceğiz. Bunun için çaba sarf etmeden önce, sonuna kadar istemek ve gözümüzü dünyaya açmak zorundayız.  Çünkü ulusallığın bize bunu veremediği yerde rotayı evrenselliğe çevirmek olağandır. Bunun bir kanıtı ise şudur: Çağlar boyu toplumların birbirini etkilemesiyle,  gelişmesiyle ve insanların mücadeleyi tanımasıyla bu günlere geldik. Geleceğe de yine bir mücadele içinde gideceğiz. Ya da bir sonraki adımı merak bile etmeden,  onu tanıyamadan geçen zamanın izleyicisi olacağız.

Yani bir devri sonlandırmanın, bir devri başlatmaktan farkı yoktur. İkisi de sıralı bir devinim sonucu oluşur. Farkındalık, çaba ve ilerleyiş  bu sıranın birbirini takip eden vagonlarıdır. Toplumların yüzde doksanını kuşatan farkındalık, yerinde sayarken; ilerleyiş,  sonsuz bir çizgide sürecektir. Ve bu ikisinin arasında tüm düzeni sarsabilecek kadar kritik bir noktadadır çaba. 21. yüzyılı hangi vagonda kapatacağımız ise bize kalmıştır.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam