SON DAKİKA
reklam
reklam

Otizm Gerçeği

Köşe Yazarı: Osman UZUN   Eklenme Tarihi: 10 Ocak 2020, Cuma - 10:17   Okunma Sayısı:

Otizm doğuştan gelen ve bireyin hayatı boyunca devam eden, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir genel gelişim bozukluğudur.  Bir ruh hastalığı değil, nörolojik bir bozukluktur. Beynin yapısını ve işleyişini etkileyen sinir sistemindeki sorunlardan kaynaklanır. Otizme her çeşit toplumda, ailede, ırkta rastlanmaktadır. Erkeklerde dört kat daha sık görülmektedir.

Otizm kelimesinin manası "kendine dönük"tür. 

Otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşimde, sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren, karmaşık gelişimsel bir bozukluktur. Otizm genellikle 2 yaşından itibaren ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme ve algılama bozukluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir bölümünde farklı seviyelerde zeka geriliği görülsede zeka seviyeleri normal olan otostik çocuklarda vardır.

Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, otostik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta zorluk çekerler. Bir annenin doğum sonrası çocuğunun özürlü olma oranı % 2 dir. Otostik olma ihtimali % 0.5 ' tir. Kişi gördüklerini, duyduklarını, duyumsadıklarını doğru bir şekilde algılayamaz; bu nedenle sosyal ilişkileri ve davranışlarında ciddi sorunlar vardır. 

Otizm neden olur?
- Otizmin neden olduğu kesin bilinmemekle beraber, çeşitli faktörler üzerinde durulmaktadır. Bunların başında genetik ve çevresel faktörlerden de söz edilebilir.
On binde 4-5 çocukta görülen oldukça ender rastlanan bir durumdur. Otistik çocuk, doğduktan sonraki ilk birkaç ay süresince normal görünür. Daha sonra tepki göstermemeye başlar, ses ve görüntü olgularına karşı çok az bir ilgi gösterir, okşanmayı istemez ve kucağa alındığında haykırarak ağlar. Bir yeri incindiği zaman teselli etmeleri için ebeveyninin yanına gitmez. Konuşma gecikmesi çok rastlanan bir özelliktir ve konuşma hiç gelişmeyebilir. Başka çocuklarla birlikte bulunma arzusu göstermez. Parmaklarına basarak yürüme, parmaklarıyla gözlerine fiske vurma, ip veya tel parçalarıyla saatlerce oynama gibi ritüel hareketleri görülebilir. Çocuk değişikliğe karşı direnir; memeden kesilme ve kaşık çatal kullanma gibi davranışları sorunlar doğurur. Otizm sendromu, ender olarak daha ileri yaşlarda, hatta iki buçuk yaşına kadar gelişebilir. 

Çocuk büyüdükçe tablo değişebilir, otistik soğukluğunu kaybederek ebeveynine karşı sevgi duymaya ve ayrılma anksietesi göstermeye başlayabilir. Otizm belirtileri gösteren bütün çocuklarda, uzmanlar tarafından teşhis değerlendirmeleri yapılmalıdır. Psikolojik testler sabır, ısrar ve tecrübe gerektirir. 

Belirtiler,

Çevresine karşı ilgisizdir. Olaylara ve insanlara tepkisizdir. Genelde tek başınadır. İletişim güçlüğü çeker. Konuşma zorluğu vardır. İnsanlarla temas etmekten rahatsız olur. Tekrarlayıcı davranışlar yapar. Anlamsız kelimeleri tekrarlar. Ellerini kollarını çırpar, olduğu yerde sallanır, kendi etrafında döner. 

Otizm nasıl teşhis edilir?
- Otizmi teşhis etmek için kan tahlili, röntgen, MR, EEG gibi medikal bir yöntem yoktur. Bunun yerine, dünyanın birçok ülkesinde kullanılan, otizme dair spesifik tanı kriterleri vardır. Bu kriterler, DSM-IV (Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatiki El Kitabı) ve ICD-10’dur (Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması Sistemi)... Konusunda uzmanlaşmış bir psikolog, psikiyatrist veya çocuk hekimi, bu kriterlerin çocukta olup olmadığını araştırarak topladığı bilgiler ışığında tanı koyar. Değerlendirme yapabilmek için, çocuğun gelişim öyküsü ayrıntılı olarak dinlenir, çocuk klinik ortamda, okul, ev gibi doğal ortamda gözlenir, davranışlarıyla ilgili birçok değişik kaynaktan bilgi alınır. Anne-babalar, genellikle çocuklarındaki farklılığı ilk gözleyenlerdir. Bazı çocuklarda 6-12 ay arasında otizmin ilk belirtileri görülebilir. Erken teşhis, erken müdahale için çok önemlidir.

ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ

Otizm tedavi edilir mi?
- Otizmi tamamen ortadan kaldıracak bir ilaç veya tedavi yoktur ancak erken yıllarda tanı konduğunda ve müdahaleye başlandığında, bazı problemlerde azalma ve uyumda artma gözlenmektedir. Örneğin kendi kendine tuvalete gitmeyi, yemek yemeyi, konuşmayı öğrenebilirler. Bazıları ise daha ileri düzeyde hayata dahil olabilirler. Her çocuğun belirtileri farklı olduğundan, müdahaleler çocuğun ihtiyacına göre düzenlenmelidir. Öğretmen, psikolog, davranış analisti ve diğer uzmanların oluşturduğu bir ekip, çocuğun ihtiyacına ve becerilerine uygun bir program hazırlar ve uygular. Aile, bu becerilerin evde de pekiştirilerek sürdürülebilmesi ve öğrenmenin devam edebilmesi için destek almalıdır. Tedavinin ana hedefi, çocukların problemlerini azaltmak, davranışları yönetmek, temel becerileri kazandırmak ve sonuç olarak daha bağımsız yaşayabilmelerini sağlamaktır.

Otizmli çocuklar birbirine benzer mi davranır?
- Otizm tanısı konulabilmesi için yukarıdaki üç alanda bozukluk gözlenmesi gerekse de, bozukluğun derecesi, şiddeti, kendini gösterme şekli çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir. Her insan nasıl birbirinden farklıysa ve bireysel olarak ele alınması gerekiyorsa, her otizmli çocuk da farklı özellikler taşır. Bazıları hiç göz kontağı kuramazken, bazıları kurabilir. Bazıları üstün zekalıdır, bazılarında ise zeka geriliği olabilir.

Otizmli bireylerin özel yetenekleri var mıdır?
- Otizmli bireylerin çok azında özel ve üstün yetenekler vardır. “Otistik savant” adı verilen bu kişilerin özellikleri, herhangi bir alanda, öğrenmeden gösterdikleri yüksek ve eşi görülmemiş bir performanstır. Karmaşık aritmetik hesaplarını akıldan yapabilir, bir müzik aletini öğrenmeden mükemmel çalabilirler.

Bize düşen, bu bireylerin farklılıklarının getirdiği güzelliklerle, iyi ve kötünün yan yana yer aldığı gerçek yaşamla tanışmalarına olanak sağlayarak kendisiyle barışık, mutlu ve sevgi dolu bir yaşam sürmelerine destek olmaktır.

 

 

 

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam