SON DAKİKA
reklam
reklam

Adakale

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 24 Şubat 2020, Pazartesi - 11:22   Okunma Sayısı:

 

Süleyman Şah Türbesi’nin taşınmasıyla ‘Türkiye ilk kez yurtdışında bir toprağını kaybetti’ şeklinde bir tartışması başlamıştı. Aslında kaybedilen ilk toprak Tuna Nehri ortasındaki Adakale’ydi. Bu konu Lozan görüşmeleri sırasında yaşanmıştı.


Adakale

Tuna Nehri üzerindeki 160 bin metrekarelik alanıyla Adakale’nin Fatih Sultan Mehmet zamanında fethedilmiş olması ağırlıklıdır. Fatih, Ada’ya bir kale yaptırıp bir miktar kuvvet yerleştirmiştir.

Osmanlılar buraya "Macaristan'ın kilidi, Sırbistan ve Romanya'nın anahtarı" demişlerdir. Osmanlı Devleti, özellikle 18’nci yüzyılda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile sorunlar yaşayınca Adakale de kendisini harp sahnelerinde bulmuştur. Osmanlı arşiv belgelerinde;

 

1.Vidin canibi (bölgesi) seraskeri (Komutanı) sadr-ı sabık (Eski veziriazam) Yusuf Paşa’nın, kendisinin Vidin taraflarına geldiğini haber alan düşmanın işgali altındaki bazı köyleri tahliye ederek firar ettiği bildirilerek mahsur olan Adakale’ye acele askeri kuvvet gönderilmesi istenmiştir.

2. Düşman, Tuna’nın karşı sahilinde yapmış olduğu tabyalarla nehirdeki nakliyatı esasen izac (taciz) ettiğinden Adakale ile Fethül-İslam’ın arasında bulunan çıplak adanın da düşman eline geçeceği ve nakliyatın tamamen durmasını önlemek üzere alınan ve alınması lazım gelen tertibat konusunda Vidin Muhafızı İbrahim Paşa’dan Sadaret’e (Başbakanlığa) yazı yazılmıştır.

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi)’nden sonra imzalanan Berlin Antlaşması’nda gözden kaçınca uzun yıllar Türk toprağı sayılmıştır.

 

Osmanlı’nın elinde

Osmanlı Devleti, 1923 tarihli Lozan Antlaşması’na kadar Adakale’yi elinde tutmayı başarabilmiştir. Adakale’de yaşayan 800’ü aşkın Türk, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yapılan seçimlere bile katılmış, 1911-1912 Balkan Savaşı’nda Avusturya-Macaristan tarafından ilhak edilmiş olsa da uluslararası kurallar gereği Türk toprağı olarak kabul edilmiştir.

Türkiye, Lozan görüşmelerinde Adakale’nin, Süleyman Şah Saygı Karakolu (Caber Kalesi) ile aynı statüye sahip olmasını talep etmiştir. Ancak, İsmet İnönü’nün yoğun ısrarı, Avrupalıları ikna etmeye yetmeyince Adakale’nin Romanya’ya bağlanmasına karar verilmiştir.

 

Adakale’nin yok olmaya başlaması

1967’ye kadar ise yaklaşık bin Türk’ün yaşadığı Adakale, özerk bir bölge statüsünde varlığını devam ettirmiştir. 1967 yılında Romanya ve Yugoslavya’nın ortaklaşa Tuna nehri üzerinde inşa ettikleri baraj, Adakale’nin 1972’de sulara gömülmesine neden oldu.

Bölgede yaşayan Türkler ise baraj tamamlanıncaya kadar dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in girişimiyle Türkiye’ye getirildi. ‘Bizim için gönül sızısı’ Türkiye’de yaşayan

Adatepe 1967’de Romenler tarafından istimlak edilince Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldık. Son kafile 1970’de ata toprağımızı terk etti.

 

Anlatılar

“… Dönemin Başbakanı Demirel, Çavuşesku ile görüştükten sonra eşyalarımızı toplayıp Türkiye’ye dönmemize izin verildi. Vagonlarla Türkiye’ye geldik. Zeytinburnu’na yerleştirildikten sonra devletten üç ay boyunca kişi başı 15 lira maaş aldık.

Sonrasında Adakaleli olan Banat diş fırçalarının sahibi Lütfü Banat, bizlere iş verdi. Adakale, bizlerin gönül sızısıdır. Süleyman Şah Saygı Karakolu’na bakınca Adakale’yi hatırlıyorum.”

Lozan’da masada kaybedildi

Prof. Dr. Çağrı Erhan (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi):

Adakale’yi Lozan Antlaşması’nda Türk toprağı kabul ederek masaya oturduk. Türklere ait bu kara parçasını pratik gereklilikler nedeniyle Romenlere bırakmak zorunda kaldık. Türkiye ile arasında çok ciddi mesafe olması bunun en büyük nedenlerinden biriydi. Atatürk realist bir devlet adamıydı. Ulaşılamayacak hedefler peşinde koşmadı.

Lozan’da başta Romanya, Bulgaristan olmak üzere Avrupalı devletler Adakale’nin Türklere bırakılmasına şiddetle karşı çıktılar. Adakale Türkiye’ye verilmiş olsa Avrupa’nın ortasında üzerinde Türk     askeri ve Türk nüfusu olan bir toprak parçası olacaktı. Türk tarafının Berlin Antlaşması sırasında Adakale’yi özellikle gözden kaçırttığı, ilerideki antlaşmalarda koz olarak öne sürmeyi düşündükleri tahmin ediliyor.”

Romanya ve Sırbistan arasında kalan Ada doğrudan İstanbul’a bağlıydı, 750 kişilik nüfusu Türkçe konuşup yazıyordu, kısıtlı ekonomik imkânlara sahip sakinleri şekercilik, kayıkçılık ve tütün-sigara ticareti ile geçiniyordu. Tek katlı Osmanlı evleri ve tek minareli bir cami Ada’ya tipik bir Osmanlı köyü görünümü veriyordu.

Adakale nihayet 1923’te Lozan Antlaşması’yla resmen Romanya’ya verildi. 500 yıl boyunca Türklerin yaşadığı Ada, Balkanlardaki Osmanlı egemenliğinin hüzünlü ve zarif bir hatırası olarak 1970’lere kadar dayandı, 1970’te yapılan barajın suları altında kaldı ve halkı başka yere taşındı.

Kaynaklar

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Yeşim Demir'le Rüya Yorumları


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam