SON DAKİKA
reklam
reklam

Biz bize zaten yetiyoruz!..

Köşe Yazarı: Kamil YILMAZ   Eklenme Tarihi: 8 Nisan 2020, Çarşamba - 08:09   Okunma Sayısı:

 

Bilime, adalete, akla sırtımızı döndüğümüz andan beri biz bize yetiyorduk zaten…

Bir de Corona salgını çıktı…

Ferasetine güvendiğimiz cahillerimiz mahalle meydanlarında, parklarda, toplu alanlarda, akın ettikleri Anadolu köylerinde, toplum sağlığını haftalardır tehdit ettiler, ediyorlar …

Hücum ettikleri köylerinde tek tük tüten bacalı evlerin kuzine ateşini harladılar…Evin yaşlıları büyük risk altındalar şimdi…

 Dünya akıl bilimle en ucuz test cihazını üretmenin, testleri yaygınlaştırıp evlerde en kolay uygulanabilir hale getirmenin peşinde. Biz ise maskemiz var mı, yok mu, biz mi yapıyoruz yoksa ithal mi ediyoruz, yeterli miktarda var mı, sağlık çalışanlarımıza yeterli şekilde ulaştırabiliyor muyuzu

konuşuyoruz ya hala… Elbette, biz bize yeteriz…

Kaç haftadır özellikle Istanbul için sokağa çıkma yasağı talepleri yükselirken buna nasıl kulak tıkanır ki; Önlemler gecikmeli alındığında önlem olmuyor ki, sonuçlarını iki hafta sora canımızla ödeyecekken ; Elbette biz bize zaten yetiyoruz…

Belediyelerde toplanan bağışların şeffaf, doğru dağıtımı şansı varken, -denetim yetkisi hükümette iken-, bağışların engellenmek istenmesi, izah edilebilir mi? Biz bize yetiyoruz zaten…

KHK ile, bir tek imza ile 30 bin sağlık çalışanını nasıl işinden, aşından etmişiz yeni farkettik… 30 bin sağlık çalışanı demek, ‘3’ ve yanındakı ‘dört sıfır’dan çok daha fazla şey ifade ediyormuş, değil mi? Şimdi yokluklarını hissettik iliklerimize kadar…Hiç de kolay yetişmiyorken bu  kadar kolay nasıl gözden cıkarmışız? Hem de “Yurt dışından üç kuruşa doktor getiririz, siz kimsiniz ki” diye horlayıp aşağılayarak. 16 bin yeni mezun da sağlık ordusuna katılacakken güvenlik soruşturmasına takılmış, iş vermemişiz iyi mi ?… Ne oldu, bugün yeniden işe davet ediliyorlar… Demek ki insan yaşamından, halk sağlığından daha önemli bir şey yokmuş.

 

Biz bize yetiyoruz zaten… 

Önce 65, sonrasında da 60’a düşürdüğümüz yaşa bağlı risk oluşturan yaşlılarımızı korumaya çalışırken; Ergenekon, Balyoz vs. uydurma suçlamalarla içeri tıktığımız yaşlılarımız geliyor aklıma. Yaşamının son yıllarını Silivri Cezaevinde geçirdiler. Yaş ortalamaları 72 idi, anımsıyor muyuz ?

 

Şu soru aklımdan hiç çıkmayacak; “Bir başka ülkeyle yıllar süren bir savaşa girseydik acaba bu kadar büyük bir ordunun komuta kademesi, bu denli  yıpratılıp, yok edilebilir miydi? Bunu elbette biz kendimiz başarmadık mı?’’

 

Biz bize elbette yetiyoruz…

Fiziksel mesafe yanında, bir de sosyal mesafe deniyor ya… Külliye’deki namaz fotoğrafları geliyor aklıma. İki cumadır üst üste izletiliyor. Aslında halkla aralarına sosyal-sınıfsal mesafe koyduklarını göstermiş  olmadılar mı…Size camileri yasakladık ama bakın bize yasak yok, demiş olmadılar mı? Peki Külliye’de yaşayan başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, orada yaşayan görev yapan onca insanın sağlığı için tehlike oluşturmadı mı ?   Virüs saltanat, koltuk tanımıyor ki; bakın birçok ülkenin devlet adamına ulaştı bile…

Bir çoğumuz kuşkusuz belki yaşamımızı yitireceğiz, yakınlarımızı, dostlarımızı, dostlarımızın yakınlarını kaybetmenin üzüntüsünü yaşayacağız. Kuşkusuz canımız yanacak ama öyle böyle bu süreç de geçecek ve yaşam kalanlarımızla devam edecek…

Ölüm kabullenebilinir elbette, ancak hayatta iken, bizim bize yaptıklarımızı kabullenmek çok daha zor ve daha iç acıtıcı inanınız…

Biz bize, birbirimize zaten yetiyoruz…

[email protected]

 

 

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım..


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam