SON DAKİKA
reklam
reklam

YENİ ANORMAL

Köşe Yazarı: ELİF ÇINAR   Eklenme Tarihi: 21 Kasım 2020, Cumartesi - 12:55   Okunma Sayısı:

Bankaya gittim. Yaşlı bir teyze banka görevlisi ile tartıştı. Yaşlı teyze önce bağırdı sonra banka görevlisini azarladı. Sonra da şikâyet etti. Sonra araya banka müdür girdi. Sorun çözüldü mü bilmiyorum.

Yolda yürüyorum, daracık bir kaldırım mecburen önümdeki adamın telefon konuşmasını da duyuyorum. “Ulan Leyla biz ayrıldık ama sen İnstagrama o fotoğrafları kodun ya ben de oraya gelip senin kafanı kopartmazsam adam değilim.” Leyla ne cevap verdi bilmiyorum; ama sen hem Leyla’dan ayrılmış hem de adam olmayan bir varlıksın; ama farkında değilsin.

Eve geldim, televizyonu açtım. Haber izliyorum. Bir kadın, site içerisindeki güvenlik görevlisi kargo paketini kendisine getirmediği için güvenlik görevlisine küfür ediyor ve adama şiddet uyguluyor. Ne hakla yaparsın bunu? O da insan, belki baba, belki eş, ne hakkın var bir insanın psikolojisini alt üstü etmeye?

Sonra bir televizyon programında yolda yürüyen bir genci gösteriyor. Genç, ağacı tekmeliyor. Evet yanlış duymadınız ağaç… Kendi halinde orada duran, ağzı dili olmayan bir bitki. Ağacı öyle öfke ile tekmeliyor öyle öfke ile tekmeliyor ki ağaç devrilmeyince ağacın tepesine çıkıp yeşil yapraklarını koparıp yoluna öyle devam ediyor. Hayret yahu! Ne zararı var sana ağacın? O ağaç olmasa sen nefes alamazsın. O tekmeleyip yolduğun ağaç kaç yılda oluşuyor bilmiyor musun?

Okula gittim çocuklarımı okul kapısından içeri bırakacaktım ki bir öğrenci velisinin okul önündeki güvenlik görevlisi ile tartıştığını gördüm. Kadın utanmadan ve hiç çekinmeden güvelik görevlisine küfür etmeye başladı. Okul müdürü geldi ortalık yatıştı.

Sonra tekrar okul çıkışına geldim çocuklarımı almak için. Bir veli maske takmamış, diğeri onu fark edip maskesini takmasını istiyor. O da karşılık veriyor. Tartışma küfür kıyamet…

Hey neyiniz var sizin? Bi kendinize gelin artık! Her önüne gelenle kavga etmek sana hiçbir şey kazandırmaz. Kadınlarımız ne ara bu kadar küfürlü ve saldırgan oldu? Saygımız nerede? Nezaketimiz nerede? Bir günaydın bir selamun aleyküm çok mu zor? Öfke, saldırgan sokak öfkesi yeni anormal oldu aldı başını gidiyor. Eskiden mahalle kavgaları olurdu, onların bile bir adabı bir ağırlığı vardı. Ne derlerdi “Ortamda kadın var sonra görüşelim.” Derlerdi. “Çocuk çoluğun yanında konuşmayalım.” derlerdi. Kadınlar bir kavga gördüğünde çocuğunu çoluğunu alıp, evine girer kapısını örterdi. Ne bileyim bir utangaçlık, bir çekingenlik, bir haya herkeste birazcık vardı. Araya birileri girerdi barışırlardı. Kimse küfrü basıp gitmiyordu. Şimdi bakıyorum da bütün bankalar onun hizmetine sunulmuş, bütün okullar babasından kalmış, bütün caddeler kendisine tahsis edilmiş basıyor küfrü salıyor içindeki öfkeyi amansızca. Dur bakalım! Orada dur, önce saygıyı öğren sonra da küfür etmemeyi. Kendine gel artık ve içindeki öfkenin kurbanı olma. Karşındaki de insan ve hepimiz hata yapabiliriz. Her insan hata yapabilir. Her insan düşebilir, kalkabilir. İnsan varlığı kompleks bir oluşumdur. He bu arada kimse senin verginle maaş almıyor. Bunu her kavgada söyleyip durmayın artık.

Bir öğretmen korona virüs olmuş, veliler diyor ki: “Hocam canlı ders var mı?” İnsaf yahu o bir insan, görevini yaparken hasta olmuş. Kadın hastalanmış bir geçmiş olsun bile diyemiyorsun bu kadar da olmaz! Pes vallahi pes! Sordun mu çorba vereni var mıymış?

Herkesi hoş görüye davet ediyorum. Küfrü terk etmeye. Hele hele anneler, siz zaten asla küfretmeyin bir de annesiniz utanın. Ben yazarken utandım siz küfür ederken ne kadar çirkin göründüğünüzü bir düşünün. Benim çocukluğumda yaşlı teyzeler güler yüzlüydü ağızları dualıydı. Torun bakarlardı. Yoğurt yaparlardı. Öğüt verirlerdi. Akıl verirlerdi. Örgü örerlerdi. Çok ağırlardı. Huzurlarında dikkat edilirdi. Herkes onlara saygı duyardı. Yine öyleler. Yaşlılarımız çok değerli, insan değerli; ama bankadaki yaşlı teyzemin bankacıyı ağır ağır azarlaması çok yakışıksız oldu.

Zaten çok kötü günler geçiriyoruz. Ölülerimiz var, ağır hastalarımız var. Gidin de bir bakın yoğun bakım hemşireleri nasıl çalışıyorlar. Bir yoğun bakım hemşiresinin bir gününü giden de bir izleyin o travmaya hangimiz kaç gün dayanabilir? Üstelik izinleri de kapalı.

Sabahattin Yılmaz diye bir adam var hiç duydunuz mu? Ben de üç gün önce haberlerde duydum. İşte hepimize bu adamın yüreğinden lazım bir parça. Penceresinin önündeki ıslak kumru üşümesin de hastalanmasın diye 15 dakika boyunca saç kurutma makinası ile iki büklüm duran o merhametli adam. İnsanlığından hala çıkmamış, eski normallerden o. Bizim gibi yeni anormal değil. Sebahattin abi pencerenin dışındaki kuş üşümesin diye saç kurutma ile kuşu kuruttu.

Keşke hepimiz böyle ince düşünceli olabilsek.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım. 


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam