SON DAKİKA
reklam
reklam

ABD - Yunanistan ilişkilerinde sıcak gelişmeler

Köşe Yazarı: HASAN BİRGÜL   Eklenme Tarihi: 24 Mart 2021, Çarşamba - 09:00   Okunma Sayısı:

Kıymetli okurlarım. Bilgi en iyi silahtır. Fakat bilgi ne kadar kapsamlı ve ayrıntılı olursa, sırlarından arındırılmış düşman o derece kesin ve geriye dönüşü imkânsız olacak şekilde güçsüz kılınır. Amacı olan istekli bir devlet, veri gerçekliğine, Meta-hedefe rahatlıkla ulaşır. Bütün medeniyet tarihi boyunca başka ülkelerde üs edinmek yayılmanın, egemenlik alanını genişletmenin, ticaret yollarını korumanın ve yeni pazarlar edinmenin bir vasıtası olmuştur. İkinci Dünya Savaşı bittiğinde Amerika, tüm dünyada iyiliksever, koruyucu ve kurtarıcı bir düş ile hatırlanıyordu. Farklı bölge ve ülkelerde, Amerikan askeri üsleri hızla kurulup yaygınlaştı. Amerika, büyük tehlike Sovyetlere karşı küçük kardeşlerinin yanındaydı. Soğuk Savaş’la birlikte farklılaşan dünya genelinde ki siyaset dengesi, bu imajı kademeli olarak değiştirdi. Denizaşırı Amerikan üslerinin çoğalması, altmışlı yıllardan itibaren yerel ve milliyetçi tepkilere neden olmuştur. Amerikan üslerinin ilk başlarda belli ciddi noktalardaki askeri kuvvetlere lojistik destek vermekten ve kuvvetlerin yeni bölgelere erişiminde yardımcı olmaktan başka bir rolleri olmadığı iddia ediliyordu. İşin rengi sonradan değişti. Aynı üslerin, özellikle anlaşmazlık hallerinde ve siyasi tansiyon yükseldiğinde ev sahibi hükümetlere yönelik baskı araçlarına dönüştüğü anlaşıldı. ABD’nin kendi sınırları dışında dünyanın birçok noktasında 800’den fazla askeri üssü olduğu biliyoruz. ABD’nin bugüne kadar geliştirilmiş askeri teknolojiler ile dünyanın çeşitli yerindeki olaylara hızlı müdahale ederek özellikle müttefik devletlerin korunması ve düşman devletlerin caydırılması denkleminde ABD adına önemli fonksiyonları vardır. Aynı askeri üslerin dönem dönem müttefik devletlerle sorunlar yarattığı hatta müttefiklerine karşı genellikle tehdit vazifesini de göstermektedir.

*************************************************************************

Bir zamanlar emperyalizmin yayılımını kolonilerini sayarak takip ederlermiş. Şimdi koloninin Amerikan versiyonu askeri üsleridir saygıdeğer okurlar. Açıkçası bu üsler artık müttefik kardeşleri korumak demeyelim de yıldırmak için muazzam işler çıkartırlar. Ege Adaları’ndaki işgalleri uluslararası hukuk tarafından görmezden gelinen Yunanistan, ABD ile yaptığı savunma anlaşması kapsamında, gayri askeri alan olarak bilinen stratejik noktaya üs kurdu. Açıkçası ben bu Dedeağaç üssünü sıkıntılı ve tehlikeli buluyorum. Geçmişe dönelim 1. Dünya Savaşının ardından savaştan galip çıkan İtilaf Devletleri’yle İttifak Devletleri arasında düzenlenen Paris Barış Konferansı’nda öngörülen antlaşmalardan biridir. İtilaf Devletleri’yle Bulgaristan arasında 27 Kasım 1919 tarihinde imzalanmıştır. Fakat bu antlaşmaya göre Bulgaristan topraklarından bir kısmını Sırp-Hırvat Krallığına, Güney Dobruca’yı Romanya’ya, Gümülcine ve Dedeağaç’ı Yunanistan’a bırakmıştır. Fakat Türk azınlığının özerklik haklarını devam ettirmesi koşulu da yer almıştır. Burada aslında Yunanistan’ın Türk azınlığın özerklik haklarını gasp etmesi ile Sevr antlaşmasını da boşa çıkarmış oluyor. Uluslararası arenada bu konunun takipçisi olması gereken Batı Trakya Türkleridir. ABD askeri üssün Dedeağaç’ta kurulmasının arka planında stratejik rekabeti rahatlıkla görebiliriz. ABD, geçmiş tarihteki savaşlardan başlayarak üs zinciri oluştururken daima İngiltere’nin ayak izlerini ve yapılanmasını takip etmiştir saygıdeğer okurlar. Dedeağaç’ta ki ABD üssünün Rusya ile sıcak küresel rekabetin en önemli adımları olarak görüyorum. Biden hükümeti ve dış politikası Akdeniz’de ve özellikle Ege’de varlığını arttırmayı ve bir kontrol mekanizması oluşturmayı düşünüyor. Yunanistan bu konu da özellikle avantaj sağlamaya çalışıyor.

*************************************************************************

Özellikle Türk azınlığın yaşadığı Gümülcine ve İskeçe ile Türkiye’nin arasına tampon bir bölge oluşturması manidar ve tehlikeli bir girişimdir. Fakat soracaksınız İncirlik Üssü sanki stratejik denklemde manevra kabiliyetimizi kaybettirmiyor mu? Tabi ki de haklısınız fakat ABD’nin üs stratejisini farklı bir zamanda geniş perspektiften bakmaktan yanayım. ABD’nin tatbikat bahanesiyle gelip bölgede ilişkileri hızlandırıp üs kurması Yunanistan’ı cesaretlendirmektedir. Ve Türkiye açısından daha stratejik bakmamız gerektiren bir dönemdir. Çünkü ‘’Dedeağaç Üssü’’ rastgele seçilmiş bir üs değildir. ABD her ne kadar sözde müttefikimiz olsa da bölgedeki faaliyetlerini sıkı takip etmeliyiz. ABD askeri varlığının bölgede artması güvenlik açısından riskleri peşinde getiriyor. Uluslararası hukukun ihlali var ama asıl önemlisi Joe Biden ve ekibinin Rusya’yı tekrar azılı düşman sınıfına koyarak tepkisini alenen ortaya koyması olarak da okuyabiliriz. Türkiye hattında verimli analizlerin ve bilgilerin toplanıp konu hakkında mutlak önemli bir çalışma yapılması kaçınılmazdır ki yapıldığını biliyorum. Doğu Akdeniz’de ki gerilimlerde ABD’nin net tavrını ve tarafını görmemiz iyi oldu. Denizaşırı bölgelerde elde edilen üslerin stratejik denklemde olduğu açıktır. Ama tabi ki yetersizdir. Sırf Dedeağaç değil ABD’nin bölgeyi çember şeklinde kuşatması İncirlik’in bölgesel üs denkleminde ne durum da olduğu geniş bir perspektifle ele almak faydalı olacaktır. Bölgede ki çember daralıyor.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım. 


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop emlak sinop pansiyon sinop günlük kiralık daire sinop web tasarım güneş paneli güneş enerjisi güneşten elektrik üretme