SON DAKİKA
reklam
reklam

Doğa'nın büyülü dünyası

Eklenme Tarihi: 29 Eylül 2026, Salı - 13:49   Okunma Sayısı: 39392
Munzur’un berrak suları, sarp dağların gölgesinde uzanan vadileri, doğası, tarihi ve kültürüyle Tunceli, keşfedilmeyi bekleyen bir Anadolu kenti.

 

Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat bölümünde yer alan Tunceli; Munzur ve Pülümür vadileri, yüksek dağları, berrak akarsuları ve zengin bitki örtüsüyle Türkiye’nin en özgün coğrafyalarından biridir. Kent, doğal güzelliklerinin yanı sıra binlerce yıllık tarihi, kaleleri, kutsal kabul edilen ziyaret alanları ve kendine özgü kültürel yaşamıyla dikkat çeker. Tunceli denildiğinde ilk akla gelen Munzur Dağları ve Munzur Suyu olsa da ilin her köşesinde farklı bir hikâyeyle karşılaşmak mümkündür. Tarih boyunca Urartulardan Perslere, Roma-Bizans dünyasından Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine uzanan çok katmanlı bir geçmişin izleri bugün hâlâ görülmektedir. Tunceli çevresindeki yerleşim izleri Kalkolitik Çağ'a kadar uzanır. Çemişgezek yakınlarındaki Pulur (Sakyol) Höyüğü'nde yapılan araştırmalar, bölgede MÖ 5500-3500 yılları arasında yerleşim bulunduğunu ortaya koymuştur. Daha sonraki dönemlerde bölge Hitit, Hurri, Asur, Urartu, Med ve Pers egemenlikleriyle tanışmıştır. Özellikle Mazgirt ve çevresindeki kaleler, Urartu döneminin önemli izlerini taşır. Orta Çağ'da Selçuklu ve çeşitli Türkmen devletlerinin hâkimiyetine giren bölge, 1473'teki Otlukbeli Savaşı'nın ardından Osmanlı egemenliğine girmiş, 1514 Çaldıran Seferi sonrasında Osmanlı yönetimi yeniden kesinleşmiştir. Cumhuriyet döneminde önemli bir idari dönüşüm yaşandı. 25 Aralık 1935 tarihli 2884 sayılı Kanun ile Dersim adı Tunceli olarak değiştirildi ve yeni il oluşturuldu. Tunceli'nin bugünkü şehir merkezine taşınması ise 30 Aralık 1946 tarihli düzenlemeyle gerçekleşti.

Tunceli Müzesi

1937'de askeri kışla olarak inşa edilen tarihi yapı, kapsamlı restorasyonun ardından Tunceli Müzesi'ne dönüştürülmüş. Müze, kentin en eski dönemlerinden yakın geçmişine kadar uzanan arkeolojik, tarihi ve kültürel mirasını bir araya getiriyor. Tunceli'nin geçmişini anlamak için şehir merkezindeki en önemli duraklardan biri. Arkeoloji, Etnografya, Sikke, Geleneksel Tarım, Flora-Fauna, İnanç, Taş Eserler ve Yakın Tarih Bölümlerinin ve sergi salonlarının yer aldığı müzenin Arkeoloji, Etnografya ve Sikke envanterine kayıtlı toplam 1838 eser bulunmakta. Şehir merkezinden yola çıktığınızda, Seyit Rıza Parkı'ndan geçerek Tunceli Müzesi'ne ulaşabilirsiniz.

Munzur Suyu

Munzur Dağları'ndan doğan Munzur Suyu, Tunceli kent merkezinden geçerek Pülümür Çayı ile birleşir ve Keban Baraj Gölü'ne ulaşır. Berrak suları, çevresindeki yeşil alanlar ve vadiler kente güçlü bir doğal güzellik kazandırır. Şehir çevresinde yürüyüş, fotoğrafçılık ve doğayla baş başa kalmak isteyenler için önemli bir noktadır. Tunceli Müzesi'nden çıktıktan sonra Munzur Suyu'nu fotoğraflamak için en yakın ve en pratik nokta Seyit Rıza Parkı'nın hemen aşağısındaki nehir kenarıdır. Mavi Köprü ve çevresi, Munzur Suyu'nu yakından görmek ve fotoğraf çekmek için şehir merkezindeki en uygun noktalardan biri.

 

 

Pülümür Vadisi

Tunceli'nin hemen kuzeyinden başlayan Pülümür Vadisi, yüksek ve sarp dağların arasında uzanan etkileyici bir doğal koridordur. Vadinin içinden akan Pülümür Çayı, ormanlarla kaplı yamaçlar ve kayalık geçitler boyunca ilerler. Tunceli şehir merkezinden Pülümür Vadisi'ni fotoğraflamak için en yakın uygun güzergâh, Pülümür yolu üzeridir. Vadinin asıl belirginleştiği bölüm şehir merkezinin yaklaşık 20 km kuzeyinden başlıyor. Tunceli merkezden Pülümür yönüne çıktığınızda Pülümür Çayı size eşlik ediyor olacak. Tabiat Ören Parkı çevresi fotoğraf için uygun ilk duraklardan biri. Pülümür güzergâhı üzerinde ayrıca Sinan Plajı, Kara Haydar'ın Yeri, Ağlayan Şelaleler ve tarihî köprüler de çok güzel fotoğraf noktaları olarak siz bekliyor olacak. 

Munzur Vadisi Milli Parkı

1971 yılında milli park ilan edilen Munzur Vadisi, yaklaşık 42 bin hektarlık geniş alanıyla Türkiye'nin önemli doğal alanlarından biri. Munzur Çayı, derin vadiler, kayalık kanyonlar, ormanlar ve zengin bitki ve yaban hayatı bölgeye olağanüstü bir görünüm kazandırır. Yürüyüş, kamp, fotoğrafçılık ve doğa gezileri için Tunceli'nin mutlaka görülmesi gereken yerlerinin başında geliyor. Tunceli şehir merkezinden Munzur Vadisi Milli Parkı'na gitmek oldukça kolay; çünkü milli parkın girişi zaten Tunceli–Ovacık karayolu üzerinde ve şehir merkezinden yaklaşık 8 km sonra başlıyor. Burada önemli bir nokta var: “Milli Park” tek bir giriş kapısından ibaret küçük bir alan değil. Tunceli'den başlayıp Ovacık yönünde yaklaşık 46 km boyunca Munzur Vadisi'ni takip eden çok geniş bir alan. Daha etkileyici, sarp kayalıkların ve Munzur Suyu'nun aynı karede olduğu görüntüler için ise Ovacık yönünde vadinin içine biraz daha ilerlemenizi öneririm. Yol boyunca uygun ve güvenli duraklarda fotoğraf molaları verebilirsiniz.

Munzur Gözeleri

Ovacık yakınlarındaki Munzur Gözeleri, Munzur Dağları'nın eteklerinden çok sayıda kaynaktan fışkıran buz gibi sularıyla ünlüdür. Yaklaşık 40 gözeden çıkan sular küçük şelaleler oluşturarak Munzur Suyu'nu meydana getirir; yöre halkı tarafından kutsal kabul edilen alanlar da bulunur. “Göze”, Türkçede özellikle coğrafyada yeraltı suyunun veya kaynak suyunun yeryüzüne çıktığı küçük su kaynağı anlamına geliyor. Bu nedenle “Munzur Gözeleri”, Munzur Dağları'nın eteklerinden yeraltı suyunun çok sayıda doğal kaynak halinde yüzeye çıktığı bölge demek oluyor. Munzur Vadisi Milli Parkı'ndan Munzur Gözeleri'ne gitmek için aynı Tunceli–Ovacık yolunu takip ederek Ovacık yönünde ilerlemeniz gerekiyor. Munzur Gözeleri, Ovacık ilçe merkezinin yaklaşık 17 km batısında, Ziyaret Köyü'nde bulunuyor. Ovacık merkezden tabelaları takip ederek asfalt yoldan yaklaşık 20 dakikada Gözeler'e ulaşılabiliyor.

Pülümür Vadisi

Tunceli'nin kuzeydoğusunda bulunan Pülümür, yüksek dağları, vadileri, dereleri ve yaylalarıyla doğal güzellikleri öne çıkan ilçelerden biridir. Pülümür Vadisi boyunca uzanan yol, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında yeşilin farklı tonlarını bir arada sunar.  Gözelerden çıktıktan sonra önce Ovacık merkezine, ardından Tunceli yönüne dönmeniz gerekiyor. Tunceli'ye ulaştıktan sonra Erzincan yönündeki Pülümür yoluna girerseniz, bu yol sizi Kutu Deresi, Ağlayan Kayalar, Pülümür Vadisi ve Pülümür Çayına götürecek. 

 

 

Tunceli’nin üç tarih hazinesi

Keban Baraj Gölü'nün suları altında kalan eski yerleşim alanının ardından bugün bir ada üzerinde bulunan Pertek Kalesi, ilçenin en dikkat çekici tarihî eseridir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen kale, Osmanlı döneminde onarımdan geçirilmiş ve iki sur kuşağından oluşmuş. Gölün ortasındaki konumu, kaleye Tunceli'nin en özgün tarihî manzaralarından birini kazandırıyor. Mazgirt ilçe merkezine hâkim bir tepe üzerinde yer alan Mazgirt Kalesi, bölgenin Urartu geçmişini hatırlatan önemli tarihî yapılardan biri. Kalenin bir bölümüne mağara içerisinden ulaşılır ve girişte yaklaşık kırk basamaklı bir merdiven bulunur. Tepeden çevreye hâkim manzarası ve kayalara oyulmuş bölümleri, burayı tarih meraklıları için ilgi çekici kılar. Tunceli'nin tarihî açıdan en zengin ilçelerinden biri olan Çemişgezek'in Kalesi'nin yanı sıra kayalara oyulmuş İn Delikleri (Derviş Hücreleri), ilçenin en sıra dışı tarihî kalıntıları arasındadır. Doğa ve tarih meraklıları için aynı gezi içerisinde farklı dönemlere ait izler keşfetme imkânı sunar.

Tunceli Mutfağı

Tunceli mutfağı; yüksek dağların, yaylaların ve geleneksel üretim kültürünün izlerini taşıyan sade fakat karakterli yemeklerden oluşur. Yörede bulgur, un, otlar, süt ürünleri ve et temel malzemeler arasında yer alırken, doğada kendiliğinden yetişen bitkiler de mutfağa önemli katkı sağlar. Tunceli'nin geleneksel yemeklerinden biri olan zirafet, özellikle hamur işi ve et ağırlıklı yöresel mutfak kültürünün dikkat çekici örneklerindendir. Geleneksel sofralarda özel günlerle de ilişkilendirilen yemek, yöresel mutfağın güçlü lezzetlerini yansıtır. İnce açılmış yufkaların kurutulup parçalanması ve üzerine yoğurt ile tereyağlı sos eklenmesiyle hazırlanan siron, Doğu Anadolu'nun sevilen hamur işlerinden biridir. Tunceli mutfağında da geleneksel sofralarda karşılaşılabilecek yöresel tatlardan biridir. Yufka veya hamur içerisine çeşitli iç harçların konulmasıyla hazırlanan patile, Tunceli'nin geleneksel hamur işlerinden biridir. Peynirli, otlu veya farklı yöresel içlerle hazırlanan çeşitleri bulunur. Şavak Tulum Peyniri,  Pülümür Balı ve Dağ Sarımsağı yöreye özgü tatlar arasında yerini alır. Tunceli'yi özel kılan yalnızca Munzur'un buz gibi suları veya sarp dağları değildir. Binlerce yıllık tarih, güçlü yerel kültür, kutsal kabul edilen doğal alanlar ve geleneksel mutfak, bu küçük Anadolu kentini keşfedilmeye değer bir destinasyona dönüştürür.

Kaynak: Özel Haber
Editör: Uğur Faruk YILDIZ -Murat İLTER

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam