SON DAKİKA
reklam
reklam

Nefesle hayat bulan sanat

Eklenme Tarihi: 20 Şubat 2021, Cumartesi - 00:19   Okunma Sayısı: 40271
Geleneksel Türk cam sanatı camı saydamlaştırmak yerine onu renk ve doku olarak bezemesi ve özüne sembolik bir anlatım katmasıyla başka ülkelerin cam sanatlarından hemen ayırt edilir

Çeşm-i Bülbüller, güvercin şeklinde şişeler, gülsuyu kapları, lâledanlar, kapaklı cam sürahiler, cam ibrikler, tabaklar, kaşıklıklar, vitraylar, göz boncukları, geleneksel Türk cam işçiliği örneklerinin başında gelirler. Türk cam işçiliğinin bir bütün olarak temel özelliği, camı mümkün olduğu kadar saydamlaştırmak yerine, onu renk ve doku olarak zenginleştirmektir. Birçok örnekte, yüzeyin cam olduğunu anlamak bile güçtür. Bunun sebeplerinin başında Türk cam sanatının kullanımdan çok sembolik anlatıma önem vermesi ve başka malzemeleri işleyen sanatlardaki süsleme tarzlarından yoğun biçimde etkilenmiş oluşu gelir. Cam günümüz modern çevresinin önemli bir parçası. Basit bir su bardağından sofistike bir teknik donanım malzemesine kadar kullanım alanı geniş. Camın kullanımı günlük hayatımızın o kadar büyük bir alanını kaplıyor ki etrafımızdaki doğal çevreden daha fazla onun farkına varıyoruz. Ancak aslında cam doğal olmaktan çok öte, hatta tam tersine yapay bir malzeme. Yaygın olarak camın tesadüf eseri keşfedildiğine inanılıyor. Camın keşfine dair en sık bahsi geçen açıklama Yunan tarihçi Piny'nin açıklamasıdır. Piny'e göre birtakım tüccarlar teknelerinden kıyıya çıktıktan sonra bir nehir kıyısında kamp kurmuşlar, nehir yatağında bir ateş yakmışlar. Sonraki gün ise önceki günün ateşinin külleri arasında şeffaf, parlak cam parçaları bulmuşlar. Erken dönemlerinde, cam sanatı daha çok Mısır ve Mezopotamya'da gelişmiş. Bu bölgede odunla yanan cam ocaklarının var olduğu düşünülüyor.

Türk Cam Yapımı eskilere dayanıyor

 Türkiye'deki geleneksel cam ürün yapımı Selçuk ve Osmanlı dönemleri olarak ele alınabilir. Selçuklu'ların doğudan Anadolu'ya yeni göç ettikleri dönemden kalma bazı Selçuklu cam ürünlerinin varlıkları biliniyor. Selçuklu ve Artuklular döneminin bazı parçaları bugün müze koleksiyonlarında yer alıyor. Bunlar tamamen mimari dekorasyon ya da el yapımı ürünler. Osmanlı dönemi sırasında, bu dönemden kalan parçalardan da görülebileceği gibi cam sanatı oldukça ilerlemiş. Cam endüstrisi özellikle İstanbul'un fethinden sonra bu şehirde oldukça gelişmiş, Osmanlı döneminin lonca sistemi son derece iyi şekilde organize olmuş. Her bir zanaatkar ve meslek grubu zanaatine ait ham madde temininden malzeme işlenişine, bitmiş ürünün şekli ve satış koşullarına kadar her konu ile ilgilenen bir sistem gelişmiş.

 

Tekfur Sarayı ve Eğrikapı cam yapım merkezi

 Geleneksel cam endüstrisi, en iyi örneklerinden birçoğunu 17-18. yüzyıllarda ortaya koymuş ancak bu dönemden elimizde çok az doküman kalmış. İstanbul Eğrikapı'da, Tekfur Sarayı ve Eğrikapı arasında yer almış bir cam yapım merkezinin olduğunu biliyoruz. III. Murat adına yapılmış bir minyatür o döneme ait bazı önemli belgeleri gösteriyor. Bu eser, bir cam yapımcıları kafilesini resimlemekte ve işçilerin hep beraber yanan bir ocağın çevresinde vazolar biçimlendirirken çalışan bir atölyeyi göstermesi açısından çok önemli. III. Murat'ın hakimiyetinde loncaların geçiş töreninde özel olarak inşa edilen bu atölyede kullanılan temel aletlere yakından baktığımızda, geleneksel teknikleri kullanan çağdaş atölyelerin de temelde benzer aletleri kullandığı görülüyor.

 

Yurt dışından cam ustaları getirildi

 Ayrıca I. Mahmut döneminde Fransa'dan cam ustaları getirtildiği, Mehmet Dede ismindeki bir Mevlevi Dervişi'nin III. Selim döneminde cam yapım tekniklerini öğrenmek üzere İtalya'ya gönderildiği kaynaklarda yer alıyor. Söylenildiği üzere, söz konusu Mevlevi usta Beykoz, İstanbul'da bir atölye açmış ve çalışmaları arasında en popüleri Çeşm-i Bülbül olmuş. 1899'da Saul Modiano adındaki bir Yahudi Levanten tarafından bugün eski Paşabahçe cam fabrikasının bulunduğu yerde 'Fabbrica Vetrami di D. Modiano, Constantinople' etiketli ürünler üreten, 1902 yılı itibariyle 500 kişiye iş imkanı sağlayan bir atölye kurulmuş. Cumhuriyet'in kuruluşu ile Türk cam endüstrisi yepyeni bir yön kazanmış ve 17 Şubat 1934'te diğer cam atölyelerine çok yakın bir yerde, Paşbahçe'de, Boğaz'ın yamaçlarında, meclis onayıyla ilk ulusal fabrika kurulmuş. Türkiye İş Bankası tarafından "Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A. Ş" adı ile kurulan bu fabrikayı çeşitli tarzlarda cam üretimi yapan birçok başka şirket takip etmiş.

 

Geleneksel Türk cam ürünü, Çeşm-i Bülbül

Paşabahçe, özellikle kuruluş yıllarında ülkenin her yerinden çok sayıda cam ustasını bir araya toplamış ve Türk cam tarihi için önemli bir cam yapım merkezi haline gelmiş. Bu dönemin en önemli cam işçileri arasında, özellikle serbest şekil verilmiş ürünleri ile tanınan (baba) Yusuf Görmüş yer alıyor. Geleneksel Türk cam ürünü, Çeşm-i Bülbül ya da Venedik biçimi ile üretilen Türk filigranosu, Beykoz işi olarak da biliniyor. Benzer yüksek kaliteli ürünler halen Venedik'te Murano'da üretiliyor. Geleneksel Çeşm-i Bülbül dışında, Türk cam sanatının daha çok uygulamalı ya da dekoratif ürünler için uygun form ve tarzları benimsediği görülüyor, seramik sanatından edinilmiş birçok formun özellikle baskın olduğu biliniyor.

 

Çeşm-i Bülbül Yapımı

 Çeşm-i Bülbül son derece kalifiye bir tekniktir. Ürünün oluşumundaki her bir etap titiz bir şekilde yerine getirilmeli ve çok kısa bir zamanda bitirilmelidir. Teknik, genel olarak farklılık göstermeyebilir ama her bir ustanın ona yaklaşımı, yani tarzı farklı olacaktır. Bu teknik asla hata kabul etmez. Hata yapıldığında düzeltmek neredeyse imkansızdır, bu nedenle camı yapmak için ortaya konan kuralların her biri büyük bir kesinlikle yerine getirilmelidir. Teknik şu şekilde işlemektedir; Demir bir çubuk, yani pipo, fırında eriyik halde bulunan cama daldırılır. Pipo bütün camı toplamak için döndürülür. Cam potadan ayrılır ve ocak dışında şekillendirilir ve soğutulur. Bu aşamada biraz daha soğuk olan toplanmış cam, düzenli şekilde bir araya getirilmiş renkli cam çubuklar ile hazırlanan bir kalıba sokulur ve üflenir, çubuklar cama yapışır. Oluşturulan form tekrar potaya götürülerek cam çubukların tamamen yapışması sağlanır. Ürüne son şekli kalıp içinde verilir, bu aşamada gerekli olan döndürme işlemi elle yapılır. Bu son derecede büyük bir yetenek gerektiren bir işlemdir. Biten ürün soğutulur ve metal çubuktan ayrılır.

 

Cam Boncuk Yapımı ve Güvercin Şişe

 Cam boncuk yapımı cam üretiminin en cazip şekillendiren biridir. Bir halk sanatı olarak yaygın bir şekilde üretilen cam boncuklar küçük fırınlarda yapılır. Cam odun ateşinde yumuşatılır ve boncuklar elle kullanılan son derece basit birkaç aletle çeşitli formlar verilerek üretilir. Cam boncuk üretiminde kullanılan yöntemler, fırının odunla yakılması ve cam üreticinin özellikleri yaklaşık 3 bin yıllık bir geçmişe dayanır. Bugün yapılan boncuklarda bile nihai ürün daha önceki dönemlerdeki ürünlerden çok az farklılık gösterir ve görevleri de elbette çok az değişmiştir. Birleşik tekniklerle üretilen Anadolu cam ürünleri arasında en ilginç ve en tipik olanı, Anadolu atölyelerinde son derece yüksek bir yetenek ile üretilen güvercin şeklindeki şişedir. Yüksek yetenek gerektiren teknikleri kullanılması gerektiği için cam sanatı için son derece önemli bir üründür.



Cam Ocağı’nda camın doğasını keşfedin

Türkiye'de cam sanatını yaygınlaştırmayı ve sevdirmeyi amaçlayan Cam Ocağı, camı yakından tanımak ve cam yapımını öğrenmek isteyenleri aynı çatı altında buluşturuyor. Cam Ocağı, Riva Deresi kıyısında kurulu, yeşillikler içinde bir cam ve sanat merkezi. Kapıları, camı yakından tanımak ve camla çalışmak isteyen herkese açık. Cam Ocağı Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Cam Ocağı, farklı düzeydeki eğitim programlarıyla cam sanatına ilgi duyanlara ve camla daha önce çalışmış olanlara, camın doğasını ve potansiyelini keşfedebilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri özgür,ve yaratıcı bir ortam sunuyor. Program, camla ilgili teknik, malzeme ve teorik bilgiler konusunda kapsamlı dersler içeriyor. İki haftalık yoğun kursların ağırlıkta olduğu eğitim programı kapsamında uzun dönemli kurslar, hafta sonu kursları ve kısa atölye çalışmaları da yer alıyor. Derslerin çoğu farklı tekniklere giriş niteliğinde ve tüm dersler, uluslararası deneyime sahip eğitmenler tarafından veriliyor.

 

 

Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: MURAT İLTER

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım. 


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop emlak sinop satılık daire sinop kiralık daire