SON DAKİKA
reklam
reklam

İstanbul'un gül bahçesi

Eklenme Tarihi: 7 Haziran 2021, Pazartesi - 10:18   Okunma Sayısı: 14450
Osmanlı Dönemi’nde sarayın gül bahçesi olarak kullanılan İstanbul’un en güzel parkları arasında yer alan Gülhane Parkı, asırlık ağaçları, rengarenk çiçeklerle dolu yollarıyla bir nebze huzur arayanların uğrak noktası

İstanbul’un en güzel parkları arasında yer alan Gülhane Parkı , Osmanlı Dönemi’nde sarayın dış bahçesi olarak kullanıldı. Bu dış bahçede gül bahçeleri olduğu için, zamanla buraya Gülhane denilmeye başlandı. İstanbul ilinin Eminönü ilçesinde yer alan tarihi park, Alay Köşkü, Topkapı Sarayı ve Sarayburnu arasında yer alıyor. Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımı olan Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839'da Abdülmecit döneminde Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı'nda okunmuştur ve bu nedenle Gülhane Hatt-ı Hümayunu adı da verilmiştir. Şehrin güzide noktalarından biri olan park, 1912 yılında Türkiye'de modern cerrahinin kurucusu hekim, yönetici ve İstanbul eski Belediye Başkanı Cemil Topuzlu döneminde saray bahçesi konumundan çıkarılıp halkın hizmetine açıldı. Toplam 163 dönümlük bir alana yayılan Gülhane Parkının tranvay tarafındaki girişinde sağ tarafta İstanbul'un eski belediye başkanlarının büstleri yer alıyor. Parkın ortasından iki yanı ağaçlı yol geçiyor. Bu yolun sağında ve solunda dinlenme yerleri, çocuk bahçesi bulunuyor. Boğaza doğru kıvrılarak inen yokuşun hemen sağında bir Aşık Veysel heykeli, yokuşun sonuna doğru biraz üst kısımda ise Romalılardan kalma Gotlar Sütunu yer alıyor. Sarayburnu Parkı kısmı Sirkeci Demiryolu hattı üstünden bir köprüyle ana parka bağlıydı. Bu kısım 1958'de sahil yolu ile parktan ayrıldı. Gülhane Parkı, ayrıca Nazım Hikmet’in yazdığı ünlü Ceviz Ağacı şiirine konu olan ağacı da bünyesinde barındırıyor. Gülhane Parkı içerisinde 1955 yılında açılan hayvanat bahçesi daha sonra kapatıldı. Gülhane Parkı’na Sarayburnu tarafında bulunan kapıdan da giriş yaparsanız, Alemdar Caddesi yönünde sol taraf Gülhane Parkı’na; sağ tarafta kalan yokuş ise sizi İstanbul Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk’e götürür.

Başöğretmen Atatürk

Atatürk, latin harflerini halka ilk defa bu parkta 1 Eylül 1928 tarihinde gösterdi. Cumhuriyet döneminin en önemli olaylarından biri sayılan bu törene ev sahipliği yapan Gülhane Parkı aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ün Başöğretmen unvanını alışına da şahitlik yaptı. Atatürk'ün naaşı Ankara'ya gönderilirken, İstanbul'daki son tören Gülhane Parkı'nın Sarayburnu bölümünde 19 Kasım 1938 tarihinde yapıldı. Tabut, top arabasından 12 general tarafından alınarak Yavuz zırhlısına götürülmek üzere rıhtımdaki bir dubaya yanaşan Zafer destroyerine konuldu. Sarayburnu kısmında Atatürk'ün Cumhuriyetten sonra dikilen ilk heykeli bulunuyor. Heykel, Avustralyalı mimar Kripel tarafından yapıldı.

Bizans açısından önemli bir yerdi

Roma dönemine ait 3.yy’dan kalma Gotlar Sütunu’nun bulunduğu Gülhane Parkı, Osmanlı öncesi dönemlerde de çok önemli bir konuma sahipti. Bizans döneminde, askeri depoların ve kışlaların bulunduğu Gülhane’ye daha sonra Mangana Sarayı yapıldı. Aynı zamanda bu çevrede Hagios Georgies Manastırı ve Panagia Hodegetria Ayazması’nın bulunması nedeniyle bu bölge kutsal sayılırdı. Hodegetria kucağında bebek İsa'yı taşıyan bir Meryem Ana ikonasıdır ve Konstantinopolis’in koruyucusu olduğuna inanılıyordu. Şehir ne zaman saldırıya uğrasa İkona dualarla sokaklarda ve surlarda dolaştırılır, Meryem Ana'dan yardım istenirdi. Fetih’ten bir gün önce de halk, son bir umut olarak Hodegetria’yı yine sokaklarda dolaştırmaya çıkartmış, ancak büyük ve ağır İkona yere düşerek çamura bulandı. Bizans halkı bunun şehrin sonunun geldiğinin ilk alameti olarak gördüler. Gülhane Parkı içindeki bir diğer önemli eser ise Hagios Paulos Yetimhanesi. İmparator 2. Justinus tarafından kurulan ve 1.Komnenos zamanında genişletilen Hagios Paulos Yetimhanesi uzun yıllar yaşlılar, körler ve savaş gazilerinin yemek yediği bir yer oldu. Yapının görünümü günümüzde bozulmuş olsa da sütunları ile duvar kalıntıları, görkemli bir mimari yapının kadim izlerini taşıyor. Kalıntıları üzerinde haç işaretleri, başlıklı birkaç sütun ve tuğla kemerleri bulunan yetimhanenin günümüze ulaşan mirasçıları.

Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müzesi

Gülhane Parkı gezisinde mutlaka uğranılması gereken yerler arasında Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müzesi de geliyor. Müze, zamanında Osmanlı döneminde geçit yapan alayları izlemek amacıyla kullanılan ve Topkapı Sarayı pencerelerinin İstanbul sokaklarına uzanan ilk ve tek Alay Köşküydü. 2011 yılında bir kütüphaneye dönüştürüldü. Gülhane Parkı’nın girişinde sol tarafta sultanların resmigeçitleri izledikleri zarif bir tarzı olan Topkapı Müzesi Alay Köşkü yer alıyor. Aynı zamanda burada Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi de bulunuyor. Köşke doğru çıkan taş rampa ise padişahların köşkün kapısına kadar atla gelmeleri için yapıldı. Parkın çiçeklerle kaplı yolunun sol tarafında ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Prof. Dr. Fuat Sezgin ve Dr. Ursula Sezgin Bilimler Tarihi Kütüphanesi bulunuyor.

Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

Kütüphanenin ilerisinde İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından hazırlanan ve 24 Mayıs 2008 yılında açılan; alet, cihaz kopyaları, maket ve model koleksiyonu ile alanında Türkiye’de ilk, Frankfurt’tan sonra dünyada ikinci örnek teşkil eden İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi yer alıyor. 25 Mayıs 2008'de Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda, İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi hizmete girdi. Müze maket ve model koleksiyonu bakımından Almanya Frankfurt’tan sonra dünyada ikinci müze olma özelliğini taşıyor. Matematik, mimari, coğrafya, tıp, astronomi, kimya ve daha birçok farklı bölümün bulunduğu müzede İslam bilim adamlarının ortaya koydukları nadide eserler de sergileniyor. Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği bir diğer eser de müze girişindeki bahçede bulunan ve 9.yüzyıldan kalma dünya haritasının bir kopyası olan renkli yerküre.

Arkeoloji Müzesi

Gülhane Parkı bitişiğinde yer alan Arkeoloji Müzesi mutlaka görülmesi gereken yerler biri. Ülkemizin yanı sıra dünya için de önemli bir yere sahip olan müzede tarihe ışık tutan pek çok eser mevcut. Arkeoloji müzesi hem mimari yapısı ve dış cephesindeki mükemmel işçilik bakımından hem de içerisinde bulunan eserlerle dünyanın en iyi 10 müzesi arasında yer alıyor. Çinili Köşk, Topkapı Sarayı'nın dış surlarının içinde yer alan, 1472 yılından kalma bir köşk. Osmanlı Sultanı 2. Mehmed tarafından yazlık saray ya da köşk olarak yaptırıldı. Sırça Köşk ya da Sırça Saray olarak da adlandırılır. 1875 ile 1891 yılları arasında Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak hizmet vermiştir. 1953 yılında Türk ve İslam Sanatları Müzesi olarak kamuya açıldı. Daha sonra İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin bünyesine katılmıştır. Müzede Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalma İznik çinisi ve seramik örnekleri sergilenmektedir.

Saray taşınınca gözden düştü

Padişahların Topkapı Saray'ından Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile Gülhane Parkı da adeta gözden düştü. Avrupa demiryolunun Sirkeciye Sarayburnu’ ndan geçerek gelmesi üzerine parkın ağaçları, köşkleri sökülüp yıkılmış, kalan kısmı da mesire yeri olarak hizmet vermiş. Haliç’teki Kağıthane eski devirlerdeki adıyla Sadabad şehrin kalabalık bölgelerinden oldukça uzak bulunduğu için sadece zengin ve nüfuslu kişilerin gidebildiği gözde bir gezme yeri olmuştur. Bu nedenle şehir merkezine yakın olan Gülhane'nin halkın her kesimine açılmasıyla, bölge her çeşit insanın geldiği bir piknik alanına dönüşmüş. Özellikle hafta sonları ve tatillerde, halkın çoluk-çocuk yiyeceklerini alıp Gülhane'ye gelmesi ve sonrasında burayı temiz bırakmaması üzerine buraya Bitli Kağıthane adı verilmişti. Belediyecilik hizmetinin kurulmasıyla sürekli bakımı yapılan Gülhane Parkı artık İstanbul yakasının en bakımlı en büyük parkı olarak halkını bekliyor.

Şiiri ve şarkısı olan ünlü Ceviz Ağacı

Gülhane Parkı'nın belki de en fazla ilgi gören yerlerinin başında Nazım Hikmet'in yazdığı daha sonra Cem Karaca tarafından şarkısı yapılan Ceviz Ağacı'dır. Nazım Hikmet'in kaçak olduğu ve her yerde polis tarafından arandığı günlerde sevgilisi ile buluşup onu son bir kez görmek ister. Bir arkadaşı aracılığı ile sevgilisine haber gönderir ve kendisini Gülhane Parkındaki en ulu Ceviz Ağacı'nın altında bekleyeceğini söyler. Nazım Hikmet buluşma vakti gelip Gülhane Parkına geldiğinde her yanda polisleri görür. Sevgilisi Ceviz Ağacı'nın altında geldiğini görse de ortaya çıkamaz ve o ünlü şiirini kaleme almaya başlar. 'Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, Budak budak serham serham ihtiyar bir ceviz. Ne sen bunun farkındasın ne polis farkında. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda''

Kaynak: AA
Editör: AA

reklam alanı

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım. 


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam

sinop emlak sinop pansiyon sinop günlük kiralık daire sinop web tasarım güneş paneli güneş enerjisi güneşten elektrik üretme