İşlenmemiş konular
I. Dünya Savaşı’nın Çanakkale cephesinde hava araçları ve hava muharebeleri pek az yer
tutar. Uçakların cinsi, mühimmat taşıma kapasiteleri, uçuş menzilleri ve taşıdığı silahlar hep
sınırlı olan bu hava araçları, sık sık arıza yapıyor ve hızları düşük olduğu için kolay
vuruluyorlardı.
I.Dünya Harbi’nden önce
Harbiye Nezareti, 23 Şubat 1911 tarihinde Dornier fabrikasına iki adet uçak siparişi vermiş,
ardından iki uçak siparişi daha vermiştir. 27 Kasım 1911 tarihinde Fransa’dan iki adet Bleriot
marka uçağın satın alınmasını talep etmiştir.
İki subayın uçak alımı ve eğitimi için Paris’te bulunması, altı subayın da sırada bekliyor
olması karşısında bütçenin bu satın almayı karşılayamayacağı anlaşılmış ve proje bir süre
askıya alınmıştır.
Fransız pilot Mösyö Hueges Simon, 9 Ocak 1912 tarihinde Osmanlı Devleti’nin Londra
Büyükelçisine İstanbul’da “Uçuş Okulu” açılması için tavsiyelerde bulunmuş ve bu talebinin
padişaha iletilmesini istemiştir. 29 Nisan–11 Temmuz 1912 arasında “tayyare ianesiyle”
başlayan yardım toplama işi neticesinde altı uçağın daha alınmasına karar verilmiş, bunlardan
ikisi 18 Temmuz 1912’de Türkiye’ye getirilmiştir.
İlk olarak Yeşilköy’de 3 Temmuz 1912 tarihinde on uçaktan teşekkül ettirilen bir filo ile
beraber havacılık okulu da faaliyete geçirilmiştir. Balkan Savaşı’nda Yunanların, Sırpların ve
Bulgarların faaliyetlerini tespit etmek maksadıyla uçuşlar yapılmışsa da bu uçaklar yerlere
çakılmışlardır.
Şubat 1913 yılına gelindiğinde ise, Osmanlı Devleti Harbiye Nezareti yöneticileri
tarafından; “Tayyare Mektebi Müdüriyetine” tayin edilmek üzere biri Almanya’dan diğeri
Fransa’dan olmak üzere iki zabitin ivedilikle görevlerine başlamaları için talimatname
düzenlenmiştir.
18 Ekim 1913 tarihinde Kırklareli’den Yeşilköy’e gitmek üzere “Tarık Bin Ziyad” adlı
“Bleriot” tipindeki uçak ile havalanan Yüzbaşı Salim ve Rasıt Kurmay Yüzbaşı Kamil
Bey’ler, havadaki görüş mesafesinin kısıtlı olması ve pusuladaki 15 derecelik sapma
nedeniyle farkında olmadan Marmara Denizi’ni aşarak Manyas Gölü civarına inmişlerdir. Bu
yolla Yüzbaşı Salim Bey (İlkuçan) Bleriot tipi uçağıyla İstanbul-Bandırma arasında
Marmara’yı ilk defa havadan kateden Türk pilotu olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı başladığında
Osmanlı Devleti’nin hava gücü beş adet kara, iki adet deniz uçağı ve on pilottan oluşan bir
filodur. Türklerin Almanlarla birlikte savaşa girmesiyle beraber değişmiş ve zamanla uçak
sayıları on kat artış göstermiştir. Önce elliye; dört yıllık savaş süresince de “Tayyare Paşa
Bölükleri” dahil, dört yüz elli rakamının üzerine çıkacak ve bu uçaklar Osmanlı hava gücünde
görevlerini yerine getirmişlerdir.
Balkan Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Türk Havacılığı her türlü olumsuzluğa rağmen
üzerine düşen görevleri yerine getirmiştir. Aynı dönem içerisinde bir Macar şirketi,
İstanbul’da bir uçak fabrikası yapabilmek için girişimde bulunsa da amacına ulaşamamıştır.
İstiklâl Harbi’nden önce bile üç uçaktan ibaret olan 1 inci Türk Tayyare Bölüğü, 27 Mart-17
Nisan 1915’e kadar Çanakkale bölgesi ve civarındaki adalar (özellikle Limni) üzerinde keşif
ve gözetleme uçuşları yapmıştır.
24 Mart 1915’te Bozcaada’da İngiliz ve Fransızlara ait toplam 18 uçak bulunuyordu. Temmuz
ayında İngiliz ve Fransız uçak sayısı 55’e ulaşmıştı. Hepsi de makineli tüfeklerle donatılmıştı.
Ayrıca mart ayı içinde bir İngiliz uçak gemisi Ege Denizi’nde dolaşan Demirhisar torpidobotu
tarafından yaralanınca donanmaya Ark Royal uçak gemisi katılmıştır. 30 Nisan tarihinde bir
deniz uçağımız daha filoya dahil edilmiştir.
İstiklâl Harbi süresince hava muharebeleri ve alınan tedbirler
1. Basit seviyede karıştırma, aldatma ve dinleme yapılmıştır. Bu dinlemeler ve hava
fotoğrafları sonucu düşman uçakları kendisine havada yaklaşma koridorları yaratmıştır.
2. Düşman, Türk kara birliklerinin eğitim seviyesini belirlemek ve mevzilerini tespit
etmek maksadıyla aldatma uçuşları ve dalışlar yapmıştır.
3. Kara birliklerimiz, düşman uçaklarının yaklaşma istikametleri üzerinde en az zayiata
maruz kalacak şekilde X, Y, Z uçak korunma hendekleri kazmışlardır. Çok sık mevzi
değiştirmesi yapmalarına rağmen kara birliklerimizin fazlaca zayiat vermesini, yeri tespit
edilen birlikler üzerine Manika balon gemisinin donanma topçusuna yaptırdığı ateş
tanzimleriyle izah edebiliriz.
4. Havanın açık olduğu günlerde düşmanın havadan çekeceği fotoğraflara karşı komuta
yerlerine giden yollar ve lojistik tesisler kamufle edilmiştir.
5. Hava gözcüleri çıkarılmak suretiyle göze dayanan tespitlere ve gözcü eğitimine ağırlık
verilmiştir. Uçak sayımız arttıkça havaalanlarında dağılma ve gizleme uygulanmış, maket
uçaklar ve çok hasarlı olan uçaklar aldatma amaçlı pistlerde bırakılmıştır.
6. Birliklerimiz her seviyede sahte tesisler, komuta ve gözetleme yerleri, pistler, yedek
mevziler ve örtülü irtibat hendekleri inşa etmiştir. İstanbul’daki imalât atölyelerinde iki kg
ağırlığa kadar olan uçak bombaları yapılabilmiştir.
7. Bazı zamanlar aldatma amaçlı açık telsiz konuşmaları yapılarak yanlış direktif ve
emirler verilmiş ve sonuçları izlenmiştir.
8. Gizleme, tahkimat, keşif uçuşlarının yoğunlaştığı saatlerde hareketsizlik, geceleri
karartma veya kontrollü ışıklandırma yapılmıştır.
9. Dinlemeli telsiz susmasına riayet edilmiş, telsiz konuşmalarında öncelik ve
sınırlamalar belirlenmiştir.
10. Elimizde uçak sayısı arttıkça uçağa karşı yer tanıtma bezleri kullanılmıştır.
Muhabere Vasıtaları
Telgraf makineleri, santraller
Kablo ve telefonlar
Tlf. Parçaları, hat muayene çantaları
Işıldak, pırıldak ve renkli şerit ve bezler
İşaret fişekleri, gemi telsizleri, haberleşme amaçlı kullanılan ipler