Bir çocuk yolda yürürken yerde bir kozalak bulur, onu eve götürmek ister. Annesi buna izin verir. Eve geldiğinde kozalağı açık olan pencerenin önüne koyar. Sonra bir yağmur yağar, sabah olduğunda çocuk kozalağın içine doğru kapandığını fark eder. Çocuk şaşırır. Ertesi gün ise güneşi gören kozalağın açıldığını fark eder. Ağaçtan yere düşen kuru bir kozalağın yağan yağmura ve açan güneşe tepki vermesi çocuğu çok şaşırtır.
Küçük bir kozalak bile etrafına tepki verebilirken, insan varlığı bazen neden tepkisiz kalır? Savaşa, göçe, gülüşe, şiire, sanata, ezana, güneşe, eşe... Neden tepkisiz kalır? Bir kozalağın verdiği tepkiyi insan neden vermek istemez? Öyle insanlar vardır ki, akşam olup işten eve döndüğünde eşinin suratına dahi bakmaz. Eşinin kestirdiği ve boyattığı saçı göremeyen, gözlerinin önünde depresyona giren eşini görmezden gelen, eşinin yaptığı reçele tepki vermeyen eşler vardır.
Kozalaklar bile etrafına bütün varlığı ile tepki verirken Filistin’deki yetim, yaralı ve aç çocuklara hiç bir tepki veremeyenler vardır. Oysa dua bir tepkidir, boykot bir tepkidir, üzüntü ve empati de bir tepkidir.
Tepkisizliğin farklı nedenleri ve psikolojik açıklamaları vardır. Fakat tepki vermek insanın elinde olan bir durumdur. İyiliğe sessiz kalmak zayıflık, kötülüğe sessiz kalmak ise ortaklıktır. Yani sonuç olarak, tepkisizlik de bir tepkidir hem de çok ağır tepki...
Neye yarar gül kuruduktan sonra su vermek? Neye yarar savaş bittikten sonra tepki vermek? Neye yarar kadın küstükten sonra çiçek almak? Neye yarar yoldaş gittikten sonra söylenmeyeni söylemek?


































