3 Ocak 2026 tarihinde ABD tarafından başlatılan Mutlak Kararlılık Operasyonu, Venzezuela’nın başkenti Karakas dahil olmak üzere ülkenin kuzeyinde yer alan hava üslerinin hedef alan ve uçakların alçak uçuş yaparak ülke üzerinde tahakküm kurduğu bir saldırıdır. Bu operasyon ile Venezuela Devlet başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD’nin en gizli ve seçkin askeri birimlerinden olan Delta Force tarafından resmen ABD’ye kaçırılmıştır. Bu teşebbüs yalnızca hedef şahsı yakalamaya yönelik değil Washington’un Latin Amerika’ya bakışındaki tarihsel arkaplanın tezahürü olarak da okunmalıdır. Çünkü ABD’nin gerçekleştirmiş olduğu bu operasyon, Monroe Doktrini kapsamında Amerika Amerikalılarındır mottosunu ön plana çıkarmaktadır. Bu noktada da güvenlikleştirme kavaramı ön plana çıkmaktadır. Trump’ın Venezuela’ya müdahalesini narko terörizm ile mücadele şeklinde dünyaya lanse etmesi, söylemleri üzerinden ifade ederek yapmış olduğu eylemleri meşru bir zemine oturtma gayretinden kaynaklanmakatadır.
İSTİHBARATIN ROLÜ
Uluslararası medyada geniş yer tutan bu operasyonun başarılı bir şekilde gerçekleşmesinin en önemli nedenlerinden birisi doğru istihbarat elde edilmesidir. Bu bağlamda, 202 yılının Aralık ayında ABD’nin merkezi istihbarat teşkilatı olan CIA tarafından örtülü operasyonların başlatılması, hükümete yakın bir muhbir aracılığıyla da Maduro’nun günlük aktivitelerinin takip edilmesi arka planda icra edilen sessiz bir savaşın tezahürüdür. ABD Genel Kurmay Başkanı Dan Caine’nin açıklamalarından Maduro’nun nerelere gittiği hatta ne yediğinin dahi bilindiği anlaşılmaktadır. Bunlara ek olarak, yalnızca insan istihbaratı değil teknolojik istihbarattan da yararlanılmıştır. Keşif dronları ve uydulardan elde edilen veriler ile Maduro’nun eylemleri haritalandırılmış ve bu sayede istihbaratın amaçlarından birisi olan belirsizliğin en aza indirgenmesi için çaba sarf edilmiştir. Entelijansın bir diğer önemli türü olan Siber İstihbaratın başkent Karakası’ın geniş bir bölümünde elektriklerin kesilmesi hususunda rol oynadığı ve toplum üzerinde panik havası oluşturarak gerilime neden olduğu da gözlemlenmektedir. Bu çerçevede, yalnızca tek bir istihbarat türünden yararlanılmamış ve interdisipliner bir yaklaşım ele alınmıştır. Operasyonun 4 gün önce onaylandığı ancak Coğrafi istihbarat veya açık kaynak istihbaratı aracılığıyla elde edilen veriler sayesinde daha iyi hava koşulları için beklenilmiş olması da operasyonun neticeye ulaşması bakımından kayda değer bir etki oluşturmuştur. Tüm bunların yanı sıra İstihbaratın askeri komuta kademesi ile eşgüdümlü olarak ilerlemesi elzemdir. Erken uyarı istihbaratı kapsamında muhtemel risklerin önceden tespit edilmesi ve operasyon birimlerine ivedilikle bildirilmesi kritiktir. Bu çerçevede, ABD istihbarat ofisi, operasyonlar boyunca Özel Harekat Komutanlığı’na istihbarat sağlayan kriz eylem ekipleri kurmuştur. Bir diğer kritik önemi haiz husus, Maduro’nun yerleşkesinin birebir kopyasının daha önce oluşturularak tatbikatlar yapılmasıdır. Bu bağlamda, elde edilen istihbarat sonucunda arka planda yürütülen hassas bir faaliyetin asıl operasyon olduğu ve geriye sadece New York’a uyuşturucu kaçakçılığının yanı sıra terörizm suçlamalarıyla yargılanmak üzere götürülen Maduro’nun nakliye sürecinin kaldığı anlaşılmaktadır.
ABD’nin yalnızca siyasi değil ekonomik çıkarları uğruna da hareket ettiğini söylesek yanılmayız. Bu amaç doğrultusunda ekonomik istihbarat devreye girmiş ve Venezuela’nın petrol rezervlerine ilişkin üretim kapasitesi, satış kanalları ve petrolün finansal getirisi yakından izlenmiştir. Hatta petrol satışından elde edilen paranın da bizzat Trump’ın kontrolünde olacağı açıklanmaıştır.
SONUÇ
Genel hatlarıyla bu operasyon ABD’nin askeri, teknolojik ve istihbari imkanlarını seferber etmesi sayesinde tek bir kayıp dahi vermeden hedeflerini gerçekleştirdiği bir süreç olarak sonuçlanmıştır. Venezuela, çeşitli istihbarat tekniklerinin uygulandığı bir zemin haline gelmiştir. İstihbaratın bu noktada kuvvet çarpanı olarak da kullanıldığı yani ABD’nin uyguladığı askeri gücü pekiştirdiği söylenebilir. Bu açıdan, istihbaratın uluslararası sisteme etki edebilen ve güç dengelerini değiştiren bir unsur olduğu aşikârdır.


































