SON DAKİKA
reklam
reklam

Zihnimizdeki Prangalar ve Tarımın Geleceği

Köşe Yazarı: Erol Altunoğlu   Eklenme Tarihi: 17 Mayıs 2026, Pazar - 12:03   Okunma Sayısı:

 

Beynimiz doğası gereği "ekonomik" çalışmayı sever. 

 

Karmaşık meseleleri basitleştirmek için geçmişten gelen hazır kalıpları kullanır. 

 

Biz buna kalıpyargı diyoruz. 

 

Ancak bu zihinsel tembellik, bilimsel gerçeklerle buluşmadığında toplumun genelini kapsayan tehlikeli bir önyargıya dönüşür. 

 

Bugün Türkiye’de tarım ve tohumculuk tam da bu eşiktedir.

Toplumda "hibrit tohum kısırdır", "ata tohumu dışındaki her şey GDO’dur" veya "modern ıslah yasaktır" gibi kulaktan kulağa yayılan, biyoteknolojik gerçeklikten uzak bilgiler dolaşıyor. 

 

Eğer bu kavramları kalıpyargılarımızla reddedersek, düşünsel bir duvar inşa etmiş oluruz. 

 

Bu duvarın arkasında kalan ise sadece biz değil, ülkenin Ar-Ge kapasitesi ve genetik bağımsızlığı olur.

 

Dünya devleri biyoteknoloji ve genetik kaynaklar üzerinde devasa yatırımlar yaparken, biz "eskisi her zaman iyidir" kalıbına sıkışıp kalırsak, kendi kaynaklarımızı modernleştiremeyiz.

 

Hollanda ve İsrail gibi coğrafi kısıtları olan ülkeler, bugün tarım teknolojileri sayesinde dünyaya tohum ve bilgi ihraç ediyorlar. 

 

Bu ülkeler, yerel çeşitlerini modern ıslah teknikleriyle birleştirerek hem geleneklerini korudular hem de küresel pazarda devleştiler.

 

Bir ülkenin genetik kaynaklarını korumasının yolu, onları sadece bir müzede saklamak değildir; onları modern bilimle güncelleyip çiftçinin elinde verimli kılmaktır. 

 

Yanlış bilgilerle beslenen bir kamuoyu, modern teknolojiyi tamamen reddederse, tarımda rekabet gücünü kaybeder. 

 

Bu durum, bizi dışarıdaki teknoloji devlerine "mecbur" bırakır.

 

Sonuç olarak;

 

İlgili kurumların, hobi bahçeleri konusunda gösterdiği net duruşu tohumculuk ve biyoteknoloji alanında da sergilemesi elzemdir. 

 

Kirli bilginin yerini bilimsel gerçeklik almadığı sürece, biyolojik çeşitliliğimiz bizim avantajımız olmaktan çıkıp, o teknolojiyi üreten yabancı güçlerin avantajı haline gelecektir.

 

Zihnimizdeki "tembel beyin" kalıplarını kırmalıyız. 

 

Çünkü gıda güvenliği, sadece tarladaki mahsul değil, o mahsulün arkasındaki bilimin ne kadar yerli ve milli olduğuyla ölçülür.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam