SON DAKİKA
reklam
reklam

YAĞMURDA KALMAK

Köşe Yazarı: Selami BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 2 Eylül 2026, Çarşamba - 12:54   Okunma Sayısı:

Bazen insan gerçekten yağmurda kalır…

Ne şemsiyesi vardır elinde ne de sığınacak bir kapısı. Üstelik yağan sadece gökyüzünün yağmuru değildir. İçinde biriktirdiği kırgınlıklar, söyleyemediği sözler, yarım kalan hikâyeler ve sessizce taşıdığı özlemler de yağmur gibi üzerine yağar.

İnsan bazen kalabalıkların ortasında bile yağmurda kalır.

Etrafında onlarca insan vardır ama kendini yalnız hisseder. Birileri konuşur, güler, hayat devam eder; fakat insanın içinde sessiz bir fırtına kopar. Kimse fark etmez. Çünkü bazı yağmurlar dışarıdan değil, insanın yüreğinden yağar.

Yağmurda kalmak aslında hayatın bize öğrettiği en büyük derslerden biridir.

Çünkü yağmur, insanı biraz durdurur.

Koşturmayı bırakırız. Bir an için başımızı gökyüzüne kaldırır, damlaların yüzümüze düşmesine izin veririz. Ve o anda fark ederiz ki hayat, bütün telaşımıza rağmen aslında ne kadar kısa…

Kırdığımız insanlar gelir aklımıza.

Kırıldığımız insanlar…

Söylemek isteyip de söyleyemediğimiz cümleler…

Bir daha göremeyeceğimiz yüzler…

Bir zamanlar çok değer verdiğimiz ama bugün sadece hatıralarımızda yaşayan insanlar…

Belki de yağmurun en güzel tarafı budur. İnsan, yağmur altında kendisiyle baş başa kalır.

Kimseye rol yapmak zorunda kalmaz.

Güçlü görünmek zorunda değildir.

Gülmek zorunda değildir.

İçinden geldiği gibi susabilir.

Ve bazen insanın en büyük ihtiyacı da budur: Bir süreliğine sadece kendisi olmak…

Hayat herkese bir şekilde yağmur yağdırır.

Kiminin yağmuru ayrılıktır, kiminin hastalık, kiminin hayal kırıklığı, kiminin yalnızlık…

Kimi işini kaybeder, kimi dostunu…

Kimi yıllarca emek verdiği bir hayalin gerçekleşmediğini görür.

Kimi de en çok güvendiği insan tarafından yaralanır.

Ama şunu unutmamak gerekir:

Hiçbir yağmur sonsuza kadar yağmaz.

Bulutlar bir gün mutlaka dağılır.

Gökyüzü yeniden aydınlanır.

Ve insan, üzerine ne kadar yağmur yağmış olursa olsun, bir gün yeniden yürümeye başlar.

Belki biraz daha yorgun…

Belki biraz daha sessiz…

Ama mutlaka daha güçlü.

Çünkü insanı güçlü yapan, hiç düşmemesi değildir.

İnsanı güçlü yapan, düştüğü yerden yeniden kalkabilmesidir.

Ben yağmurda kalmaktan artık korkmuyorum.

Çünkü öğrendim ki bazen ıslanmak gerekir.

Bazı acıları yaşamak, bazı insanları kaybetmek, bazı kapıların yüzümüze kapanmasını görmek gerekir.

Çünkü her kayıp, insana kendinden bir şey öğretir.

Her kırgınlık, kalbin başka bir tarafını büyütür.

Her yalnızlık, insanın kendi değerini anlamasına yardımcı olur.

Ve her yağmur, ardından başka bir sabah bırakır.

Belki de hayatın en güzel tarafı budur.

Yağmur yağar…

Sonra diner.

Gece olur…

Sonra sabah gelir.

İnsan ağlar…

Sonra bir gün yeniden güler.

Kalbi kırılır…

Sonra yeniden sever.

Ümitleri tükenir…

Sonra hiç beklemediği bir anda yeniden umut eder.

İşte hayat tam da budur.

Bazen yağmurda kalırsın.

Bazen sırılsıklam olursun.

Bazen kimse sana şemsiye uzatmaz.

Ama sen yine de yürürsün.

Çünkü insanın elindeki en büyük güç, yarınlara olan inancıdır.

Ve belki de bir gün, yağmur altında yürürken dönüp geçmişe bakarsın.

O günlerde neden bu kadar üzüldüğünü düşünürsün.

Sonra gülümsersin.

Çünkü anlarsın ki o yağmur seni yok etmek için değil, seni büyütmek için yağmıştır.

Bazı yağmurlar toprağı yeşertir.

Bazı yağmurlar insanın kalbini…

Bu yüzden hayat üzerimize ne kadar yağmur yağdırırsa yağdırsın, başımızı eğmeyelim.

Islanmaktan korkmayalım.

Çünkü bazen en güzel gökkuşağı, insanın en çok ıslandığı yağmurdan sonra çıkar.

Ve unutmayalım:

Yağmurda kalmak kader olabilir…
Ama yağmurdan sonra yürümeye devam etmek bizim seçimimizdir.

Hayatın bütün yağmurlarına rağmen kalbimizi güzel tutalım.

Çünkü insanın gerçek zenginliği; hiç ıslanmamak değil, ıslandıktan sonra bile içindeki sevgiyi, umudu ve iyiliği kaybetmemektir.

Bazen yağmurda kalırsın…
Ama önemli olan, yağmur dindiğinde hâlâ yürüyebiliyor olmaktır.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam