SON DAKİKA
reklam
reklam

BİR DAHA ASLA…

Köşe Yazarı: Selami BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 4 Eylül 2026, Cuma - 13:41   Okunma Sayısı:

Bazı cümleler vardır, insan hayatının bir dönüm noktasıdır.

“Bir daha asla…”

Bu iki kelimeyi söyleyebilmek için insanın çok şey yaşaması gerekir.

Çok kırılması…

Çok susması…

Çok affetmesi…

Çok kez kendinden vazgeçmesi…

Ve sonunda dönüp kendisine şu soruyu sorması gerekir:

“Ben kendimi neden bu kadar ihmal ettim?”

İnsan gençken herkesi kaybetmekten korkuyor.

Bir dostunu…

Bir sevdiğini…

Bir ilişkiyi…

Bir arkadaşlığı…

Bir insanı hayatında tutabilmek için bazen kendinden vazgeçiyor.

Kırıldığı halde susuyor.

Üzüldüğü halde gülümsüyor.

Haksızlığa uğradığında bile "Boş ver" diyor.

Çünkü kaybetmek istemiyor.

Ama hayat insana zamanla çok önemli bir şey öğretiyor:

Bazı insanları kaybetmek, kendini kaybetmekten çok daha iyidir.

İşte "bir daha asla" dediğimiz yer tam da burasıdır.

Bir daha asla, hak etmediğim yerde kendimi anlatmaya çalışmayacağım.

Bir daha asla, beni anlamak istemeyen insanlara kendimi ispatlamaya çalışmayacağım.

Bir daha asla, sırf birileri mutlu olsun diye kendi huzurumdan vazgeçmeyeceğim.

Bir daha asla, sevgiyi dilenen bir insan olmayacağım.

Çünkü sevgi dilenilmez.

Saygı istenmez.

Değer zorla verilmez.

Bunlar insanın karşısındaki insana gönülden vermesi gereken şeylerdir.

Bir insan sizi gerçekten seviyorsa, bunu hissettirir.

Gerçekten değer veriyorsa, sizi sürekli kendinizi sorgulamak zorunda bırakmaz.

Gerçekten yanınızdaysa, en zor gününüzde ortadan kaybolmaz.

İnsan bazen bunu çok geç anlıyor.

Ama geç anlamak da bir anlamda öğrenmektir.

Hayatın en büyük dersleri çoğu zaman canımızı acıtan insanlardan gelir.

Kimi bize sabrı öğretir.

Kimi sınır koymayı.

Kimi susmayı.

Kimi gitmeyi.

Kimi de kendimizi sevmeyi…

Bu yüzden artık bazı kapıları tekrar çalmamak gerekir.

Bazı telefonları tekrar aramamak…

Bazı insanlara kendimizi tekrar anlatmamak…

Bazı hikâyeleri yeniden başlatmamak…

Çünkü bazı şeyler ikinci kez yaşanmak için değil, bir daha yaşanmaması için tecrübe edilir.

Bir daha asla…

Kalbimi bile bile kıran insanların peşinden gitmeyeceğim.

Beni yalnızca ihtiyaç duyduklarında hatırlayanlara kendimi mecbur hissetmeyeceğim.

Sadece ben aradığımda konuştuğum insanlarla, dostluk varmış gibi davranmayacağım.

Gönlümü değersizleştiren yerde kalmayacağım.

Çünkü insanın kendisine verebileceği en büyük hediye, kendisine saygı duymayı öğrenmesidir.

Bu, insanları sevmemek değildir.

Tam tersine…

İnsanları severken kendini de sevebilmektir.

Affetmek güzeldir.

Ama her affediş yeniden aynı yere dönmek değildir.

Bazen affedersin ve yoluna devam edersin.

Çünkü affetmek, karşındaki insanı yeniden hayatına almak değil; onun bıraktığı yükü kendi kalbinden çıkarmaktır.

Ve bazen gitmek gerekir.

Sessizce…

Kavga etmeden…

Kırmadan…

Laf yetiştirmeden…

Sadece kendi yoluna bakarak.

Çünkü bazı vedaların açıklaması yoktur.

Bazı insanlar neden gittiğini anlamaz.

Bazıları da neden artık eskisi gibi olmadığını…

Ama herkesin hayatında bir gün gelir ve insan kendi huzurunu seçer.

İşte o gün, hayat değişmeye başlar.

Artık kimseye kendini kanıtlama ihtiyacın kalmaz.

Kimsenin seni sevmesi için çabalamazsın.

Kimsenin seni seçmesini beklemezsin.

Çünkü anlarsın ki:

İnsan önce kendisini seçmelidir.

Hayat kısa.

Çok kısa…

Bugün yanımızda olan insanların yarın yanımızda olacağının garantisi yok.

O yüzden sevelim.

Değer verelim.

Gönül alalım.

Ama bunu yaparken kendimizi de unutmayalım.

Kimsenin hayatında fazlalık olmayalım.

Kimsenin sevgisine muhtaç olmayalım.

Ve kimsenin davranışları yüzünden kendi değerimizi sorgulamayalım.

Çünkü bizim değerimiz, bir başkasının bize nasıl davrandığıyla ölçülmez.

Biz, olduğumuz insanız.

İyi niyetimizle…

Vicdanımızla…

Merhametimizle…

Sevgimizle…

Ve hayata karşı dimdik duruşumuzla…

Belki geçmişte çok hata yaptık.

Belki yanlış insanlara güvendik.

Belki gereğinden fazla verdik.

Belki hak etmeyen insanlara kalbimizin en güzel yerini açtık.

Olsun.

Bunların hepsi bizim hikâyemiz.

Ama bundan sonrası bizim seçimimiz.

Ve artık bazı şeylere tek bir cevap verebiliriz:

Bir daha asla…

Kendimi unutturacak kadar başkasını düşünmeyeceğim.

Huzurumu bozacak kadar kimseyi hayatımın merkezine koymayacağım.

Değerimi bilmeyen yerde beklemeyeceğim.

Sevgisizliğe alışmayacağım.

Saygısızlığı normal kabul etmeyeceğim.

Ve en önemlisi…

Kendimden bir daha asla vazgeçmeyeceğim.

Çünkü insan bazen hayatını değiştirmek için yeni bir başlangıca değil, sadece eski alışkanlıklarından birine son vermeye ihtiyaç duyar.

Belki de gerçek özgürlük budur.

Geçmişe teşekkür edip yoluna devam edebilmek…

Kırgınlıklarını yanında taşımamak…

Ve kalbine şöyle diyebilmek:

“Yaşandı, bitti, öğrendim.
Artık aynı yerde değilim.
Artık aynı insan da değilim.”

Bir daha asla…

Ama bu kez başkalarına değil, kendimize verdiğimiz bir söz olsun.

Ve o sözün adı:

KENDİMDEN BİR DAHA ASLA VAZGEÇMEYECEĞİM.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam