Değerli yazısı için çok kıymetli Yaşar Geler hocamıza çok teşekkürlerimizi iletiyoruz.
××××××××××××××××××××××××××××××××××××
Kişi nedir? Kişi düşünen bir varlık bir insandır. Kendi algılarıyla ve doğrularıyla yaşar. Ancak, bazen de çevrenin ve toplumsal hareketlerin etkisiyle algıları yönetilebilir.
Toplum ise, bireylerden oluşan bir topluluktur. Toplumu da genellikle liderler yönetir ve yönlendirirler. Hatta öyle bir algı çalışması yapılır ki hiç istemediği bir yerde bile kendini bulabilen topluluklar da yok değildir.
Algıya gelince, bilimsel tanımı şöyle diyor: duyu organlarımızla dış dünyadan aldığımız bilgilerin beyin tarafından seçilmesi, düzenlenmesi ve anlamlandırılması sürecidir. Yani çevremizden aldığımız uyaranlardan en dikkat çekenini alıp beynimizde işleriz.
İşte tüm bunlar tamamen kişilerin beyinlerinin dış etkenlerle eğitilmesi ve yönetilmesi süreçlerini kapsar. Kişi her ne kadar aldıklarımı benim beynim işliyor dese de bu durum her zaman böyle olmuyor. Bazen önyargılarımızla yaklaşarak yanlış algılamaya da izin verebiliyoruz. Şimdi bu konuyla ilgili örneklemlere gelelim isterim.
Şimdi herhangi bir konuda bir yazı yazıyorum. Vatandaş yazıyı okuyor ve kendince değerlendirme ihtiyacı hissediyor. Hani algı demiştik ya yazılan yazıya yapılan yoruma baktığınızda hiç mi hiç alakası olmayan bir yorum var. Belli ki kişinin ön belleğinde ne varsa beyni onu işliyor ve uyguluyor.
Yine bir yazı yazıyorum ve bir bakıyorum ki vatandaş yine kendince yorum yapıyor. Örneğin ben kültürle ilgili bir yazı yazmışım, vatandaş bunu götürüp bir siyasetçiye, bir iş insanına ya da bir işletmeye mal ediyor ve seni o konuda eleştirmeye başlıyor.
Yani bizim toplum ne ara bu kadar yüzde yüz tezat bir algıyla beyin jimnastiği yapar duruma gelmiştir. Siyasilerde bu durumu bildiklerinden olsa gerek ki bu algıyı gayet iyi yönetiyorlar ve kitleleri kendilerine doğru kanalize edebiliyorlar.
Bu algı yönetimi konusunda ya da şöyle diyelim kişinin algısını doğru yönetebilmesine olanak sağlamak üzere toplum bilimciler, psikologlar, siyaset bilimciler psikolojik yöntemleri kullanarak bu türden vakaları tedavi etmeliler diye düşünüyorum.
Algısı doğru yönetilemeyen kişiler veya toplumların sağlıklı karar verme yetileri yitmiş demektir ki bulunduğu topluma da en fazla zarar verenler olurlar.