Yunanistan’dan bir asker, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde (GKRY) zorunlu askerlik görevini yaptığı süreçte eğitimlerde zorla Türkiye'ye küfrettirildiğine dair şikâyet dilekçesi vermiştir.
Yunan gencinin 2 Ağustos 2026 günü Atine merkez komutanlığına verdiği dilekçede, askeri eğitimler sırasında kendilerine zorla Türkiye'ye ve Türklere yönelik küfür ve hakaret ettirildiğini belirterek, "Bu durumda olmak istemiyorum" demiştir. Rum genç, yapılan bu nefret söylemlerinin ve hakaretlerin içerisinde yer almak istemediğini açıkça beyan ederek tepki göstermiş ve bu durum Yunanistan ile GKRY askeri kanadında büyük tartışma yaratmıştır.
GKRY tarafındaki bir grup Rum, Metehan Sınır Kapısı’nın GKRY tarafında ellerinde Yunan bayraklarıyla provokatif gösteri yapmıştır. "Türkler Kıbrıs’tan dışarı", "Türkiye Kıbrıs’tan dışarı" ve "Federasyona hayır" sloganları atan grup için, Güney Kıbrıs polisi gösteri alanında geniş güvenlik önlemleri almıştır.
Kışkırtıcı demeçler yatıştırıcı açıklamalar
Fanatik insanlar sadece Yunan tarafında yok, bizde de var. Kışkırtmalar ise basın üzerinden de yapılabiliyor. 1955 yılı 6-7 Eylül olaylarını unutmayalım. İstanbul Ekspres gazetesinin “Selânik’te Atatürk’ün evi bombalandı” haberi üzerine Beyoğlu’nda Rumlara ait ev ve iş yerleri tahrip edilmişti.
Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2015 yılında İstanbul- Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda Türkiye-Yunanistan milli maçını birlikte izlemişlerdi. Tribünlerdeki bir grup futbol fanatiği Yunan Milli Marşı söylenirken ıslıklamıştı.
Yunanistan önceki Genelkurmay Başkanı Konstantinos Floras, Türkiye’yi hedef alan yeni konuşmalar yaptı. “Yunan topraklarına ayak basan herkesi yakacağız, sonra da kim olduğunu soracağız.” Floras’ın değerlendirmeleri arasında, Türkiye’nin Yunan savunmasının en zayıf noktasını hedef alabileceğini, böyle bir durumda Atina’nın karşılığının tek bir bölgeyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunmuştur.
Yunanistan eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, ülkesinin Türkiye’yi tehdit olarak görüp İsrail’den milyarlarca dolarlık hava savunma sistemleri almasına tepki göstermiştir. Bu durumun Türkiye ile olan gerilimi artırnaktan başka bir işe yaramayacağını belirten eski Bakan, “Eğer bu sistem Türk füzelerinin yarısını düşürmeyi başarırsa Ankara bunun yerine iki katından fazlasını fırlatır” demiştir.
Nefret söylemleri ve Yunan Milli Marşı
Kıbrıslı Rumlar arasında da zaman zaman Yunan milliyetçiliğine ve zehir saçan Yunan milli marşının dayatılmasına karşı çıkan sesler yükselmektedir. Özellikle uluslararası spor müsabakalarında Kıbrıs Rum Kesimi adına yarışan takımların kendilerine ait bir marşı olmaması ve doğrudan Yunan milli marşını okumak zorunda kalması, Ada’daki bazı Rum aydınların ve gençlerin, "Biz Kıbrıslıyız, Yunanistan'ın boyunduruğunda veya milliyetçilik akımının gölgesinde kalmamalıyız" diyerek tepki göstermelerine neden olmaktadır.
1966 yılından beri GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) tarafından da resmi milli marş olarak kabul edilen Yunan Milli Marşı'nın (Özgürlüğe Övgü) sözleri yeniden gündeme gelmiştir. Toplam 158 kıtadan oluşan marşın sözlerinde -özellikle Türklerle ilgili bölümlerinde- yoğun ırkçılık, şiddet ve nefret söylemleri geçmekte, Türklerden "köpekler" şeklinde bahsedilmektedir.
Bu kin nereden geliyor?
Mora Yarımadası, Fatih Sultan Mehmed döneminde fethedilmiştir (1460)11. Asırlar boyunca Mora’da bir arada yaşamış Türkler, Rumlar ve Yahudiler arasında isyan öncesinde bir çatışma ortamı da bulunmuyordu.
1754 yılında Padişahın yayınladığı bir fermanla, Başpiskopos, adanın ikinci politik ve nüfuzlu kişisi olma hakkını kazanmıştı. Bu tarihten itibaren Başpiskopos’a “Ulusal Lider” anlamına gelen “ETNARH” denmeye başlanmıştır.
1791-1796 yıllarında ilk Megali İdea (Büyük Ülkü) haritasının yayınıyla birlikte, Kıbrıs’ı bir Yunan Adası durumuna getirerek, Yunanistan’la birleştirmek (Enosis) ulusal hedefi ile yaşayan Rumlar, bu amaçlarını gerçekleştirmeyi sağlayabilecek her ortamı değerlendirmeye çalıştılar. Kelime anlamı ile “İlhak” demek olan ENOSİS, ilk Megali İdea haritasının çizildiği 1791-1796 yıllarından beri gündemde olan bir konudur.
Megali İdea; Teselya, Epir, İyonya Adaları ve Girit’in peş peşe Osmanlı İmparatorluğundan koparılıp Yunanistan’a bırakılmasıyla, Eski Bizans topraklarını “Esaretten kurtarma” ve “bu topraklarda Büyük Yunanistan’ı kurma” emeline dayanıyordu.
Osmanlı Rumlarının Aleksandros İpsilantis liderliğinde 1821‘de isyan edişleri ve bu isyana Avrupalıların fiili desteği sayesinde mümkün olmuştu. Yaklaşık on yıl süren isyanda, asırlar boyunca Mora’yı vatan edinen Türkler ile birlikte Yahudiler de sistematik katliamlara uğramışlardı.
Mora’ya gelerek ayaklanmaya katılanlar arasında Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, İsveç, Polonya, Hollanda, Belçika, Amerika, Macaristan, İsveç, İspanya ve Danimarka vatandaşları çoğunluktadır. Balkanlardaki Ortodoks Slav milletlerinden de isyana katılım olmuştur. Bu katılımlara ve destek çeşitliliğine bakınca Mora İsyanı’nın bir Haçlı Seferi anlayışına büründüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. 1821 İsyanı kısa sürede acımasız bir din ve ırk savaşı haline dönüşmüştür. (Devam edecek)