SON DAKİKA
reklam
reklam

“BİZ BİLİRİZ” YAKLAŞIMI

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2026, Cuma - 11:05 Okunma Sayısı:

Toplumlarda bazı cümleler vardır ki ilk bakışta masum görünür ama zamanla gelişimin önünde ciddi bir engel haline gelebilir. Bunlardan biri de “Biz biliriz” yaklaşımıdır. Bu anlayış, kişinin ya da kurumun kendi bilgi ve deneyimini mutlak doğru kabul etmesi, farklı görüşlere kapalı hale gelmesi anlamına gelir. İlk başta özgüven gibi görünen bu tutum, aslında birçok sorunun başlangıç noktası olabilir.

Günlük hayatta buna sıkça rastlarız. Bir iş yerinde çalışan yeni bir fikir sunduğunda, yöneticisinin “Biz yıllardır bu işi yapıyoruz, sen merak etme” demesi buna örnektir. Bir ailede gençlerin düşünceleri dinlenmeden “Biz senden daha iyi biliriz” denmesi de aynı yaklaşımın farklı bir yansımasıdır. Bu tavır zamanla insanların fikir üretme isteğini azaltır ve yeniliklerin önünü kapatır.

Oysa bilgi artık sadece belli insanların elinde bulunan bir güç değildir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgiye ulaşmak çok kolay hale gelmiştir. Dünyanın herhangi bir yerindeki bir kişi, birkaç dakika içinde yeni bir yöntem öğrenebilir, farklı deneyimleri inceleyebilir ve çözüm önerileri geliştirebilir. Böyle bir çağda “Biz biliriz” anlayışına sıkı sıkıya bağlı kalmak, değişimi görmezden gelmek anlamına gelir.

Tarih boyunca büyük ilerlemeler, farklı fikirlerin ortaya çıkmasıyla gerçekleşmiştir. Eğer insanlar sadece mevcut bilgilerin yeterli olduğunu düşünseydi bugün kullandığımız birçok teknoloji ortaya çıkamazdı. Bilim insanları, girişimciler ve yenilikçiler sürekli olarak mevcut bilgileri sorguladıkları için insanlık ilerleyebildi. Bu nedenle gelişimin temelinde “Ben biliyorum” değil, “Acaba daha iyi bir yol var mı?” sorusu bulunur.

“Biz biliriz” yaklaşımının en büyük zararlarından biri öğrenmeyi durdurmasıdır. İnsan kendisini her şeyi biliyor zannettiği anda öğrenme süreci sona ermeye başlar. Çünkü öğrenmek için önce eksik olduğunu kabul etmek gerekir. Eksik olduğunu kabul etmeyen kişi yeni bilgiye ihtiyaç duymaz. Böylece zamanla çevresindeki değişimleri kaçırmaya başlar.

Bu durum sadece bireyler için değil, kurumlar için de geçerlidir. Bazı şirketler yıllarca başarılı oldukları için her zaman başarılı olacaklarını düşünürler. Müşterilerin değişen beklentilerini dikkate almazlar. Yeni teknolojileri küçümserler. Sonuçta bir zamanlar sektörün lideri olan birçok şirketin geride kalmasının temel nedenlerinden biri bu düşünce biçimidir. Çünkü dünya değişirken aynı yerde duranlar aslında geriye düşmektedir.

Aynı sorun kamu yönetiminde de görülebilir. Vatandaşın görüşünü almadan, sahadaki sorunları dinlemeden karar vermek çoğu zaman beklenen sonuçları vermez. Çünkü bir konuyu yöneten kişiler kadar o konuyu yaşayan insanların da önemli deneyimleri vardır. Karar alma süreçlerinde farklı seslerin duyulması, hataların azalmasına ve daha doğru çözümlerin ortaya çıkmasına yardımcı olur.

Aile içinde de benzer durumlar yaşanır. Anne ve babalar çocuklarını korumak isterken bazen onların fikirlerini yeterince dinlemezler. Oysa her neslin karşılaştığı şartlar farklıdır. Gençlerin yaşadığı sorunlar, önceki kuşakların yaşadığı sorunlarla aynı olmayabilir. Bu nedenle karşılıklı dinleme kültürü, aile içindeki iletişimi güçlendirir. “Ben bilirim” yerine “Sen ne düşünüyorsun?” sorusunu sormak çok daha sağlıklı sonuçlar doğurur.

Elbette deneyimin önemi tartışılmaz. Yılların getirdiği bilgi ve tecrübe büyük bir değerdir. Ancak deneyim ile kibir arasında ince bir çizgi vardır. Deneyim, insanı daha anlayışlı ve açık fikirli yapıyorsa değerlidir. Eğer insanı farklı düşüncelere kapatan bir duvara dönüşüyorsa faydadan çok zarar vermeye başlar.

Günümüzde başarılı bireylerin ortak özelliklerinden biri sürekli öğrenmeye açık olmalarıdır. Bu kişiler ne kadar bilgi sahibi olurlarsa olsunlar, başkalarının fikirlerini dinlemeyi sürdürürler. Çünkü yeni bir şey öğrenmenin yaşı ve sınırı olmadığını bilirler. Başarıyı kalıcı hale getiren de tam olarak bu yaklaşımdır.

Toplum olarak ilerlemek istiyorsak “Biz biliriz” anlayışından “Birlikte öğrenebiliriz” anlayışına geçmek zorundayız. Çünkü akıl tek bir kişide ya da tek bir kurumda toplanmaz. Her insanın farklı bir bakış açısı, farklı bir deneyimi ve farklı bir bilgisi vardır. Bu farklılıklar bir araya geldiğinde daha güçlü çözümler ortaya çıkar.

Sonuç olarak “Biz biliriz” yaklaşımı kısa vadede güven veren bir tutum gibi görünse de uzun vadede gelişimin önünde ciddi bir engel oluşturur. Değişen dünyada başarılı olmanın yolu, her şeyi bildiğini düşünmekten değil, öğrenmeye devam etmekten geçer. Soru sorabilen, dinleyebilen ve farklı görüşlere değer veren toplumlar geleceği daha sağlam inşa eder. Çünkü gerçek bilgelik, her şeyi bildiğini sanmakta değil; her gün yeni bir şey öğrenebileceğini kabul etmekte gizlidir.

 

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam