SON DAKİKA
reklam
reklam

Kim Katliamcı Kim Soykırımcı? -III-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2026, Cuma - 11:32   Okunma Sayısı:

 

Yabancı yazar ve gözlemciler

    William St. Clair katliam sırasında Tripoliçe’de bulunan yabancı subayların gördüklerini de şöyle anlatmıştır: 

    "10 bin üzerinde Türk öldürüldü. Paralarını sakladığı şüphe edilen tutsaklar işkence edildi. Kolları ve bacakları kesildi ve ateşin üzerinde yavaş yavaş kızartıldılar. Hamile olan kadınların karınları kesildi, kafaları kesildi ve köpek kafaları bacaklarının arasına sokuldu. Cumadan pazara kadar hava cığlık sesleriyle doluydu. Bir Yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu. Yahudi topluluğu sistemli bir şekilde işkenceden geçirildi... Haftalarca aç bırakılan Türk çocukları çaresiz yıkıntıların arasında koşarken Yunanlar tarafından yere atıldılar sonra vuruldular. Su kuyuları cesetlerle dolduruldu..."

    Yunan komutan Teodoros Kolokotronis ise anılarında 32.000 kişinin katledildiğini yazmış ve cesetlerin çokluğundan atının şehir duvarlarından saraya kadar toprağa basmadığını iddia etmiştir. 11 Şubat 1821 günü, ABD’de de yayınlanan The American Mercury gazetesi şehirde yaşanan katliamda 20.000 Türk’ün öldürüldüğünü yazmıştır. Justin Mc Charty’e göre The American Mercury öldürülen Yunanları Tripoliçe'de yaşanan katliam için bahane olarak göstermeye çalışmıştır. 

Stewan Boymen, çok fazla sayıda Yahudi'nin de katledildiğini belirtti: "Böyle bir trajedi, Yahudilere karşı özel olarak uygulanmamıştır. Tripolis'teki Türk katliamlarından sonra güneyde kalan son Osmanlı kalesine de Yahudiler sığınmıştı. Öyle görünüyor ki, Yahudilerin de katledilmesi, Türklerin katledilmesinin diğer sonucudur." 

 

Sicil defterinin sayfaları

Mistira katliamında 400 Türk katledildi (1768-1774). Türk çocuklar, minarelere çıkarılıp oradan aşağıya atıldı.

Mora Yarımadasında 20 Bin Türk katledildi (1821). Papazların tavsiyesiyle 20.000’den fazla Müslüman öldürüldü. Galaç Katliamında 600 Türk katledildi (1821).  Navarin ve Agrinio Katliamında 3500 Türk katledildi (1821). Girit Katliamında Yunanlılar 40 Bin Türk’ü katletti (1897).  Lassithi Katliamlarında 900 Türk katledildi (1897). Türk ve Müslüman sivillere karşı yapılan etnik savaşta 2 Bin Türk sivili Yunan halkı tarafından katledildi. Yunanlılar, Türklerin mallarını ve mülklerini gasp etti. Dömeke, Sarakina, Kisamu, Sitye, Lassithi Katliamlarında 4 Bin Türk’ü katletti (1897). Ustrumca, Edeköy Edirne, Yaylacık, Selanik, Avrethisar, Pravişte, Seres, Dedeağaç, Doksato Katliamlarında Yunanlı ve Rumlar 6500 Türk’ü katletti (1912-1914). İzmir, Menemen, Erbeyli Katliamında Yunanlılar Bin Türk’ü katletti (1919). Kurtuluş Savaşında Yunan ordusu geri çekilirken 650.000 sivil Türk’ü katletti. (1919-1922). Yalova, Bilecik, İzmit Katliamında Yunanlılar 10 bİn Türk’ü katletti (1920–1921). Karatepe köyü, Kırklareli, Kocatarla, Sazara, Uşak, Alaşehir Turgutlu, Salihli, Manisa katliamlarında Yunanlılar 10 Bin Türk’ü katletti (1922). Limasol, Lefkoşe, Gazimağusa, Köfünye, Alaminos, Taşpınar, Muratağa, Taşkent katliamlarında Yunanlılar 700 sivil Türk’ü katletti (1963-1974).

24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın ilgili maddesi aşağıdadır ve konu kapatılmıştır.

    Madde 59 — Yunanistan, savaş yasalarına aykırı olarak Anadolu’da Yunan ordusunun ya da yönetiminin eylemlerinden doğan zararların onarımı yükümünü tanır. Öte yandan, Türkiye, Yunanistan’ın savaşın uzamasından ve onun sonuçlarından doğan parasal durumunu göz önünde tutarak onarım konusunda Yunan hükümetine karşı her türlü istemlerinden kesinlikle vazgeçer.

 

Türklere atfedilenler

  • Şimdi de Türkler Pontus’ta katliam yaptı, soykırım tatbik etti diyorlar.  Atina-Trabzon

/Rize arası yaklaşık 1.500 km’dir. Batı Karadeniz’den Rize’ye kadar olan alanda Pontus Rumcası kullanılmıştır. Bu Rumca Yunan alfabesi ile yazılırken Türkiye’de Latin alfabesi, Ukrayna’da Kiril alfabesi kullanılmaktadır. 

    1919-1923 yılları arasında Pontus (Karadeniz) bölgesindeki Rum nüfusu, tarihsel kaynakların, siyasi tezlerin ve dönemin idari sınırlarının farklılığı nedeniyle büyük çeşitlilik gösterir. Bu dönemde nüfusa dair öne çıkan temel veriler şu şekildedir:

  • Resmi Osmanlı Kaynakları (1914 yılı I. Dünya Savaşı öncesi Osmanlı nüfus sayımı) 
  • Trabzon Vilayeti (Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Rize bölgelerini

kapsayan geniş idari alan) genelinde yaklaşık 180.000 ile 200.000 arasında Rum kayıtlıdır. Savaş dönemi (1914-1918) boyunca yaşanan Rus işgali, çete çatışmaları ve ilk tehcir hareketleri nedeniyle 1919 yılına gelindiğinde bu yerleşik nüfusun bir kısmı bölgeden ayrılmıştır.

      3 . Batılı Demografların Verileri

    Amerikalı tarihçi ve demografi uzmanı Justin McCarthy, tarihsel kayıtları inceleyerek Karadeniz (Pontus) bölgesinde savaş öncesi toplam Rum nüfusunu yaklaşık 390.000 olarak hesaplamaktadır.

Dönemin Kritik Nüfus Değişim Faktörleri (1919 - 1923)

    Bu rakamlar 1919-1923 yılları arasında sabit kalmamış, şu üç büyük etkenle hızla erimiştir:

İç Tehcir ve Sürgünler: Ankara Hükümeti, Samsun ve Giresun'daki sahil şeridindeki Rum erkek nüfusunu (güvenlik gerekçesiyle ve Pontus çetelerine katılımı önlemek için) Amasya, Sivas ve Malatya gibi iç bölgelere sevk etmiştir. Bu sevkler sırasında açlık ve hastalıktan ciddi kayıplar yaşanmıştır.

    Kaçışlar: Binlerce Rum, 1919-1921 yılları arasında Rus gemileriyle veya küçük teknelerle Batum, Kırım ve Kafkasya üzerinden Sovyet topraklarına kaçmıştır.

1923 Mübadelesi: Geriye kalan ve çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan tüm Hristiyan Rum nüfus, 1923 yılındaki mübadele ile tamamen Yunanistan'a (özellikle Makedonya ve Selanik bölgelerine) gönderilmiştir.

 

Sonuç

Fatih Sultan Mehmet, Pontus bölgesini 1461 yılında fethetmiştir. Burada Laz, Çerkez, Gürcü ve Ermeniler yaşamaktadır. Bu insanların Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtılmaları ve ayaklanmaya itilmeleri 1821 Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Yunan din adamlarının kışkırtmalarıyla başlamıştır.

Diğer yandan I. Dünya Savaşı’nda Kafkasya cephesinde yaşanan gelişmeler sonucu Doğu Anadolu’ya giren Ruslar, Trabzon'u almak için bölgede iç karışıklıklar yaratmış, güçlü Karadeniz donanmasıyla Ruslar, denizden yoğun bombardıman yaparak Doğu Karadeniz sahil şeridini karadan adım adım ele geçirerek işgal etmişlerdir.

    Sahil boyunca ilerleyen Rus birlikleri, Of ve Sürmene hatlarında yaptıkları ağır topçu bombardımanıyla Osmanlı birliklerinin direnişini kırmışlar ve Osmanlı birliklerini geri çekilmek zorunda bırakmışlardır. Şubat 1916'da Erzurum'u alan Rus kuvvetleri, deniz desteğiyle 24 Şubat'ta Rize'ye girmiştir.  

    Erzurum ve Rize'nin düşmesinden sonra yöredeki Türk birlikleri ile milislerin direnişi kırılınca Trabzon da 18 Nisan 1916'da Rus denetimine girmiştir. Bu işgaller yaklaşık iki yıl sürmüştür. Ağır bombardıman ile başlayan saldırı, halkın büyük kayıplar vermesine yol açmıştır. İki yıllık Rus işgaliyle son bulan dönem içinde halkın büyük çoğunluğu iç bölgelere göç etmiştir.

Bir de konuya başka pencereden bakalım: Soykırım suçunun kimlere karşı hangi tarihte ve ne amaçla yapıldığı bellidir. Soykırım 1946 yılında kabul edilmiş 1948 yılında son şeklini alarak suç olduğu kabul edilmiştir. 

Bu tarihten önce cereyan eden olaylar bu tanımın dışındır.  Dolayısıyla Yunan siyaset erbabının habbeyi kubbe yapmasına gerek yoktur. Evrensel hukuk kuralları geçerlidir. Pişirip pişirip temcit pilavı gibi konuları ortaya koymak kimseye yarar sağlayamaz. Tiripoliçe katliamının kahramanları (!) önce bunun hesabını versin, sonra kendilerinden 1.500 km uzaktaki olayı çözsünler

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam