SON DAKİKA
reklam
reklam

Zihinsel Engelliler Gündüz Bakım Merkezleri

Köşe Yazarı: Erol Altunoğlu   Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2026, Cuma - 11:55   Okunma Sayısı:

 

Komşularımız, günün birinde kapısını çalabileceğimiz ya da omuz vermek zorunda kalacağımız gerçeklerle ne zaman yüzleşiriz? 

 

Çoğumuz bu soruyu ancak başımıza bir iş geldiğinde ya da evimizdeki özel bir birey dışarıya adım atmakta zorlandığında sormaya başlarız. 

 

Oysa mahallemizin kalbi, ancak orada yaşayan herkes nefes alabildiği, sokağa çıkabildiği ve üretime katılabildiği kadar atar.

 

İşte tam bu noktada, ilçemizde el ele vermenin, yepyeni bir düzen kurmanın vakti geldi. 

 

Düşünün ki, sabah evden çıkarken içi rahat eden anneler, babalar var. 

 

Çünkü zihinsel engelli evlatları, uzman ellerde gün boyu hem sosyalleşebileceği hem de hayata tutunabileceği gündüz bakım merkezlerinde güvenle vakit geçiriyor. 

 

Bu merkezleri hayata geçirmek öyle dağları delmek de değil; mesele niyet meselesi.

 

Peki bu işi kim sırtlayacak? 

 

Elbette ilçe belediyeleri ile mahallemizin çalışkan elleri, yani kadın kooperatifleri omuz omuza verecek. 

 

Kadınlarımız zaten bu işin piridir; bir araya geldiklerinde bereket üretirler. 

 

Belediyeler bu kooperatiflere mekân, imkân ve rehberlik sağladığında; hem ev hanımları kendi ürettiklerinin kazancını cebine koyar hem de bu bakım merkezlerinde taptaze, el emeği yemekler, ihtiyaç duyulan malzemeler en güvenilir ellerden çıkar. 

 

Ortada ne israf kalır ne de yalnız hisseden bir aile.

 

Hadi parayı dert edelim dediniz diyelim; masraflar nereden çıkacak? 

 

Gelişmiş dünyada bu işler el açarak değil, akılla ve hakla yürütülüyor. 

 

Avrupa’da Danimarka’dan Hollanda’ya kadar pek çok ülke, bu tür sosyal projeleri hayata geçirmek için Avrupa Birliği fonlarını ve bakanlık desteklerini sonuna kadar kullanıyor. 

 

Brüksel’den ya da başkentteki ilgili fonlardan mahallemize oluk oluk proje desteği getirmek mümkün. 

 

Yeter ki masaya doğru projeyi koyalım, "Biz bu insanları yalnız bırakmıyoruz" diyerek resmi adımları atalım. 

 

Koca Koca ülkeler bu paraları vatandaşının yüzü gülsün diye dağıtıyor; bizim neyimiz eksik?

 

Gelişmiş dünyada sokaklar, parklar, atölyeler herkes içindir. 

 

Berlin’de ya da Viyana’da engelli bireylerin toplumsal hayatın tam merkezinde olması bir lütuf değil, standart bir insanlık hakkıdır. 

 

Üreten kadın, güven içinde huzur bulan engelli evladımız ve onlara omuz veren yerel yönetim üçgeni, o şehirleri gerçekten "şehir" yapar.

 

Gelin, bu tekerleği yeniden icat etmeyelim. 

 

Elimizdeki imkânları, kadınımızın emeğini, devletimizin ve uluslararası fonların desteğini birleştirip mahallemizde bu adımı atalım. 

 

Unutmayalım ki, bir toplumun gelişmişlik ölçüsü binalarının yüksekliği değil, en dezavantajlı insanına uzattığı elin sıcaklığıdır.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam