SON DAKİKA
reklam
reklam

Bu sezon zirvede rahatlık yok!

Köşe Yazarı: Serdal KALAYCI   Eklenme Tarihi: 23 Eylül 2026, Çarşamba - 12:20   Okunma Sayısı:

 

Futbolumuzda Süper Lig'in zirvesi uzun zamandır büyüklerin birbirine yer açtığı dar bir alan. 

Büyük bütçeler, yıldız oyuncular ve formanın ağırlığı, daha sezon başlamadan yarışın sınırlarını çiziyor, büyüklerin dışındaki takımlar zaman zaman o alana yaklaşsa da orada kalmakta zorlanıyor.

 

Evet henüz 2026-2027 sezonunun sonunu öngörmek için çok erken ancak ilk uzun milli arasına girilirken sezona başlangıç itibarıyla bu alışılmış düzenin biraz sarsıldığı görülüyor. Henüz altı hafta geride kaldı ama puan cetveli üzerinden baktığımızda alışılmışın dışında bir fotoğraf ortaya çıkıyor. 

 

Amed Sportif Faaliyetler averajla lider, Kocaelispor ilk dörtte, Kasımpaşa yenilgisiz. Geçen sezonu ilk dört sırada bitiren Galatasaray Amed'le aynı puana sahip, Beşiktaş zirveden 1 puan geride, Fenerbahçe ve Trabzonspor 2 puanla takip ediyor. 

 

Birkaç hafta sonra büyükler üst sıraları yeniden paylaşabilir. Zaten kadro kalitesi, bütçe ve kulübe zenginliği bakımından hala ligin geri kalanının önündeler. Ekonomik makas kapanmış değil. Fakat başka bir makasın daraldığı görülüyor ki o da özgüven makası.

 

Son yıllarda büyüklerle diğerleri arasındaki farkı yalnızca oyuncu kalitesi yaratmıyor. Büyük takımın forması da oyunun bir parçası. Rakipler çoğu zaman sahaya kazanma planıyla değil, önce kaybetmeme düşüncesiyle çıkıyordu ki bu anlayışla savunma çizgisini geriye çekip risk almıyor, kendi oyunundan vazgeçiyordu.

 

Böyle olunca büyüklerin ekonomik üstünlüğüne bir de psikolojik üstünlük eklenmesi son derece normal. 

 

Bu sezonun ilk altı haftasında ise farklı bir hava var. Rakipler artık yalnızca büyük takımların ne yapacağını düşünmüyor; kendi yapabileceklerine de inanıyor.

 

Trabzonspor'un son dört sezonun şampiyonu Galatasaray'ı 4-0 yenmesi en çarpıcı örnek. Burada skorun büyüklüğü önemli. Bu derbi 1-0 veya 2-1 bitebilir, bunu olağan sonuçlardan biri olarak görürsünüz. Ancak dört gollü galibiyet, o gece sahadaki güç ilişkisinin ne kadar sert biçimde tersine döndüğünü ortaya koyan önemli bir gösterge. Trabzonspor, yeni teknik direktörüyle rakibinin zaaflarını gördü, ona göre oynadı rakibinin üzerine gitti.

 

Amed'den etkileyici başlangıç

 

Amed'in sezon başlangıcı da dikkat çekici. 

Süper Lig'deki ilk sezonunda, sezona çok iyi giren Beşiktaş'ı yalnızca yenmedi; oyunun içinde de karşılık verdi ve altıncı haftayı lider tamamladı. Yeni çıkan takımlar genellikle önce lige tutunmayı düşünür. Amed ise şu ana kadar tutunmaya çalışan değil, ligde kendisine yer açan bir takım görüntüsü veriyor.

 

Gençlerbirliği ilk haftada, geçen sezonun ikincisi Fenerbahçe'yi yendi. Kocaelispor 12 puanla dördüncü sıraya çıktı. Geçen sezonu 13. basamakta tamamlayan Kasımpaşa ise altı hafta sonunda hala yenilmedi.

 

Bütün bunların yanında en çarpıcı veri şu sanki, geçen sezonun ilk dört takımı, bu sezonun ilk altı haftasında toplam yedi yenilgi aldı.

 

Bu tabloyu yalnızca "Büyükler kötü başladı" diyerek açıklamak kolaycılık olur. Çünkü büyükler puan kaybederken o puanlar ortadan kaybolmadı; karşılarında mücadele eden, direnen ve kazanabileceğine inanan takımlara gitti. 

 

Bu nedenle sezonun 6 haftalık ilk bölümünü anlatan kelime bence kalite değil, cesaret ve direnç.

 

Süper Lig'in orta ve alt grubundaki takımların oyuncu kalitesi anlamında büyüklerden daha iyi hale geldiğini söylemiyorum. Bunu gösterecek bir veri de yok. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un maçın kaderini tek hareketle değiştirebilecek daha fazla oyuncusu var. Ama rakibiniz bu kalite karşısında geri çekilmiyor, sizin de yenilebileceğinize inanıyor ve kendi oyunundan vazgeçmiyorsa iş değişir.

 

Para size iyi oyuncu alır, geniş kadro kurar, yoğun fikstürün ve sakatlıkların etkisini azaltır. Fakat rakibinizin sizden korkmasını satın alamaz. 

 

Büyük takımın yenilebilir olduğu düşüncesi yayıldığı anda ekonomik üstünlüğün 90 dakikaya doğrudan yansıması zorlaşır. Çünkü sahaya yalnızca iki farklı kadro değil, iki farklı inanç da çıkar. 

 

3 puanlık mesafeye ligin yarısı sığdı

 

Amedspor ile Galatasaray 13, Beşiktaş ile Kocaelispor 12, Alanyaspor 11 puanda. Fenerbahçe, Trabzonspor, Kasımpaşa ve Rizespor ise 10'ar puana sahip. Birinci ile dokuzuncu arasında yalnızca üç puan var. Bir galibiyetlik mesafenin içine ligin yarısı (9 takım) sığmış durumda.

 

Şimdi asıl soru, bu tablonun ne kadar devam edeceği. Onuncu veya on ikinci haftaya geldiğimizde ilk sekiz-dokuz takım hala birkaç puanlık mesafede kalıyorsa buna artık sezon başı tesadüfü diyemeyiz.

 

O zaman Süper Lig'in uzun süredir eksikliğini çektiği bir orta sınıfın oluşmaya başladığını konuşabiliriz sanki. 

 

Belki küçükler henüz büyümedi ama büyüklerin yenilebileceğine artık daha fazla inanıyorlar. "Bunlardan puan alabilir miyiz?" düşüncesi, yerini "Bunları nasıl yeneriz?" sorusuna bırakıyor.

 

Bu küçük görünen değişim, ligin bütün dengesini etkileyebilir. Çünkü sezonun kalitesini yalnızca şampiyonun kim olduğu belirlemez. Şampiyon olmak isteyenlerin kaç ciddi rakibi geçmek zorunda kaldığı da belirler.

 

Büyüklerin gücü hala yerinde. Azalan, rakiplerin o güç karşısındaki korkusu.

 

Cesaretin arkasında transfer de var

 

Yaz döneminde Süper Lig kulüpleri 79’u Türkiye’den, 123’ü yurt dışından olmak üzere 202 futbolcuyla sözleşme imzaladı. Galatasaray ve Fenerbahçe beşer takviyeyle mevcut güçlerini korumaya çalışırken, ligin geri kalanı büyük ölçüde kendisini yeniledi.

 

Transfer sayısı tek başına başarı getirmez. Hatta çok sayıda yeni oyuncu, ciddi bir uyum sorununa da dönüşebilir. Fakat Amedspor'un 18, Kocaelispor ile Kasımpaşa'nın 13'er transfer yapması, rakiplerinin seviyesine yetişmek için daha geniş bir pazara açıldıklarını ve takımlarını yeniden kurduklarını gösteriyor. 

 

Amedspor bunun en çarpıcı örneği. Süper Lig'e eski kadrosuyla tutunmaya çalışmak yerine takımın seviyesini doğrudan yükseltebilecek oyuncular aldı. Altı haftada gelen 13 puan ve liderliğin, bu yatırımın ilk karşılığı olduğunu söylemek pek mümkün. Kocaelispor'un ilk dörtte, 13 transfer yapan Kasımpaşa'nın da yenilgisiz olmasını aynı değişimin başka örnekleri olarak açıklayabiliriz.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam