Bir düşünün… Bu dünyadan bir gün herkes gidecek. Ardımızda ne servetimiz kalacak ne makamımız ne de sahip olduğumuz hiçbir şey… Peki, geriye ne kalacak? Bir insanın yüzünde bıraktığımız tebessüm mü, yoksa yüreğinde açtığımız yara mı?
İşte insanın gerçek hikâyesi tam da burada başlıyor. Çünkü bu dünyada önemli olan kaç yıl yaşadığımız değil, kaç insanın hayatına güzellik kattığımızdır.
İnsan dünyaya gelirken yanında hiçbir zenginlik getirmez. Onu değerli kılan, kalbindeki sevgidir. O sevgi büyüdükçe insanlık büyür; merhamet çoğaldıkça dünya güzelleşir. Fakat kalpler sevgiden uzaklaştığında en yakın insanlar bile birbirine yabancılaşır.
Hayat, birbirimizi kırmak için fazlasıyla kısa; sevmek, anlamak ve gönüllere dokunmak için ise hâlâ yeterince uzundur.
Bazen bir tebessüm, bir insanın bütün yorgunluğunu alır. Bazen içten söylenen güzel bir söz, kırılmış bir kalbe yeniden umut verir. Bazen uzatılan bir el, hiç tanımadığımız bir insanın hayatında unutulmayacak bir iz bırakır.
Aslında hayatın en büyük zenginliği, bir insanın yüreğine dokunabilmektir.
Cennet yalnızca öldükten sonra ulaşılacak bir yer midir? Belki de cennetin bir parçası, yaşarken birbirimize sunduğumuz sevgide, şefkatte ve merhamettedir. Bir yetimin yüzünü güldürmek, bir yaşlının hatırını sormak, bir ihtiyaç sahibinin elinden tutmak, yalnız bir insanın yanında olmak… Bunların her biri dünyayı güzelleştiren küçük ama anlamı büyük iyiliklerdir.
Ne yazık ki bazen birbirimizi anlamak yerine yargılıyor, dinlemek yerine kırıyor, sevmek yerine uzaklaşıyoruz. Oysa hiç kimsenin hayatı kusursuz değildir. Her insanın içinde anlatamadığı bir hikâye, taşıdığı bir yük, sakladığı bir kırgınlık vardır.
İşte bu yüzden birbirimize karşı daha anlayışlı, daha sabırlı ve daha merhametli olmalıyız. Çünkü bir insanın ne yaşadığını bilmeden onun yüreğindeki yarayı göremeyiz.
Sevgi, yalnızca güzel sözler söylemek değildir. Sevgi; incitmemek, küçümsememek, farklılıklara saygı duymak ve insanı olduğu gibi kabul edebilmektir. Şefkat ise yalnızca güçlü olduğumuzda değil, karşımızdakinin güçsüz kaldığı anlarda da yanında olabilmektir.
Unutmayalım ki hiçbir insan sevgiden mahrum kalmamalı, hiçbir çocuk umutsuz büyümemeli, hiçbir yaşlı kendisini unutulmuş hissetmemelidir.
Dünya, daha çok kazandığımızda değil, birbirimize daha çok değer verdiğimizde güzelleşecektir. Çünkü insanın gönlünde sevgi varsa bulunduğu yer güzelleşir; yüreğinde merhamet varsa dokunduğu hayat değişir.
Son olarak şunu söylemek istiyorum:
Sevgiyi anlatmak kolaydır, önemli olan onu yaşatabilmektir. Merhametten söz etmek güzeldir, önemli olan ihtiyaç duyana el uzatabilmektir. İyilik yapmak değerlidir, önemli olan karşılık beklemeden yapabilmektir.
Birbirimizin hayatında güzel bir iz bırakalım. Kırmak yerine onaralım, uzaklaşmak yerine yakınlaşalım, yargılamak yerine anlamaya çalışalım.
Çünkü bu dünyadan giderken yanımızda hiçbir serveti, hiçbir makamı götüremeyeceğiz. Geride yalnızca hatıralarımızı, iyiliklerimizi ve insanların yüreğinde bıraktığımız izleri bırakacağız.
Belki de gerçek cennet, bir insanın kalbinde güzel bir yer edinebilmektir.
Çünkü hayatın en güzel anlamı sevmek, en büyük erdemi merhamet göstermek, en değerli mirası ise insan kalabilmektir.