Cumhuriyetin ilanına giden süreç
Ankara’da 23 Nisan 1920’de kurulan ilk Meclis, birtakım sıkıntılar yaşamış olsa da 15 Mayıs 1922 tarihinde dış ülkelerdeki temsilciliklerimize bir tamim göndererek devletin ünvanının Türkiye Cumhuriyeti olarak kullanılmasını istemiştir. Mustafa Kemal, bu tarihten itibaren Cumhuriyet fikrini perçinlemek için;
1 Kasım 1922 tarihinde yönetimde doğan devlet başkanlığı ve rejim belirsizliğini giderme ihtiyacı bertaraf etmek için saltanatı kaldırmıştır,
24 Temmuz 1923’te yeni Türk devletinin bağımsızlığını uluslararası alanda tescillemek için Lozan Barış Antlaşması’nı imzalamıştır,
13 Ekim 1923’te ise Ankara’yı başkent olarak ilan etmiştir.
Cumhuriyet’in ilanı ve sonrası
Cumhuriyet’in ilk yıldönümü 29 Ekim 1924 günü bütün yurtta 101 pare top atışı yapılarak kutlanır. Hutbelerde ad anmaksızın millet ve Cumhuriyet’in saadet ve selâmetine dua edilmesi konusunda illere tebligat gönderilir. 29 Ekim günü, 1925 yılından itibaren bayram olarak ilan edilir.
Devlet, yabancıların herhangi bir şekilde topraklarımıza ayak basması konusunda çok hassas ve kıskançtır. Bu hassasiyet yabancılarda da vardır. Türkiye üzerinde bir yer kapma veya imkân elde etme konusunda birbirlerini takip etmişlerdir.
Çanakkale Boğazı’nda tesis edilecek dinleme istasyonunun İtalyanlara verileceğini ve batık gemilerin pazarlıkla satılacağını duyan İngiliz ve Fransızlar Boğaz’a olan ilgilerini daha da arttırırlar.
Bir Fransız şilebinin Karadeniz’e gitmek üzere Çanakkale’den içeri girdiğine ve Seddülbahir’e demirleyen İngiliz torpidosunun dışarıya çıkardığı askerlerini alarak kuzeye hareket ettiğine dair alınan raporlar, kuşkulardaki haklılığı ortaya koyar. Bazen küçücük de olsa istenmeyen meseleler ortaya çıkar. Çanakkale’deki İngiliz mezarlığına çekilecek bayrağın ebadı bile hükümranlığımızın zedelenebileceği kaygısıyla sorun olur.
Resmi davetler
İlk defa 1929 yılında Ankara Palas’ta Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir ziyafet verilecektir. Ziyafete yabancılar da davet edilir. Masa düzeni ve yemek takımları konusunda titizlikle hareket edilir. Milli Saraylar Müdürlüğünde bulunan yemek takımlarının Ankara’ya gönderilmesi istenir. Bu uygulamaya sonraki yıllarda da devam edilir. Törenler sırasında asayişi sağlamak üzere İstanbul ve çevre illerden gelecek olan polislere harcırah tahakkuk ettirilemediğinden trenle ücretsiz seyahat etmeleri sağlanır.
4’üncü Kolordu 1933 yılındaki geçit törenlerine katılacaktır. Kolordunun binek hayvanı sıkıntısı vardır. Pazarlık usulü yapılan satın almayla hayvan ihtiyacı tamamlanır. Bir sonraki yılda yapılan törenlere Irak dört adet uçak gönderir. Törenlerden sonra Türk yazılı basınında Irak’a teşekkürler sunulur.
Savaştan yeni çıkan ve yokluk içinde çırpınan bir millet, istihbarata karşı koymanın yanında düşmana karşı caydırıcı görüntü vermek ve ürperti yaratmak amacıyla böylesi bir yönteme bile başvurmuştur.
Cumhuriyet nedir?
Cumhuriyet, halkın kendi kendini yönettiği siyasi rejimdir. Demokratik bir rejimde kamu ve halk hizmetlerinin görüldüğü bir devlet yönetimini belirlemek için kullanılır. Cumhuriyette esas kural seçimdir. Cumhuriyet en büyüğünden en küçüğüne kadar devlet hizmetlerinin hepsinde veraset usulünü reddeder, bu usul yerine seçim ve tayin usulünü koyar. Geniş anlamda Cumhuriyet, egemenlik topluluğun bütününe, dar anlamda ise sadece devlet başkanının doğrudan doğruya veya dolaylı olarak halk tarafından belirli bir süre için seçilmesi anlaşılır. Atatürk’e göre, “Demokrasi prensiplerinin en asri ve mantıkî tatbikini temin eden hükümet şekli cumhuriyettir. Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun idare Cumhuriyet idaresidir.”
Türkiye’de Cumhuriyet, Batılı anlamda modern cumhuriyet olabilmenin niteliğini taşıyabilecek şekilde gelişmiştir. Cumhuriyet ırk, dil, din ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bütün vatandaşların paylaştıkları ve yararlandıkları rejimin adı olmuştur. Herkesin kanun önünde eşitliği, Cumhuriyetin önemli bir ilkesidir.
Amerika’da yayımlanan The Washington Post gazetesi, 7 Ekim 1923 tarihli Editorial Society Second Part, “Yakında Türkiye’de Cumhuriyetin ilan edileceği haberini vermiş ve bu kararı sağduyunun bir zaferi olarak değerlendirmiştir.
Aynı gazete 1 Kasım 1923 tarihli sayısında, “Türkiye’deki Cumhuriyetin ilanı Avrupa’daki politik gelişmelere ters düşüyor. Türkiye’de diktatörlükten demokrasiye geçiliyor” şeklinde övgüde bulunmuştur.
Türkiye’de Cumhuriyet, istikrarlı bir siyasi rejimin yerleşmesine neden olmuş, barış ve güvenlik devlet politikasının esasını teşkil etmiştir. “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” parolası bir devlet politikası olduğu kadar Cumhuriyet’in siyasi rejiminin bir niteliği olmuştur.
Bize düşen
Günün anlamını çözmek ve bugünlere hangi şartları yaşayarak geldiğimizin önemini kavrayabilmek için daha söyleyecek çok söz var elbette. Cumhuriyeti her türlü sıkıntıya göğüs gererek bizlere emanet eden insanların kime ne borcu vardı?
Sözü yine Atatürk’ün anlatımıyla bağlamak gerekirse, “Asri bir Cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir.2
103’üncü kuruluş yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyetimizin kurucularını başta Büyük Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi, kongre kararlarına imza atanları, Antep ve Maraş savunmasına katılanları, Ege’nin efelerini, Ankara’nın seymenlerini, Trakya’nın yiğitlerini, İnebolu’nun kayıkçılarını, Şerife Bacıları rahmet ve minnetle anıyor ve halkımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi