İstanbul’un kalabalığı, trafiği ve gürültüsünden sıyrılıp Beylerbeyi’ne adım attığınızda sizi karşılayan şey yalnızca deniz kokusu değil. Kıyıda bir inci gibi duran Beylerbeyi Sarayı, yıllara meydan okuyan zarafetiyle Boğaz’ı izliyor.
Sultan Abdülaziz’in 1865 yılında yaptırdığı bu yapı, Osmanlı'nın batılı mimariye olan ilgisinin en net örneklerinden biri. Saray; mermer sütunları, yüksek tavanları ve kristal avizeleriyle görkemli bir iç dünyaya sahip. Ancak bu gösteriş, abartılı değil; aksine sadeliğiyle büyülüyor.
Bugün birçok kişi Dolmabahçe veya Topkapı Sarayı’nı gezmeye gelirken Beylerbeyi Sarayı genellikle rotanın dışında kalıyor. Oysa bu saray, tarihte önemli misafirlere de ev sahipliği yaptı. İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi Eugénie gibi isimler, bu zarif binada ağırlandı. Rivayete göre Eugénie, sarayın mimarisinden öylesine etkilenmişti ki, Fransa’ya döndüğünde benzer detayları kendi sarayında da kullandı.
Sarayı gezmek isteyenler için ziyaret saatleri oldukça uygun. Ancak hafta içi sabah saatlerinde gittiğinizde, kalabalıktan uzak, neredeyse size özel bir tarih yolculuğu yaşayabilirsiniz. Bahçesindeki asırlık çınar ağaçları, denizle buluşan taş merdivenler ve duvarlardaki el işi süslemelerle adeta geçmişe dokunuyorsunuz.
Bugünlerde sarayın etrafı sessiz. Ne kalabalık gruplar ne de flaş patlamaları. Sadece birkaç meraklı göz, yüzlerce yıllık bu mirasın izini sürüyor.
Belki de Beylerbeyi Sarayı’nın en özel yanı da bu: Gözlerden uzak kalmış olması, onu hâlâ gerçek hâliyle görebilmemizi sağlıyor.
Ziyaret Saatleri:
Hafta içi: 09.00 – 17.00
Pazatersi günleri kapalı
Giriş Ücreti:
Öğrenciler için indirimli bilet mevcut.
Müze Kart geçerli
Fotoğraf Çekimi:
İçeride profesyonel çekim yasak, dış mekanda serbest.
Editör: Veysel KARACA