SON DAKİKA
reklam
reklam

OSMANLI DEVLETİ’NİN MERHAMET ABİDESİ:DARÜ’L-ACAZE

Köşe Yazarı: Şebnem Yücelik Eklenme Tarihi: 2 Nisan 2026, Perşembe - 11:06 Okunma Sayısı:

 

Darülaceze’nin kuruluş süreci 1877 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar uzanmaktadır. Bu savaşın ardından, göçler başlamış 1877-79 arasında İstanbul’a dört yüz bine yakın göçmen gelmiştir. Sokaklarda evsiz, barksız, hasta, kimsesiz çocuk ve dilenciler artmıştır. İstanbul’daki dilencileri, sokaklarda başıboş gezen kimsesiz çocukları, cami avlusunda yatan kimsesiz muhtaçları bir araya toplayıp ıslah ederek sanat sahibi yapmak, kimsesizlerin son ömürlerini huzur içinde yaşamalarını sağlamak maksadıyla zamanın Padişahı II. Abdülhamid Han, bir Darülaceze kurulmasını ferman ile emir buyurmuştur. 

  Bu ferman sonrası oluşturulan komisyonun tetkikleri neticesinde, Darülaceze’nin Okmeydanı’nda kurulmasının muvafık olacağı ve inşaatının 72.000 altın liraya çıkabileceğini padişaha arz etmişlerdir. Bunun üzerine Darülaceze’nin Okmeydanı’nda inşasına başlanması Padişahın 6 Nisan 1890 tarihli fermanı ile emir buyrulmuş ve bu ferman 11 Nisan 1890 tarihli Resmî Tebliğ ile yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sultan Abdülhamid Han, Darülaceze’nin kuruluş masraflarını karşılamak üzere 7.000 altın lira kıymetindeki eşyasını hediye etmiş, 10.000 altın lira da nakit olarak bağışlamıştır. Ayrıca yardım kampanyası düzenlenmiş, geniş bir katılım sağlanmış ve toplanan teberrularla 50.000 altın lira toplanmıştır. Böylelikle temin edilen inşaat parası ile 6 Ekim 1892 tarihinde 21 koyun kesilerek Darülaceze’nin temeli atılmış ve Sultan Abdülhamid Han’ın cülusunun sene-i devriyesi olan 19 Ağustos 1895 tarihinde binaların inşaatı tamamlanarak fotoğraflardan oluşan iki albümle birlikte anahtarları Sultan Abdülhamid Han’a teslim edilmiştir. Darülaceze’nin resmî açılışı 31 Ocak 1896 tarihinde yapılmıştır.            

  1895 yılında Sultan II. Abdülhamid Han tarafından kurulan, kurulduğu günden bu yana 29.000’i çocuk olmak üzere toplam 72.000 kişiye Şefkat Yuvası olan Darülaceze; din, dil, ırk, sınıf ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bakıma muhtaç, yaşlı, engelli insanlara, sokağa terk edilmiş kimsesiz yavrulara hizmet vermektedir. 

    II. Abdülhamid, tebaasında hiçbir ayrım yapmadan bu şefkat yuvasının kapısını tüm ihtiyaç sahiplerine açmıştır. Öyle ki Darü’l-Acaze’nin ana giriş avlusundan girildiğinde karşılaşılan büyük dikili taş, yalnızca fiziksel bir yön işaretinden öte kültürel bir semboldür. Taşın, sağında bir camii, solunda ise bir kilise ve bir sinagog bulunur. Bu 3 yapı dikili taşın etrafında taşa eşit mesafededir. Böylece farklı inançlara ve toplum kesimlerine eşit şekilde yer verilmiş olur. 

  Eşitlik ve hoşgörü sembolü

  İbadet alanlarının eşit mesafede konumlandırılması, tüm dinlere ve inançlara eşit saygı ifadesidir. Bu yerleşim, Darü’l-Acaze’nin kuruluş amacının yalnızca bakıma muhtaç insanlara değil, aynı zamanda toplumsal birlik ve barışa hizmet ettiğini gösterir. Ortadaki dikili taş ise bu ortak paydanın mezhep ya da etnik köken ayrımı olmaksızın herkes için eşit mesafede durduğunu sembolize eder.   

  Şu an Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı olarak hizmet veren Darülaceze’de barınan sakinlerin tüm giyinme, barınma, gıda, sağlık ve bakım ihtiyaçları kurum tarafından karşılanmakta, hizmet 24 saat aralıksız devam etmektedir. Sakinlerin muayene ve tedavi hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleriyle acil veya kronik rahatsızlıklar tedavi edilmeye çalışılmakta, ileri tetkik ve tedavi gerektiren durumlarda hastanelerle bağlantı kurularak her türlü tıbbi tedavileri yapılmaktadır. Rehabilitasyon merkezi ile de psikologlar ve gönüllüler eşliğinde atölye çalışmaları yapan sakinlerimizin sosyal yaşantıya adaptasyonları ve motivasyonları sağlanmaktadır. 

  Darülaceze Başkanlığı’nın yerleşim yeri yaklaşık 30 dönüm olup, yerleşkede; 1 başkanlık binası, 1 çocuk yuvası, 7 adet aceze binası, 1 poliklinik binası, iş ocakları, rehabilitasyon merkezi, soğuk hava depoları, çamaşırhane ve mutfak bulunmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanmayan ve büyük dinlerin ibadethanelerinden olan cami, kilise ve havra Darülaceze’nin bahçesinde bir aradadır. Kurumumuzun yatak kapasitesi çocuklar için 50, erişkinler için 504 olmak üzere toplam 554’tir. Bugüne kadar 29.000’i çocuk olmak üzere toplam 72.000 kişiyi ağırlamış ve her gün yeni sakinlere hizmet vermeye devam etmektedir.

  Görevli olduğum vakıf aracılığı ile gittiğimiz ziyaret gözlemlerim beklentilerimin çok üzerindeydi. Yapılan atölye çalışmaları ile Daru’l-Acze sakinleri hem emek verip ortaya sanat eserleri çıkarıyor hem de bu eserlerin oradaki satışından ve yapılan kermes satışlarından gelir elde ediyorlar. Eski dergilerden yapılan çantalar, yağlı boya tablolar, özel el baskısıyla yapılan yazmalar, el işiler, dekoratif objeler… hepsi birbirinden kıymetli. 

  Her bir sakinin yüzünde yılların yaşanmışlığı, gözlerinde onları ziyaretimizin yarattığı sevinç… kimisi hayata küskün tavrıyla köşesinde otururken, çoğu bizimle ve diğer ziyaretçilerle konuşmak için can atıyordu. Her birinde ayrı bir hayat, ayrı yaşanmışlıklar… 

  Padişah II. Abdülhamid’in kurduğu bu şefkat yuvasının yüzyıllardır devam ediyor olması da milletimizin yardımseverliğinin en büyük örneği ve kanıtıdır.

reklam

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam