İstanbul’un gölgede bile 30 dereceyi bulduğu bir yaz günü. Kaldırımlar kızgın, duvarlar ısınmış, hava neredeyse nefes aldırmıyor. Ancak bu koşullarda da yaşam devam ediyor. Sokağın sessiz sakinleri olan kediler, bu sıcakta ne bir klimaya ne de serin bir odaya sığınabiliyor. Onlar için tek seçenek: gölge bulmak, az da olsa suya ulaşmak ve görünmeden yaşamak.
Boş bir dondurma kabının içine konmuş, yarısı buharlaşmış bir kap su... Onun başında, dili dışarıda bir kedi. Soluk soluğa, asfaltla temas etmeden kenarda durmaya çalışıyor. Bir adım ötede başka bir kedi, bir otomobilin gölgesinde uyuyor ama her an hareket etmeye hazır, çünkü arabanın çalışması onun yuvasını kaybetmesi demek.
Sokak hayvanları için yaz ayları, bir mücadeleye dönüşüyor. Hele ki İstanbul gibi kalabalık, sıcak ve taşlaşmış bir şehirde... Doğal alanın yok denecek kadar azaldığı, yeni yapılan inşaatlarla yeşilin neredeyse tamamen silindiği mahalle aralarında, kediler için bir ağaç gölgesi bulmak bile şans işi.
Duyarsızlık ve Duyarlılık Yan Yana
Bazı insanlar sadece önlerinden geçerken fark ediyor bu canlıları. Kimisi bakmadan yürüyüp geçiyor, kimisi ise içten içe üzülüyor ama bir şey yapmıyor. Öte yandan, mahalle esnafının koyduğu birkaç mama kabı, kapı önüne bırakılan plastik bir yoğurt kabı içinde su ya da apartman girişine bırakılan karton kutular onların hayata tutunmalarını sağlıyor.
Bir apartmanın girişine iliştirilmiş bir not dikkat çekiyor:
“Burada yavrular var, lütfen mama kabına basmayın.”
Bu not belki küçük bir uyarı gibi görünüyor ama koca bir mahalle vicdanının sesi oluyor.
Mahalle Arası Hikâyeler
Bazı kediler artık sokakta değil, apartman girişlerine sığınmış durumda. Bazısı, yıllardır aynı sokakta dolaşıyor; herkes onu tanıyor. Kimileri doğmuş, büyümüş, sonra kaybolmuş. Onların hikâyeleri sokakta yazılıyor ama çoğu zaman kimse okumuyor.
Bir çöp konteynerinin gölgesinde duran zayıf bir yavru kedi, çevrede dolaşan çocukların ilgisini çekiyor. Çocuklar ona bir simit parçası uzatıyor, kedi önce kokluyor, sonra geri çekiliyor. Susuzluktan dilini çıkarmış. Belki de artık simit değil, sadece su istiyor.
Sadece Onlara Ait Bir Sessizlik
Sokak kedilerinin varlığı, İstanbul’un ritmine karışmış durumda. Sabah çöp saatinde, akşam ezanında, gece market kapanırken… Onlar hep oradalar ama hep kenarda. Dikkatli bakmazsan görmüyorsun. Çünkü onlar alışmış: görünmeden yaşamak, zarar görmemek demek.
Bazıları artık insanlara fazla yaklaşmıyor. Kötülük görmüş, korkmuş ya da unutulmuş. Kimisi ise alışmış; market sahibinin her sabah verdiği mama sayesinde sabahları dükkânın önünde bekliyor. Biri onu görüyor, biri görmüyor.
Kutu Bilgi: Ne Yapabiliriz?
Bir kap su: Gölgelik bir yere bırakılacak sade bir plastik kap bile büyük fark yaratır.
Gölge alan oluşturma: Apartman girişlerine kutu, karton, şemsiye gibi basit çözümler.
Mama kaplarını düzenli temizleme: Koku yapmaması ve sinek çekmemesi için şart.
Sokak hayvanlarını korkutmamak: Onların varlığına alışmak, birlikte yaşamayı öğrenmek.
Editör: Veysel KARACA