Harita Yüksek Mühendisi Yelda Ademoğlu Gülkılık, Risk Avcısı Topluluk Projesi’nin sağlıklı yürümesinin vatandaş ve çocukların katkısına bağlı olduğunu söyledi.
Avrupa Birliği’nden ödül alan Risk Avcısı Topluluk Projesi, Maltepe İlçesi Altıntepe Mahalle Muhtarlığı bahçesinde düzenlenen Afetlere Hazırlık Buluşmasında konuşuldu. Programın konuğu projenin yürütücülerinden Harita Yüksek Mühendisi Yelda Ademoğlu Gülkılık oldu.
Programın açılış konuşmasını yapan Altıntepe Mahalle Muhtarı Halet Ataş, “Ülkemizin acı gerçeklerinden olan deprem konusunda mahalleliyi bilgilendirmek, bu konuda bir farkındalık oluşturmak için bu konunun uzmanlarından dinleyelim, mahalleli olarak bilgi sahibi olalım istedik. Bugün Risk Avcısı Topluluk Projesi’nin yürütücülerinden Harita Yüksek Mühendisi Yelda Ademoğlu Gülkılık bizleri bilgilendirecek. Yelda Ademoğlu Gülkılık bizlere deprem gelmeden depremin olası etkilerini en az düzeye nasıl indirebiliriz bunu anlatacak.” Dedi.
Yelda Ademoğlu Gülkılık, kendisini tanıtarak başladığı programda şu ifadeleri seslendirdi;
“Afette küçücük bir şey bile önemli.”
Herkese merhaba. Kendimi tanıtarak başlayayım. İsmim Yelda Ademoğlu Gülkılık. Devlet Demir Yollarında projelendirme ve inşaat alanında çalışıyorum. Bir bölge müdürlüğündeyim. Mali afet gönüllüsüyüm. AFAD gönüllüsüyüm. Anneyim. Komşuyum. 2023 depremlerinden sonra yazdığım Antik Projesi Disk Avcılığı Topluluğu projesi. Vatandaş bilimi olarak desteklenen ve Avrupa tarafından da desteklenen bir proje. Onun yazarıyım ve iki dönemdir de koordinatörlüğünü yürütüyorum. Bu yıl ikinci yılımız. Hepimiz gibi ben de 17 Ağustos'u ve sonrasında yaşadığımız afetleri acıyla hatırlıyorum. Bu yüzden hem mesleki bilgimi hem de vatandaş olarak sorumluluk hissiyle mali ölçeğinde afetlere hazırlık çalışmasını başlattım.
Tüm katılımcılara burada bulundukları için, sayın muhtarımıza bu önemli organizasyonu yaptığı için ve değerli hocam Haluk Eyidoğan’a teşekkür ediyorum. Kendisi söylemedi aslında ama projenin stratejisinde yer alan aslında projenin içinde olan bir kişi. Diğer taraftan da TUPARS'ın ben mahalle sakini olarak görüyordum o haberi duyana kadar. Burada olmasının çok büyük bir güç olduğunu düşünüyorum. Beklerken küçük bir çalışma yaptık. Çok değerli insanlar var aramızda. Genç öğrencilerimiz var ama aynı zamanda 99 depreminde Türkiye Denizcilik İşletmeleri Hastanesi Müdürü olarak görv yapan hocamız da var. Bu anlamda mahalle olarak çok zenginiz. Sadece bunun farkında değiliz demek istiyorum.
Bir de hepimize bir deprem düdüğü yaptırdım. Afetleri, önlemleri erkenden almamız, küçük küçük bağlamamız, bazen küçücük basit bir şeyin bile önemli bir şey olduğu dönemler olabiliyor. 17 Ağustos aslında benim yaşadığım ilk yıkıcı depremdi ama 17 Ağustos'ta çok şey öğrendik. Mali afet gönüllülükleri çok fazla gelişti. Arama kurtarma timlerini görüyoruz. Çok güzel bir hatırlatma yaptı Ziya Bey.
17 Ağustos, kendinden sonra gelen diğer afetleri engellemedi. Ben burada sadece depremleri gösterdim ama bugün orman yangınları, seller, kuraklık, bir sürü afetle karşı karşıyayız. 2023 depremlerinden sonra hepimiz bir deprem ülkesinde yaşadığımızı bildiğimiz halde bu merkez üssü ve şiddeti farklı olan depremlerin her birinde yıkılıyoruz. En son yaşadığımızda TUPARS'ın da aktif olarak görev yaptığını az önce öğrendiğim 6.1 Balıkesir depreminde de yıkıldık. Rusya'da da 8.8’lik bir deprem yaşandı yakın zamanda. Ama yani bazı şeyleri pek öyle karşılaştırmamamız gerekiyor. Çünkü depremin yaşandığı bölge nüfus ve bina açısından oldukça seyrek. Çok seyrek. E bir de tabii bazı yapılar daha dayanıklı. Yani o hazırlıklılar, farkındalar. Neyle karşı karşıya olduğunu, ne kadar yapılar büyüklükte bir deprem üretilebileceğinin farkındalar ve ona göre hazırlıklılar. O acılardan sonra bir şey yapabiliriz herhalde. Ben bu tekrar bunlara tanıklık etmek istemiyorum. Neyi yanlış yapıyoruz? Ne olursa tablo değişir diye kendime birazcık dert edindim. Afet olarak anılmak istemiyorum. Daha öncesi afet yönetimine aktif birey olarak katılabileceğimize ve bu tabloyu değiştirebileceğimize inandım. Afet yönetimini aşağıdan yukarıya şurada kenarda kalıyor göremeyeceksiniz ama aşağıdan yukarı yeniden yazmak üzere yola çıktı.
Biricik tekil hayatlarımızdan, mahallelerimizden önce bireyler, sonra topluluklar, sonra otorite, en sonunda da kültürel bir değişimi hedefliyorum aslında ve bunu hep beraber başarabileceğimize inanıyorum. Nedir bizim mahallede zenginliğimiz? Mahallenin sosyal kapasitesi ve sermayesi. Burada bunu birebir yaşıyoruz. Ve görüyoruz değerli jeofizik profesörümüz burada zaten arama kurtarma burada çok büyük deneyimler ve kendi yaşadıklarımız var. O yüzden onu ondan faydalanabileceğimize ve birlikte öğreteceğimize inandım. Mali düzeyinde çalışma yaparak hem birey olarak bizlerin hazırlık seviyelerini hem de topluluk olarak mahallimizin hazırlık ve direnç seviyesini arttırmak istedim. Projeyi netleştirdikten sonra önce kendi ulaşabildiğim komşularıma destek ve katkıları için başvurdum ve ilk proje ekibi aslında böyle oluştu.
Sorunları mahalle sakinleri olarak en iyi biz tanıyoruz mahallemizi. Sorunları da en iyi biz biliyoruz aslında. Çözüm önerileri sunabiliriz. O zaman şöyle düşünmeye başlayalım. Neden mahalle afet eylem planını biz yazmayalım ki? Ya da biz mahalle sakinlerinin dahil olmadığı bir mahalle afet eylem planı yazılırsa ne kadar doğru olabilir ki bizi dışarıda bırakan bir mahalle afet eylem planı. Yerel bilgi ve deneyim, daha üst ölçekteki planların iyileşmesi, risk azaltma ve müdahale çalışmalarının güçlendirilmesi de demektir. Bu arada Profesör Halit hocamız çok güzel afet yönetiminin aslında bütün aşamalarıyla tablosunu çizdi. Onu tekrarlamayacağım ama şunu belirteyim. Bir doğa olayının afete dönüşmesi için insanların etkilenmiş olması gerekiyor. Bunun şehirdeki nüfus yoğunluğuyla ölçmenin nasıl yapıldığını, nasıl değerlendirildiğini de anlattı hocamız.
“Antiquake Risk Avcısı Topluluk Projesi, bir vatandaş birimi projesi”
Dünyanın herhangi bir yerindeki deprem büyüklüğü ne olursa olsun kimseyi etkilemiyorsa biz buna afet demiyoruz. O nedenle madem afetin ana paydaşları biziz, toplum tabanlı afet yönetimi de biz olamaz. Antiquake Risk Avcısı Topluluk Projesi, toplum tabanlı afet yönetimini bireyden başlayarak topluluklar otorite kültür olarak aşağıdan yukarı bir yaklaşımla kısa vadede mahallenin sosyal sermayesinden ve sosyal kapasitesinden faydalanarak yeterimce temsil edilmeyen grupların temsiline hassasiyet göstererek vatandaş katılımını, afet farkındalığını, mali afet riskleri ve güvenlik haritasının oluşturulmasını, mahallede risklerin avlanması ve mali AB eylem planının geliştirilmesini hedeflerken orta ve uzun vadede politika paradigma değişimini, bilimsel çalışmaların topluma ulaşması, araştırmacıların toplu kaynaklı veriye, bilgiye, deneyime dayanan topluluk destekli bilimsel çıktılar üretebilmesini ve nihai olarak kültürel bir değişimi hedefler. Bu amaçla da kullandığı yöntem vatandaş birimidir.
Avrupa Komisyonunda önce vatandaş biriminin 2014 tanımı var. Önce sadece bilimsel çalışmalara vatandaşın katılımıyken artık vatandaş bilimini vatandaşın bilimsel sürecin tamamına farklı kademelerde katılması olarak tanımlıyoruz. Antiquake Risk Avcısı Topluluk Projesi, bir vatandaş birimi projesi ve vatandaş yönetimli bir vatandaş bilimi projesi olarak sınıflandırılıyor. Mali sosyal sermayesini birazcık örneklendirdim az önce ama bizim ilk deneyimimizden biraz daha anlaşılır olması için ben bir harita mühendisiyim. Kendimden verebileceğim katkı mahalle sakinlerini bilgilendirmek ve hazırlanacak mahallemizdeki afet risklerinin ve güvenlik bilgilerinin içerildiği bir harita. Mali sakinlerin çevrelerinde gördüğü riskleri ve tehlikeleri kayıt altına alıp çözüp üretilmesine katkı sundukları bir web harita platformu olarak şekillendi. Site şu anda çalışıyor. Kuzguncuk üzerinden veri toplamaya devam ediyor. Riskleri nasıl alıyoruz? Bazen risk hava deyince dürbünlerle sokağa çıkıyormuşuz gibi anlaşılabiliyor.
Şöyle bir örnek verelim. 1970'lerde Japonya'da başlayan, şu anda Birleşmiş Milletler tarafından da onaylanan Japonya'da ilkokul seviyesinde bir eğitim. Türkiye'de bir risk azaltma planımız da var. Sorumlu kurum, il afet müdürlüğü, destekleyen kurumlar, belediyeler, kaymakamlıklar. Her yıl 60 tane gönüllünün her mahallede yetiştirilmesi hedefi yazılmış. Bu eylem kabul edilmiş. Biz de Japonya'da klasik olarak uygulanan çalışmanın birebir aynısını yaptık. Önce eğitmenlerimiz, afet eğitmenlerimiz bize bilgi verdi. Öğrendik. Sonra sokağa çıktık. Fotoğraf çektik, kayıt ettik. Taşı ittik. Aslında öyle müdahale edebileceğimiz küçük bir şey varsa o elektrik direğindeki çiviyi tespit ettik. Açık kabloyu tespit ettik. Bunları haritamıza işledik. Hep beraber döndük, oturduk, bunları nasıl çözeriz dedik. Muhtar düzeyinde katılım gerçekleşti. Orada tartıştık. Kime gitmemiz gerekiyor, ne yapmamız gerekiyor? Öğrendik. Birbirimizden öğrendik. Deneyim paylaştık ve sonuçta iyi örnekleri de topladık. Sadece kötüleri değil iyileri de görmeye çalıştık. Bizi güçlü kılan şeyleri görmeye çalıştık ve 35 tane risk verisi o gün tespit edebildik. Neler yaptık? 21 tane etkinlik yaptık açıkçası. Sadece çok kısa burada neler yapabilirizi sizlerle beraber yapacağımız için fikrimiz olsun diye paylaşıyorum. İlk biz de 17 Ağustos anmasıyla başladık. Hepimizin yaşadığı ortak deprem de 17 Ağustos. Bir araya geldik. Orada daha fazla bir belediye katılımını gördük açıkçası. Afet fuarına katıldık. Farkındalık etkinlikleri yaptık. Sokak röportajı yaptık. Buralar gibi. Açık veri, topluluk kaynaklı veri üretiminde harita çizimini hep beraber yaptık. Eksik verilerimizi tamamladık.
Müdahalede çok önemli olduğunu biliyoruz. Bizim mahallemizin zenginliklerinden biri sanatçılar. Çok fazla ressamız var dünyaca. Onlardan bir eserle katılmalarını istedik. Sergi salonumuzu açtık. Toplum sanatçılarıyla buluştu. Biz toplumla buluştuk. Böyle bir sergi dayanışma gerçekleştirdik. Mahalle’nin gerçek aktörleriyle beraber danışma toplantıları, farkındalık etkinlikleri ilkokulumuz var. İBB Deprem Başkanlığı ile beraber tatbikat, eğitim gerçekleştirdik. Panelimiz oldu. Risk mahallede avlanabilir, avlanabilir riskler üzerine çalıştayımız oldu. Çalıştayımıza üniversiteden arama kurtarma timlerinden, kamu yöneticilerinden ve vatandaş hep beraber tartıştı. Biz mahallemizin kendi risklerine sahip çıktık. Onları tanımladık. Yaptığımız şeyleri biz kendimiz için yapmıyoruz. Açık kaynak kodlu açık olarak yapıyoruz. Coğrafi bilgi sistemleri kongresi bunu sunduk. Yazdığımız yazılım o gördüğünüz ev sayfasının tekrar herhangi bir yerde bizden bağımsız üretilmesi için paylaştık GİTAP ve Zenado üzerinden. Sonuçta ne oldu? İki tane teze doğrudan katkı sağladık. Konferansta sunumlar,21 etkinlik, 152 aktif gönüllü, binlerce kişiye ulaşmak gibi ilk 6 aylık dönemde çıktılarımız bu şekilde gerçekleşti.
“Ödülü kazanmak bizi onurlandırdı”
Derken Avrupa Birliği Vatandaş Bilimi Ödülüne başvurduk. Şaşırdık mı? Çok şaşırdık. O kadar üniversitenin yarıştığı çok deneyimli STK'ların olduğu ve profesörü olarak bu işten bilir elde edenlerin olduğu bir yerde tamamen gönüllülük esaslarıyla İstanbul'un küçücük bir mahallesinde gerçekleştiren çalışmanın en yenilikçi, en etkili ve verimli vatandaş bilimi ödülünü kazanması bizi çok onurlandırdı. 2025 yılında tekrar destek almaya hak kazandık. Bu sefer üç mahallede, üç farklı ölçekte mahallede kendi zenginlikleriyle, kendi yerel aktörleriyle uygulamak istedik. Bu süreçte de biz beraber olalım. Hep beraber nasıl uygulandığını gösterelim.
“Gelin risklerimizi beraber belirleyelim.”
Örnek modeli verelim. Madem yapılamıyor İRAP'taki bir eylem böyle yapılır diye sunalım ve bu tekrarlanabilir, herkesin önlem alabilir hale gelsin diye hedefledik. Tabii ki afet yönetime toplum katılımının arttırılması, afet riskleri konusunda farkındalığın artması, afetlere hazırlık seviyesinin geliştirilmesi, kapsayıcı karar alma süreçlerinin gelişmesi. Bu üç maliyi sormak isterseniz bir tanesi Kuzguncuk, ilk projenin başladığı yer, bir tanesi Koşuyolu. 10 yılı aşkın süredir risk havını yapmaya çalışan çok deneyimli bir yer. Bir tanesi de Altıntepe olarak belirlenmiş. Aslında burada risk avcısı ekibimize katılmaya ve vatandaş bilimci olmaya hazır mısınız diye soruyoruz. Bence sanki biz hazırız gibi geliyor. Neler yapacağımızı, neden birlikte hareket etmemiz gerektiğine dair birkaç noktaya dikkat çekmek istemiştim. Neden bu çalışmalara ihtiyaç var? Altıntepe'yi birlikte güçlendirelim diyoruz. Risklerimizi birlikte belirleyelim. Mahallemizin kırılganlıklarını en iyi biz biliyoruz. Mahalle afet planını birlikte yapalım. Güvenli toplanma alanları, risk haritaları, öncelikli eylemler. Dayanışmayı güçlendirelim. Afete karşı, komşuluk ağlarımız en hızlı ve en güvenilir desteğimiz olacak. Mahalle sakinlerinin bilgisi, uzmanların rehberliği ve kamu desteğiyle Altıntepe'de güçlü bir model kuralım. Altıntepe bunu başarabilir. Bugün attığımız adım Altıntepe'nin gelecekteki afetlere dağı hazır ve dayanıklı olması için bir başlangıç olacak. Ve risk avcısı ekibimize katılmaya, vatandaş bilimci olmaya hazır mısınız diye soruyoruz. Hangi işler bizi bekliyor diye bir fikrimiz olsun en başında. Aslında buna buradaki aktörler karar verecek.
Gönüllü ağının oluşturulması, ilk toplantının yapılarak işleyişin ve ilkelerin belirlenmesi, iletişim stratejisinin ortaklaştırılması, mali afet farkındalık etkinliklerinin planlanması, kurum ziyaretleri, veri temini, risk avı, sonuçların değerlendirilmesi ve sürdürülebilirlik planının oluşturulması işleri bizi bekliyor. Farklı katılım ve katkı seviyeleri bekliyoruz. Belki komşularınız haberdar etmek, belki kampanya örgütlemek, belki kendi deneyimlerinizi aktarmak, belki doğrudan uygulayıcı olarak içinde yer almak gibi, belki de sadece etkinliklere katılmak gibi kendinizin belirleyeceği düzeyde katılım sağlayabilirsiniz. Bu bir dayanışma ağı. Listelemediğim bir sürü sosyal çıktıyı da yaşadık biz. Özellikle deneyimliler, farklı yaş grupların bir araya gelmesiyle gençlerin bir araya gelmesi çok büyük artılar sağlıyor her iki tarafa da. Onu çok yakından deneyimleme şansımız oldu. Ben teşekkür etmek istiyorum bu noktada. Çünkü birazcık konuşuruz da üzerine diye düşünmüştüm. Bu kadar söz verdiğimiz gibi deprem dediklerini onu da yazmışım. Dağıtacağım çünkü unutuyorum genelde. Ha oraya da koymuşum. Hepimizin çantasında bir düdük olması gerektiğine inanıyoruz. Umarım hiçbir zaman kullanmanız gerekmez ama yanınıza taşıyarak daha hazırlıklı olabiliriz.
Sizden şunu da isteyeceğim. Bizim gönüllü formlarımız var çalışmaya katılmak için. Çünkü kişisel bilgiler gizli tutuluyor. Ancak siz onay verdikten sonra bizle tekrar iletişim kurabiliyoruz ve fotoğraf çekildik. Hem bunun için sizin gönüllü olmanızı hem de belki etrafınızda şu anda tatilde olan, gelememiş olan ama katılmasının değerli olduğunu düşündüğünüz kişiler varsa onlara da bu formları ulaştırıp hep beraber güçlü bir başlangıç yapmamızı sizin desteğinizi istiyorum.Teşekkürler herkese.
Kaynak: Özel HaberEditör: Yusuf Kemal YILDIZ - Sinan ERDOĞDU