SON DAKİKA
reklam
reklam

Kronik hastalıklara karşı işbirliği

Eklenme Tarihi: 13 Aralık 2025, Cumartesi - 13:46 Okunma Sayısı: 224770
Dernek uzmanları,“Bizler, Türkiye genelinde farklı uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren 14 dernek olarak, ülkemizde başta hipertansiyon ve tip 2 diyabet olmak üzere kronik hastalıklarla mücadele eden bireylerin yaşam kalitesini artırmak, komplikasyon risklerini azaltmak ve toplum sağlığını geliştirmek amacıyla ortak bir irade ile hareket etmeye karar verdik” dedi

 

Türkiye’de ilk kez 13 uzmanlık derneği ve 1 hasta derneği, toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranının artırılması için ortak bir çatı altında buluştu. Bir vakıf tarafından yönetilen Servier Grubu’nun iştiraki olan Servier Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla hayata geçirilen “Türkiye 2030’da %50” projesi, hastaların tedaviye uyumunu artırarak hastalık kontrol oranlarını 2030 yılına kadar en az %50’ye yükseltmeyi amaçlıyor.

Veriler Acil Eylem 

Gerekliliğini 

Göstermekte

Proje kapsamında yer alan 14 dernek arasında; Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor. 

"Amacımız toplum 

sağlığını geliştirmek, 

bireylerin yaşam 

kalitesini artırmak "

Dernek uzmanları, açıkladıkları ortak deklarasyonda şu mesajı vurguladı:

“Bizler, Türkiye genelinde farklı uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren 14 dernek olarak, ülkemizde başta hipertansiyon ve tip 2 diyabet olmak üzere kronik hastalıklarla mücadele eden bireylerin yaşam kalitesini artırmak, komplikasyon risklerini azaltmak ve toplum sağlığını geliştirmek amacıyla ortak bir irade ile hareket etmeye karar verdik.

Ülkemizin gelecek nesillerinin sağlıklı ve refah içinde olabilmesi, sağlık sistemi üzerinde yaratılan yükün azaltılabilmesi için tüm sağlık meslek mensuplarının konu hakkında bilgilendirilmesi, ilgili kamu kurumları da dahil olmak üzere tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının özellikle hipertansiyon, diyabet ve diğer kardiyovasküler hastalıklar, bu hastalıkların temelleri ve tedavi yöntemleri konusunda bilgilendirilmesi bir zorunluluktur.”

Türkiye’de Kronik 

Hastalık Kontrolü 

Alarm Veriyor!

Bilimsel araştırmalar, Türkiye’de hipertansiyon ve diyabet yönetiminin hedeflenen kontrol seviyelerinin oldukça gerisinde olduğunu gösteriyor:

Hipertansiyon tedavisinde hedefe ulaşma oranı yalnızca %22,2 iken, Tip 2 diyabette hedefe ulaşma oranı ise %36,7 seviyesinde.

Bu veriler, hastaların tedaviye erişim imkânı olmasına rağmen kontrolün sağlanamadığını, bunun da komplikasyon oranlarını yükselttiğini açıkça göstermekte.

Ölüm Oranları 

%21 Azaltılabilir!

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kronik hastalıklarda tedaviye uyum, sağlık sonuçlarını belirleyen en kritik faktörlerden biri.

"Tedaviye Uyum”:Hastaların doktorları tarafından önerilen yaşam tarzı değişikliklerine uyması ve reçete edilen ilaçları önerildiği şekilde kullanması olarak tanımlanmakta.

Yapılan global çalışmalar:

●Kronik hastalıklarda her 2 hastadan 1’inin tedaviye uyumsuz olduğunu göstermektedir. 

●Hipertansiyon ve diyabette düşük uyum oranlarının; kardiyovasküler hastalıklar, felç, böbrek yetmezliği ve erken ölüm riskini anlamlı biçimde arttırdığı kanıtlanmıştır. 

OECD verileri, tedavi uyumunun artırılmasının uzun dönem ölüm oranlarını %21 azaltabileceğini göstermektedir. 

●Aynı rapora göre, Avrupa’da yüksek uyum ile yıllık 125 milyar € sağlık harcaması tasarrufu sağlanabilir. 

●Bu sonuçlar, tedaviye uyumun yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı kalmadığını; ülke ekonomisi, sağlık harcamaları ve iş gücü üretkenliği açısından da milli bir önem taşıdığını ortaya koymaktadır.

Türkiye’deki düşük uyum oranının sağlık sistemi üzerindeki yükü artırdığını belirten uzmanlara göre;

*Türkiye’de hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların %50’si ilk yıl içinde tedaviyi bırakıyor. 

*Tedaviye uyumsuzluk, diyabet komplikasyonlarını tetikliyor. 

*Uyum azaldıkça hastaneye yatışlar %20’ye kadar artış gösteriyor. 

Bu tablo hem toplum sağlığını hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliğini tehdit eden bir yük oluşturmakta.

“Türkiye 2030’da %50” Projesi Bu Kritik Tabloyu Değiştirmek İçin Yola Çıktı

14 derneğin oluşturduğu ortak irade doğrultusunda proje dört ana alanda ilerleyecek. 

1.Hekim Eğitimleri ve Rehberlik Programları

Bilimsel rehberlere dayalı eğitimler

E-learning modülleri

Webinar serileri

Hekimlerin hasta iletişimini güçlendirmeye yönelik eğitimler

2. Hastalarda Tedaviye Uyumun Artırılması

“Uyum elçileri” programı

İlaç hatırlatma mobil uygulamaları 

Kişiye özel bilgilendirme materyalleri

Dijital takip çözümleri

3. Toplumsal Farkındalık Kampanyaları

Dünya Tedaviye Uyum Günü (27 Mart 2026) kapsamında ulusal etkinlikler

TV ve radyo kamu spotları

Influencer iş birlikleri

Hasta taramaları ve halk bilgilendirme çalışmaları

4. Sağlık Sisteminde Optimizasyon

Kullanılmayan reçeteli ilaç oranlarının azaltılması

İyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması

Projenin Toplum 

Sağlığına ve 

Ekonomiye 

Katkıları

Yapılan bilimsel araştırmalar ve OECD analizleri ışığında değerlendirildiğinde, ‘Türkiye 2030’da %50’ projesinin başarılı olması durumunda şu katkılar sağlanacak:

●Hipertansiyon ve diyabet kontrol oranlarında milyonlarca bireyin yaşam kalitesi artacak,

●Kardiyovasküler olaylar, felç, böbrek yetmezliği gibi komplikasyonlarda belirgin düşüş sağlanacak,

●Ülke çapında erken ölüm oranlarında %20’nin üzerinde azalma potansiyeli oluşacak,

●Sağlık harcamalarında milyarlarca liralık tasarruf sağlanabilecek.

Kaynak:Özel Haber
Editör:Mert CİGERLİ - Barbaros ÖZSOY

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam