SON DAKİKA
reklam
reklam

Ortaokullular yürekleri ısıttı

Eklenme Tarihi: 18 Ocak 2026, Pazar - 13:09 Okunma Sayısı: 286999
Kazım Karabekir Ortaokulu 5 / A sınıfı öğrencileri, değerler eğitimi kapsamında Darülaceze’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Öğrenciler yaşlı bireylerle sohbet etti ve hazırladıkları küçük hediyeleri vererek sıcak bir ortam oluşturdu.

 

Kazım Karabekir Ortaokulu yöneticileri, Daürülaceze’de hayatlarını sürdüren yaşlı bireylere gerçekleştirilen bu ziyaretle, öğrencilerin sosyal farkındalıklarının artmasını, empati kurma becerilerinin gelişmesini ve toplumsal sorumluluk bilinci kazanmalarını hedefledi. 

NURETTİN AYDIN

Kazım Karabekir Ortaokulu müdürü Nurettin Aydın 5/A sınıfı öğrencilerinin Darülaceze’ye yaptıkları ziyaretle ilgili “Okulumuz 5/A sınıf öğrencileriyle sosyal sorumluluk bilincini geliştirmek, değerler eğitimi kapsamında empati, saygı ve yardımlaşma duygularını pekiştirmek amacıyla Darülaceze’ye bir ziyaret gerçekleştirilmiştir.

Gerçekleştirilen ziyaret sırasında öğrencilerimiz, Darülaceze’de kalan yaşlı bireylerle bir araya gelmiş, onlarla sohbet etmiş ve hazırladıkları küçük hediyeleri takdim etmiştir. Öğrenciler, büyüklerimizin yaşam deneyimlerini dinleyerek toplumsal dayanışmanın ve kuşaklar arası iletişimin önemini yerinde gözlemleme fırsatı bulmuştur.

Faaliyet süresince öğrencilerimizin saygılı, ilgili ve duyarlı davranışlar sergilediği gözlemlenmiştir. Ziyaret, öğrencilerin sosyal farkındalıklarının artmasına, empati kurma becerilerinin gelişmesine ve toplumsal sorumluluk bilinci kazanmalarına katkı sağlamıştır. Bu anlamlı etkinliğin periyodik olarak 2025-2026  eğitim öğretim sürecinde devam ettirilmesi planlanmaktadır” dedi.

AYŞEGÜL KUŞÇU

Bu anlamlı çalışmayı hayata geçiren 5/A sınıf öğretmeni Ayşegül Kuşçu duygu ve düşüncelerini “Shakespeare Hamlet eserinde ‘ Var olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!’ nesillere emanet sözünden de öte durumlar var aslında dünya yaşamında.

Asıl mesele; nasıl 

var olduğun gerçeği.

Bir şekilde var olduk bu yaşamda. Bebek olduk; saflığı ve neşeyi temsil ettik, çocuk olduk; geleceği, oyunları, dürüstlüğü temsil ettik, genç olduk; isyanları ve gereksiz öz güveni temsil ettik. Yetişkin olduk; yaşamın gerçekliği ile sorumluluklarımız ve zorunluklarımız sayesinde yüzleştik, büyüdük, olgunlaştık, ezildik, güçlendik ama neşemizi ve saflığımızı kaybettik. En son demlendik, bedenimiz eskidi ve çocuklaştık.

İşte bu bağlamda aslında taze çocukla geç çocuğun buluşmasını sağlama fikri bizi projemizi hazırlama ve uygulama için motive etti.

Hayatımızda her şey değişken ama henüz bu doğum ve ölüm arasındaki sistematik düzen hala aynı. On yaşındaki kalben bilge çocuklarla altmış, yetmiş seksen yaşlarındaki zihnen bilge çocukların buluşması bizi heyecanlandırdı. Bu buluşma taze çocukları çok mutlu etti. Demlenmiş yaşıtlarına hediyeler hazırladılar.

İlk buluşmamız biraz sakin ve çekingendi. Ama keyifle mutlulukla karşılandılar. Hediyelerini alan huzura teslim olan ev sahipleri sevindirler, gülümsediler, sohbet ettiler.

Dedim ya hayatta nasıl var olduğumuz değerli. İnsan sosyal bir varlık. Yalnızlık demlenmiş zihinlerde yorucu ve kalp kırıcı. O kalpler çocuk neşesiyle ısındı.

Aile yılında insanın aslında yaşı kaç olursa olsun kocaman bir aile olduğu gerçeğinden yola çıkarak çocukların büyüklerini ziyaret etmesi ve tanış olması onlarda bir başka bakış penceresi açtı. Bir sonraki ziyaretlerini heyecanla bekliyorlar. Aralarında oluşacak ilişki ve iletişimin iki taraf içinde faydalarını gözlemlemek keyifli olacak.

Kuşaklar arası iletişim denilen kavram aslında insanlığın hallerinin karşılaşıp, karışmasıdır” şeklinde ifade etti.

Darülaceze ziyareti sonrasında bazı öğrenciler, yaşlı bireylerle bir araya gelmenin kendilerinde uyandırdığı duyguları yazılı olarak paylaştılar. 

Cansu Mansur:

Vardığımız yerin büyüklüğünü görünce çok şaşırdım ama bahçede yaşlı amcayı görünce çok değişik, anlatılmaz bir duygu hissettim. Bir süre sonra yanımıza bir abla geldi. Bize birkaç bilgi anlattı. Buranın ve başka bir şubelerinin Türkiye’nin en büyük huzurevi olduğunu ve ayrıca parası olmayanlardan para almadıklarını söyledi. Çok tatlı teyzeler vardı. İçimde büyük bir sevinçle yanlarına gittim. Onlarla sohbet ettik. Hatta atölye odalarına bile gittik. İçimde büyük bir neşe ve huzur vardı. Burası gerçekten adı gibi insana huzur veriyordu.

Zafer Ata Gülen:

O gün, benim üzerimde çok büyük ve kalıcı bir etki bıraktı. O teyzeler, dışarıdan yaşlı görünebilirler ama içlerinde birer pamuk prenses var. O anımı, yüzyıl geçse bile unutmam. Kendime söz veriyorum ki babaanneme ve anneanneme gittiğimde onlara kocaman sarılacağım.

Ayşe Begüm Eren:

Oraya gittiğimizde bizi tatlı nineler karşıladı. Çok mutlu oldular. Oradan ayrılırken içim biraz buruldu. Ama onları tekrar ziyaret edeceğiz. Bu ziyaret bana büyüklerimize sevgi ve saygı göstermenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Ömer Toprak Erdoğan:

Orada biz bile huzurlu, mutlu ve harikulade hissettik. Biraz duygulandım. Çünkü onların kalbi kocaman fakat onlar için çok küçük bir yerde yaşamlarını sürdürüyorlar.

Belinay Aykut:

Bugün huzur evine gittim. Orada yaşlı teyzeler vardı. Ben onlarla sohbet ettim. Çok eğlenceliydi. Bize huzurevini gezdirdiler. Orada örgü yapan teyzeler vardı. Çok güzel resimler vardı, hepsine baktım ve çok beğendim. Her şeye bayıldım, çok güzellerdi.

Ömer Asaf Şen:

Orası çok kalabalıktı. Orada bir teyzenin yanına gittim. Sohbetimiz çok keyifliydi. Oradaki insanların çoğunun onlara bakacak bir yakını yokmuş. Onlara çok üzüldüm. Sonra örgü ördükleri yere gittim. Kimi battaniye kimi de çocuk yeleği örüyordu. Sonra da servise binit okula döndük. Bu gezi çok eğlenceli sürmüştü. Eve gidince bir ders çıkardım; oradaki insanların çocukları, anneleri, babaları yoktu. Biz de anne babamızın kıymetini bilmeliyiz diye düşündüm.

Elif Naz Hayal:

Huzurevinin etrafı gerçekten huzurlu, yemyeşil ve güzeldi. Oraya vardığımızda içimi güzel hisler kaplamıştı. Onların yanına gittiğimizde bizi görünce çok sevindiler. Ben de çok mutlu olmuştum. Onlarla sohbet ederken çok heyecanlandım. Bizi sanat atölyesine götürdüler. Sanat atölyesine gittiğimde ise o kadar inanılmaz eserler vardı ki gözlerime inanamadım. “Gerçekten çok başarılılar.” Oradan ayrılırken içimi hüzün kaplamıştı. Çünkü onların kimseleri olmadığı için üzülüyordum ve onları özleyeceğim.

Firdevs Feyza Taşalan:

Kenarda oturan bir teyze vardı onunla konuştuk. Tabii sohbet ederken bir teyzenin annesini, babasını ve eşini kaybettiğini söyledi. O an ben çok üzüldüm. Ve düşündüm annem, babam yokken hayatım nasıl olurdu acaba diyerek kendime sordum. Çok kötü olabilirdi. Bunu düşünmek istemedim. Ama oradakilerin hiç kimseleri yoktu. Bu durum beni çok üzdü. Keşke onlarla daha fazla konuşabilseydim. Ama bir karar almıştım artık büyünce hep oraya gideceğim. Onlara kitap okuyacağım, onlarla sohbet edeceğim. Okula varıyorduk ama bir teyze vardı ve bir çok anısı vardı. Onu hiç unutmayacağım.

Kaynak:Özel Haber
Editör:İsmet AKKOÇ - Başak ERTEKİN

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam