SON DAKİKA
reklam
reklam

Türk Müziği’nin yaşayan efsanesi HAYRİ PEKŞEN

Eklenme Tarihi: 24 Şubat 2026, Salı - 11:01   Okunma Sayısı: 126755
Türk Müziği’nin yaşayan efsanelerinden Hayri Pekşen, Üsküdar Musıki Cemiyeti’nden İstanbul Radyosu’na uzanan, ışıltılı gazino sahneleri ve plaklarla taçlanan sanat yaşamında 60 yıla yaklaşıyor.

 

Türk müziğinin yaşayan efsanelerinden Hayri Pekşen’le uzun zamandır bir söyleşi yapmayı planlıyorduk, sonunda bu isteğimizi gerçekleştirdik. Ben Başak Ertekin, gazetemizin yazarlarından İsmet Akkoç’la birlikte Hayri Pekşen’in çalıştırdığı Gönül Dostları Topluluğunun Kadıköy Hasanpaşa’daki merkezine gittik. 

Türk müziğinin efsane seslerinden İstanbul beyefendisi Hayri Pekşen bizi kapıda karşıladı. Ben kendisiyle ilk kez tanıştım ama yazarımız İsmet Akkoç’un uzun yıllardır kendisini tanıdığını biliyordum ve bu noktada ben sözü İsmet Akkoç’a bıraktım ve röportaja başlamadan önce Hayri Pekşen’i önce İsmet Akkoç’tan dinleyelim istedim.

İSMET AKKOÇ 

Ben Hayri Pekşen’le; Gönül Dostları Topluluğu Kurucu Başkanı Necati Gürbüz vesilesiyle tanıştım. Zaman zaman koro çalışmalarına izleyici olarak katıldım, topluluğun konserlerini haberleştirdim. Hayri Pekşen’i elbette Türk Müziği’nin kıymetli bir sesi olarak radyodan, plaklarından en azından ses olarak tanıyordum. Hayran olduğum sesler arasında yer alan Hayri hocama röportaj talebimi ilettiğimde tereddütsüz kabul etmesi elbette benim açımdan gurur vericiydi. Günümüzün ünlü bir çok Türk Sanat Müziği solistinin de Hayri Pekşen’i örnek aldığı bilinen bir gerçektir. Ama Türk Müziğinin efsane ismine soru sormak bile zordu elbette ve zor olduğu kadar heyecan verici bir röportaj gerçekleştirdik.

HAYRİ PEKŞEN

Hayri Pekşen, İstanbul - Kadıköy - Acıbadem'de dünyaya geliyor. İlk, orta ve lise eğitimimi İstanbul'da muhtelif okullarda tamamlıyor. Kendi anlatımıyla hayatının kırılma noktası ortaokul yıllarında 1952’de yolunun Üsküdar Musıki Cemiyeti ile kesişmesi oluyor. 

Hayri Pekşen 20 yıl boyunca aralıksız olarak Üsküdar Musıki Cemiyeti’nde ders almaya, cemiyetin çalışmalarına katılmaya devam ediyor. 

Hayri Pekşen o günleri anlatırken de şunları söylüyor; 

“Ortaokul yıllarında adım attığım Üsküdar Musıki Cemiyeti’ne ve özellikle Emin Ongan hocama müzik anlamında her şeyimi borçlu olduğumu söyleyebilirim. Emin Ongan ve Haydar Sanal gibi bir çok hocadan feyz aldım. Orası bir konservatuvardı.

Sabahtan düzenli şekilde solfej ve nazariyat derslerimiz olurdu öğleden sonraları ise meşk dersleri yapılırdı. Çalışmalara katılan saz sanatçılarının büyük bölümü TRT sanatçılarından oluşuyordu. Gerçek bir müzik okulu olan ve günümüzde bile hala ilk günkü özelliklerini büyük oranda koruyan cemiyette hayatımın en güzel günlerini geçirdim diyebilirim.”

Bu arada Hayri Pekşen Zincirlikuyu İnşaat Tekniker Okulu ile  konservatuvar eğitimini de birlikte yürütüyor. Üsküdar Cemiyeti’nde aldığı eğitimin faydasını gören Hayri Pekşen, konservatuvara 2. Sınıftan kabul ediliyor. 

Askerliğini yedek subay olarak Artvin 211. Hudut Alayında yapan sanatçı, 1965 yılında amatör ses olarak İstanbul Radyosu sınavını kazanıyor ve ardından 1967 yılında açılan yeni bir imtihanı başarıyla geçerek kadrolu ses sanatçısı olarak İstanbul Radyosu’nda çalışmaya devam ediyor.

Bu arada Hayri Pekşen’in sahne yılları da başlıyor. 

Hayri Pekşen hocamız o yılları anlatırken de şunları söyledi;

“Radyoda o yıllarda gerek ses sanatçısı gerek saz sanatçısı olarak Türk Sanat Müziği’ne imzalarını atmış çok kıymetli isimler vardı.  

Başta Emin Ongan olmak üzere Feridun Davraz, Tülin Korman, Muzaffer Birtan gibi çok değerli şeflerle çalışma onurunu yaşadım. 

Bu hocalarımızdan müzik anlamında çok faydalandım. Klasik müziğe çok değer veren isimlerdi. Hepsi de ayrı ayrı sanat hayatımda örnek aldığım isimler olarak iz bıraktı.

Bu arada ekonomik nedenlerle sahne çalışmalarımda başladı. Radyo ile sahneyi birlikte yürüttüm. O dönemde İstanbul’un eğlence hayatına damga vuran gazinolarda dönemin Yıldırım Gürses, Semra Ersöz, Safiye Filiz  gibi ünlü ismleriyle birlikte çalıştım.”

Emeklililiği 

olmayan meslek

Hayri Pekşen 2002 yılında TRT’den emekli olunca ses sanatçılığının emekliliği olmadığı için elbette müzikten kopamıyor.

Hayatının bu bölümünü de Hayri hocamızdan dinliyoruz; 

“Emekli olduktan sonra bu işe gönül vermiş müziksever dostlar ile birlikte koro şefliği dönemim başladı. İlk olarak Marmara Musiki Derneği, ardından Suzidil ile devam etti. Şimdilerde ise bu engin musikimizi yaşatmak ve yeni nesillere sevdirmek gayesiyle Lalezâr ve Gönül Dostları topluluklarında hocalık görevine devam etmekteyim.

Elbette hayatımda büyük yerleri olan Üsküdar Musıki Cemiyeti ve İstanbul Radyosu’ndaki O günlerin duygularını yeniden yaşamak ve yaşatmak adına, koro çalışmalarımda klasik eserlere mümkün olduğunca fazla yer vermeye çalışıyorum. 

Kurslara katılanların da büyük bölümünün klasik şarkıları büyük bir şevkle öğrenmeye çalışmaları heyecanımı zirvede tutmaya yetiyor.

Uzun süren bu çalışmalarda en ufak bir yorgunluk hissetmiyorum. Kursa katılanların öğrenme istekleri benim de enerjime enerji katıyor. 

Her sezon çalışmalara katılanların büyük bölümünün belki de ilk kez duyduğu şarkıları çalışıyoruz. Ama hiç kimsenin  en ufak bir bıkkınlık göstermemesi, büyük bir şevkle ve azimle şarkıları öğrenmeye çalışması musikimiz adına büyük mutluluk. Elbette büyük bir bölüm olmasa da bazı öğrenciler klasiklerden pek hoşlanmıyorlar ve günün şarkılarını istiyorlar. Ben de hiç kimsenin müzikten uzaklaşmasını istemediğim için onların da gönüllerini alıyor ve günün şarkılarına da repertuvarlarda yer veriyorum. 

Ama şunu da görüyorum ki, ilk başlarda klasik şarkılara uzak duranların büyük bölümü ilerleyen zamanlarda klasiklere büyük bir ilgi duymaya başlıyor. Bu da beni mutlu eden olaylardan biridir. 

NECATİ GÜRBÜZ

Gönül Dostları Topluluğunun kurucu Başkanı Necati Gürbüz de sohbete katıldı ve Hayri Pekşen’le çok uzun yıllara dayanan bir dostluklarını olduğunu, yaklaşık 30 yıldır Gönül Dostları olarak büyük usta Hayri Pekşen’in şefliğinde Türk Müziği’ne birlikte hizmet veriyor olmanın mutluluğunu yaşadığını vurguladı. 

Necati Gürbüz daha sonra şunları söyledi; “Benim bu topluluğu kurmamın tek amacı çok sevdiğim Türk müziğine hizmet edebilmekti. Koro çalışmalarımızın yanı sıra merkezimizde küçük çocukların da enstrüman kursları ile müzikle tanışmalarını sağlıyoruz. En ufak bir kazanç amacı gütmeden insanlarımızı musikiyle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ama koro çalışmalarının dejenere olması beni çok üzüyor. Bu işi musikiye hizmet değil de kazanç kapısı olarak görenler fayda yerine zarar veriyor diye düşünüyorum. Musıki gönül işidir. Sevmeyen bu işi yapamaz.”

Kaynak: Özel Haber
Editör: İsmet AKKOÇ- Başak ERTEKİN

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam