Düzenlediği atölyelerde kadınların yoğun bir şekilde kendilerini ifade etme ihtiyacı hissettiklerini dile getiren Şebnem, “Kadınlar aslında konuşmak istiyor. Merak ettikleri konuları açıkça dile getirmek ve iletişim kurmak istiyorlar ancak bunu yapmakta zorlanıyorlar” dedi. Küçük gruplarla yapılan çalışmaların daha verimli olduğunu vurgulayan Şebnem, bu sayede katılımcıların kendilerini daha rahat ifade edebildiğini belirtti.
Kurtköy, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere farklı bölgelerde annelerle de çalışmalar gerçekleştirdiğini ifade eden Şebnem, kadınların yaşam tarzlarından bağımsız olarak benzer ihtiyaçlara sahip olduğunu söyledi. “Kapalı ya da açık fark etmeksizin tüm kadınlar bu konularla yüzleşmek ve kendilerindeki eksikleri tamamlamak istiyor” diyen Şebnem, kadınların çoğu zaman güçlü olmayı yanlış yorumladığını da sözlerine ekledi.
Kadınların “güçlü olmak” adına eril bir rol üstlendiğini belirten Şebnem, atölyelerde dişil enerjiye dönüş üzerine çalışmalar yaptıklarını ifade etti. Program kapsamında katılımcılara çeşitli ödevler verildiğini, ayna çalışmalarıyla içsel farkındalık sağlandığını belirten Şebnem, “Kadınlar kendi ruhlarıyla temas ettiklerinde ciddi bir şifalanma yaşıyor” dedi.
Kadınların hayatın birçok alanında fazla sorumluluk almak zorunda kaldığını söyleyen Şebnem, bu durumun zamanla duygusal ve fiziksel yorgunluğa yol açtığını ifade etti. Atölyelerde anlatılan “kavanoz teorisi” ile kadınların her şeyi tek başına yapmak zorunda olmadığını anlattıklarını belirten Şebnem, bu yaklaşımın katılımcılar üzerinde olumlu etkiler yarattığını söyledi.
Konunun yalnızca cinsellikten ibaret olmadığını vurgulayan Şebnem, “Aslında mesele kadın ya da erkek libidosu değil, ilişki libidosu. Bu denge sağlanamadığında ilişkilerde sorunlar kaçınılmaz oluyor” ifadelerini kullandı.
Kadınların konuşmaya, anlaşılmaya ve kendileriyle bağ kurmaya ihtiyaç duyduğunu belirten Şebnem, bu alanda çalışmalarına devam edeceğini söyledi.
Kaynak: Özel HaberEditör: BAŞAK ERTEKİN