Kutlanmaya başlanmasında İbrahim Çiftçioğlu’nun da büyük katkıları olan Dünya Sanat Günü nedeniyle Maltepe’de anlamlı bir sergi sanatseverlerle buluştu.
Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’nin yönetim kurulu, 1990’lı yıllarda aldığı bir kararla 15 Nisan’da Dünya Sanat Günü’nü Türkiye’de de resmî olarak kutlama geleneğini başlattı. Bu kararın mimarları arasında ressam İbrahim Çiftçioğlu da yer alıyordu.
Ünlü ressam İbrahim Çiftçioğlu (74), 17 Mart 2026’da Datça’da vefat etti.
1952 Çorum doğumlu olan İbrahim Çiftçioğlu, 1970 yılında Çorum Öğretmen Okulu’nu, 1973 yılında ise Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik görevlerinin ardından 1986 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nden de mezun olarak burada öğretim görevlisi oldu. Emekliliğinden sonra Datça’ya yerleşip kendi atölyesinde çalışmalarına devam etti.
ANLAMLI SERGİ
İbrahim Çiftçioğlu’nun 1970’li yıllardan bu yana arkadaşı olan Maltepeli ressam Prof.Dr. Basri Erdem, Dünya Sanat Günü’nü anlamlı bir sergi ile taçlandırdı.
Basri hoca, Çiftçioğlu’nun üniversite arkadaşı olan Mehmet Sami Emek’le birlikte takas yoluyla elde ettikleri İbrahim Çiftçioğlu’nun eserlerinden oluşan bir vefa sergisiyle sanatseverlerin karşısına çıktı.
Basri Erdem hocamızın adeta küçük bir sanat müzesini andıran atölyesinde düzenlenen serginin açılışı resim sanatında yetiştirdiği öğrencilerle ve özellikle bası resim tekniği üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan’ın katılımıyla gerçekleşti. Basri Erdem’in de hocası olan Tekcan’la birlikte bir çok öğrencisi de serginin açılışına katıldı.
YARIM ASRI
GEÇEN BİR DOSTLUK
Prof. Dr. Basri Erdem, İbrahim Çiftçioğlu ilgi olan arkadaşlığı ve sergi ilme ilgili şunları söyledi;
“15 Nisan, biliyorsunuz bütün dünyada Dünya Sanat Günü olarak kutlanıyor. Mart ayında İbrahim Çiftçioğlu arkadaşımızı kaybettik. Datça'da yaşıyordu. Uzun yıllar birlikte olduk İbrahim’le. En eski arkadaşlarından biriyim ben. 1970'li yıllarda ben öğretmen olarak Urfa'ya gittiğimde o da 2 sene sonra gelmişti. Aynı okulda görev yaptık ve bu birlikteliğimiz Urfa'da bir buçuk yıl kadar sürdü. Ama oradaki tanışıklığımız ölene kadar devam etti.
1975'te ben İstanbul'a geldim, asistan olarak başladım Marmara Üniversitesi'nde, o zamanki adıyla Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Eğitim Enstitüsü’nde. Benim göreve başlamamdan bir yıl veya iki yıl sonra da İbrahim geldi.
KEŞKE MÜZE OLSAYDI
Burada 1980’li Maltepe Ressamları diye bir grup vardı. Burada da var arkadaşlardan bazıları. Sonrasında arkadaşlığımız dostluğumuz daha da yakınlaşarak devam etti. Bana çok yakın, Adatepe’de bir atölyesi oldu İbrahim'in. O benim buraya gelirdi, ben oraya giderdim. Orası çok nefis bir müstakil evdi. İbrahim'in çok severek resim yaptığı yerdi, bence en iyi resimlerini orada yaptı. Atölyesinin olduğu bina İskandinav ülkelerindeki dik çatılı binalara benzeyen bir müstakil bina idi. Birkaç defa bana şunu söylemişti, bunu ilk defa size söylüyorum. Keşke mülkü benim olsaydı buranın derdi. Keşke olsaydı da İbrahim Çiftçioğlu Müzesi olarak kalsaydı orası. Ama ne yazık ki inşaat sektörüne kurban gitti orası. Oradan sonra Moda'ya taşıdı atölyesini. Kesin tarihi hatırlamıyorum, herhalde bir on beş belki de yirmi yıla yaklaştı.
Sonrasında ailece Datça'ya yerleşme kararı aldılar. Sanıyorum 15 yıl oldu veya geçti, Datça'ya yerleşmişti İbrahim Çiftçioğlu.
Bir daha da görüşemedik ondan sonra. Ölümünün ardından çok güzel yazılar çıktı arkadaşımın hakkında. Ben de yazdım ama daha çok insana hitap edebilmek için böyle bir sergi düşündüm.
Süleyman Saim Tekcan hocamıza da sordum. Dedim hocam vatandaşın daha çok hoşuna gidiyor makineleri birlikte görmek. Hakikaten öyle oluyor. Ve böyle bir atölye sergisi düşündük. Ama olur mu olmaz mı diye bir tereddüt yaşadık doğrusu. Sonuçta burası bir galeri değil atölye.”
Bu yaptığımız bir vefa borcuydu arkadaşımıza. Hanımıyla görüşüp ailenin iznini de alarak yaptık elbette. Çok da duygulandı Gülseren Hanım. Dediğim gibi bu bir dayanışma örneğidir.
Buradaki eserlerden 6 tanesi bana ait. Takas yoluyla İbrahim’den edindiğim eserler,. bana verdiği resimler. Kağıt üzerindeki baskılar da Mehmet Sami Emek'in. Eski öğrencimizdir o bizim. Çok iyi bir serigrafi atölyesi var onun Merdivenköy tarafında. Otuz altı adet de onda varmış. Baskı karşılığı ona bıraktığı İbrahim Hoca'nın. İkisini birleştirdik. Güzel bir iş medana çıktı diye umuyorum.”
LİSANSTAN ARKADAŞI
Sergide İbrahim Çiftçioğlu’ndan kendisine intikal eden eserleri sergileyen Mehmet Sami Emek sergi ile ilgili şunları söyledi; İbrahim Çiftçioğlu benim lisanstan arkadaşım. O zaman tanıştım ve üniversite sonrasında da arkadaşlığımız devam etti. Ben serigrafi tekniğiyle baskılar yaptığım için benden kendi eserlerinin serigrafi baskılarını yapmamı istedi. Böylece birlikte bir yola çıktık. Yüzlerce değil binlerce baskısını yaptım İbrahim Çiftçioğlu’nun. Yaptığım işleri çok beğenince daha da sıkı bir işbirliğine gittik. Onun sergi baskılarının tamamını ben yaptım. Bazı eserlerini de bu çalışmalarımız sırasında bana verdi ve ben bu eserleri çok değerli hazinelerim olarak hep sakladım.
Basri hocam da böyle bir sergi teklifiyle gelince bu beni çok mutlu etti. Birlikte gerçekleştirdiğimiz çalışmalarını ürünlerini sergilemek benim için büyük bir gurur kaynağı oldu. Böyle bir çalışmada yer almama vesile olan Basri Erdem hocama teşekkür ediyorum.
BİZLERİN ENERJİ KAYNAĞI
Serginin açılışında kısa bir konuşma yapan SASAV Başkanı Ahmet Baykan, resim sanatının kıymetli isimleriyle bir arada olmaktan mutlu olduğunu belirtirken şunları söyledi, “Basri hocamız SASAV’da bizlerin enerji kaynağı. Olağanüstü gayreti, çalışkanlığı ve üretkenliğiyle vakfımızın omurgası. Basri hocamız burada eserleri ve üretkenliğiyle önemli bir merkez inşa etti. Galeri olarak hizmete açılması da çok güzel olmuş. İbrahim Çiftçioğlu’na gösterilen bu ilgiden dolayı bir sanatsever olarak çok mutlu olduğumu ifade etmek isterim.”
Kaynak: Özel HaberEditör: İsmet AKKOÇ - Emine AVCI