Ankara - İstanbul güzergahı üzerinde yer alan Düzce, kuzeybatıda Büyük Melen Vadisi ile Karadeniz'e açılan bir kapı konumunda bulunuyor. Barındırdığı eşsiz doğal güzellikleriyle tabiatın gözde kenti tarih boyunca pek çok uygarlığı kendisine çekti. Hititlerin hüküm sürdüğü bir coğrafya olan Düzce'nin tarihi; Bithynialılar Devri, Roma ve Bizans Devri, Osmanlı Devri ve Cumhuriyet Devri olmak üzere dört döneme ayrılmakta. Düzce, antik zenginlikleri, doğa harikaları ve kültürel varlıkları ile gezip görmeye değecek bir kent konumunda. Düzce'de düzenlenen Masa Tenisi 2.Ligi maçları için davet edildiğimiz Düzce'yi tanımaya kent merkezinden başlıyoruz. İlk dikkatimizi çeken ise bisiklet yolları oluyor. Bu yollar, kentte alternatif ve sağlıklı yeni bir ulaşım ağı oluşturmuş. Kaldığımız otelimizden çıkıp İstanbul Caddesi boyunca yürüyerek kendimizi Düzce'nin sembolü haline gelen 2 asırlık Cedidiye Camisinin avlusunda buluyoruz. Minareleri ve tefrişatıyla kentin kalbinde görkemiyle göz dolduran bu caminin olduğu bölgede Çerkeslerin yaşaması nedeniyle halk arasında Çerkes Camisi olarak da geçiyor. Edirne Selimiye Camii’nin minare tarzına uygun olarak yeniden inşa edilen Cedidiye Camisinin taş kaplama olan dış cephesi kumlama tekniğiyle temizlenmiş. Ayrıca kurşun kubbelerde de kapsamlı bir temizlik yapılmış ve mermer bloklar ise modernize edilmiş. Ara sokaklardan Mimar Sinan Caddesine geliyoruz. Asar deresine paralel olan bu yerden Şaguç Köprüsüne doğru yürüyoruz. Düzce'ye ayrı bir renk katan Aşar deresi üzerinde bulunan bu köprü merkezi lokasyonda olması nedeniyle ulaşımın kilit noktası durumunda. Şaguc ismini ise bölgeye yerleşen ilk ailelerden olan Şaguc ailesinden alıyor. Yürüyüş yolu olarak kullanılan iki küçük köprüyü turladıktan sonra yeniden İstanbul Caddesine çıkıyoruz. Burada bizi Düzce Millet Bahçesi, 15 Temmuz Parkı ve 23 Nisan Parkları karşılıyor. Krempark AVM'yi geçtikten sonra bu kez Düzce Kent Parkının içinde buluyoruz kendimizi. Birbirine yakın bu kadar çok parkın olması Düzce'nin doğa ile özdeşleşmesini simgeliyor. Merkezde tam Valiliğin karşısında, Düzce Belediyesi tarafından Cumhuriyetimizin 100. yılı anısına, tüm şehitlerimizin aziz hatıralarına ithafen yaptırılan 100. Yıl Çeşmesi ilgimizi çekiyor. Eser Selçuklu mimari tarzı ile geleneksel ve modern motifleri birleştiren bir üslupla ve traverten taş malzemesinden yapılmış. Dört tarafına da eklenen tarihi estetiğe sahip musluklar kentin mimari estetiğine ve kent dokusuna renk katıyor. Çeşmenin en üstünde yer alan kısma ise 100.Yıl Logosu ve ay-yıldız yerleştirilmiş. Kent içi turumuzu tamamlayıp, merkezin 8 km. Kuzeyinde yer alan Konuralp Antik Kentine doğru yola çıkıyoruz.
Prusias ad Hypium Antik Kenti
Düzce’nin Konuralp mahallesinde yer alan Prusias ad Hypium Antik Kenti'ne kent merkezinden 15 dakikalık bir araba yolculuğundan sonra ulaşıyoruz. Tarihi geçmişi MÖ 3. yüzyıla kadar uzanan, Konuralp ilk olarak tarih sahnesine Hypios adı ile çıkmış. Bithynlerin gelmesiyle gelişmeye başlayan kent, Kral I. Prusias'ın döneminde, kralın adına izafeten Prusias ismini almış. Kentte günümüze ulaşan yapıların en önemlisi tiyatro olup tiyatronun yakınlarında akropol, su kemerleri, atlı kapı ve uzantısı surlar, batı surları, hamam ve Roma köprüsü gibi diğer önemli yapılar bulunmaktadır. Prusias ad Hypium Antik Kenti’nden çıkarılan eserler Konuralp Müzesi’nde sergileniyor. Aslan pençesi figürleriyle süslenmiş basamakları ve kemerli geçitleriyle varlığını koruyan antik tiyatro, su kemerleri ve Roma Köprüsü gibi yapıların da yer aldığı antik kentte, 2 bin yıllık medusa, mask heykelleri ile groteks figürü, tonoz Apollon, zafer tanrıçası ve avcı Akteon'un kabartma heykelleri yer alıyor.
Düzce Şelaleleri
Eğer yolunuz Düzce'ye düşerse, mutlaka gitmeniz gereken en az bir şelale olmalı. Dört büyük akarsunun beslediği birbirinden güzel şelaleleri ile Düzce adeta şelaleler cenneti diyebiliriz. Tabiat parkı içinde bulunan ve 120 metre yükseklikten dökülen Güzeldere Şelalesi, Çevresi çavlan, çağlayan ve cadı kazanı gibi ilginç jeolojik özellikler ve yer yer anıt ağaçların da var olduğu zengin ve bakir bitki örtüsüne sahip Samandere Şelalesi, Gürgen, meşe, kestane gibi karışık yapraklı orman ağaçları ile süslü Aydınpınar Şelaleleri Tabiat Parkı, 50 metre yüksekten düşen suyun sesi ve etrafını saran yeşillikler arasında akan Aktaş Şelalesi, Yedigöller yolu güzergahında Saklıkent Şelalesi, Bölge doğal güzellikleri yanında eko-köy potansiyeline de sahip Yoğunpelit Mengen Şelaleleri, bölgenin saklı cenneti Harmankaya Şelalesi ilkbaharda tabiatın o renk cümbüşü içinde dönüşen tonları ile nadir bulunan tabiat köşeleri.
Mağaralar
Düzce, birbirinden ilginç mağaralara da ev sahipliği yapmakta. Tokat seyahatimiz sırasında gezdiğimiz Ballıca Mağarasından sonra, mağaralara karşı oluşan merakımızı Sarıkaya Mağarası ile gideriyoruz. Düzce’nin Yığılca ilçesinde yer alan fosil mağara, kireçtaşları ve kumtaşlarında derine doğru kazılması ile oluşmuş. Salonda iki gelişim dönemine ait fosil ve genç damlataş şekilleri bulunmakta. Salonun ortasında Aksu Çayı'ndan gelen derenin oluşturduğu küçük bir şelale ve ikinci evreye ait bir kanyon-vadi yer alıyor. Bu mağaranın dışında, Akçakoca'daki Fakıllı Mağarasının da görülmeye değer olduğunu öğreniyoruz. Zamanımız az olduğu için bu mağarayı Akçakoca gezimize bırakıyoruz.
Akçakoca
Düzce’nin Karadeniz'e kıyısı olan ilçesi Akçakoca; denizi, kumu, balıkçı barınağı, mevsimin özelliğine göre balık çeşitleri, gün batımı, sivil ve dini mimarisi, dağ çileği, kestane balı, fındığı, mavi bayraklı plajları, yemyeşil bitki dokusu, piknik ve mesire alanları, tarihi anıt ağaçları, Ceneviz Kalesi, Fakıllı Mağarası, şelaleleri, ve yöresel ağız tatları ile yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı durumunda. Helenistik, Roma ve Doğu Roma dönemlerinden günümüze kadar gelen Ceneviz Kalesi, Kadınlar Plajı ile Ceneviz Kale Plajı arasında denize sıfır sayılabilecek bir konumda falezlerde bulunuyor. Ancak kaleden sadece bir kulesi, iç avluda bir de su sarnıcı günümüze kadar ulaşabilmiş. Ceneviz Kalesine veda edip 10 km mesafedeki Fakıllı Mağarasına doğru yola çıkıyoruz. Yolda Doğancılar Köyünde mola veriyoruz. Bulunduğu köyden ismini alan mağaranın toplam uzunluğu bin 17 metre ve ziyarete açık alanı ise sadece 350 metre. Doğal özellikler taşıyan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler, sarkıt ve dikitler vardır. Beyaz oda denilen bölgeler damlataş oluşumlarını içeriyor. Çok ilginç şekillere ve oluşumlara sahip Fakıllı Mağarasının çevresi mesire yeri olarak kullanılıyor.
Spor şehri Düzce
Takım sporların Düzce'nin üst liglerde kentin adını duyuracak takımları olmamasına rağmen, belli branşlarda kent isminden sıkça söz ettiriyor. Örneğin ülkemizin en büyük sal yarışı parkuru Cumayeri'nde bulunuyor. Kaynaşlı'daki parkurda ise dağ bisikletii endura ve ATV yarışları yapılmakta. Darıyeri ve Kocayayla'da Offroad yarışları düzenleniyor. Gölyaka'daki hava parkında se havacılık sporları, yamaç paraşütü ve yelken kanat uçuşlarına ev sahipliği yapıyor.
Düzce mutfağı
Düzce mutfağının en meşhur lezzetleri arasında Düzce Köftesi, Çerkes tavuğu, Mamursa ve İsli Balık başı çeker. Çerkes kültürü ve Karadeniz mutfağının etkisiyle şekillenen bu mutfakta ayrıca Akçakoca Mancarlı Pidesi, Kaşık Makarnası ve Akçakoca Melengücceği Tatlısı oldukça popüler. Düzce Yüzme Havuzu ve Bahçeşehir Spor Salonun hemen yanında yer alan Pideci Ömer'de Kırım Tatar mutfağının ana ulusal yemeklerinden biri olan Cantık'ın Düzce usulü yapılanına denk geldik. Orjinali küçük yuvarlak pideciklerden oluşmasına rağmen, Düzce'de yediğimiz Cantık, bildiğimiz kıymalı pide tarzında geldi. Ancak tek farkı, içindeki kıymaların köfte görünümünde olmasıydı. Oldukça lezzetli bulduğumuz Düzce Cantık'ı bir anda sporcuların favorisi haline geldi.
Kaynak: Özel Haber
Editör: Yiğit CİGERLİ - Murat İLTER