SON DAKİKA
reklam
reklam

İstanbul Üniversitesi’nde tarihe yolculuk

Eklenme Tarihi: 13 Mayıs 2026, Çarşamba - 12:10   Okunma Sayısı: 126408
Kadıköy Bostancı Halk Eğitimi Merkezi kursiyerleriyle Türkiye’nin en eski üniversitesine ziyarette, Dr. Ramazan Topdemir ve duayen avukat Fedli Koç’un rehberliğinde İstanbul Üniversitesi’nin büyüleyici atmosferinde adeta bir zaman yolculuğuna çıktık.

 

Geçtiğimiz günlerde Bostancı Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Hülya Narsap ve bir grup kursiyerle Türkiye’nin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’ne bir ziyaret gerçekleştirdik. 

Ziyaret İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ramazan Topdemir hocamızın davetiyle gerçekleşti. 

Ramazan hocamızla Kadıköy Bostancı Halk Eğitimi Merkezi’nde açılan Kitap Okuma Kulübü etkinlikleri sırasında tanışmıştık ve bu etkinliği haberleştirmiştik. 

Ramazan hoca Kitap Okuma etkinliğine katılan kursiyerleri İstanbul Üniversitesi’ne davet edince kurum Müdürü Hülya hanım bizi de bu geziye davet etti.

Türkiye’nin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi; bahçesinden, fakülte binalarına kadar her köşesinde sadece bilgi üretilen bir mekan değil aynı zamanda Osmanlı ve Türkiye tarihinin merkezinde bir yapı olarak öne çıkıyor. Bu da ziyaretimiz açısından anlamlıydı elbette. 

İstanbul Üniversitesi ziyaretimize Türkiye’de üniversitelerin sembolü ve üniversite deyince ilk akla gelen yer olan o ünlü ve görkemli kapıdan başladık. 

Beyazıt Meydanı'nda yer alan ve 19. yüzyılda (yaklaşık 1860'lar) inşa edilen Bâb-ı Seraskerî (Serasker Kapısı) kapısı. Fransız mimar Bourgeois tarafından tasarlanan bu görkemli yapı, Osmanlı'dan günümüze üniversitenin ve İstanbul'un simgesi haline gelmiştir. Bu kapının fotoğrafını gösterdiğinizde tanımayana bilmeyene rastlayamazsınız.

Ziyaretimiz sırasında bir başka sürprizle daha karşılaştık. 

Ramazan Topdemir hocamızla birlikte kapıda bizi karşılayan bir başka isim daha vardı. Ramazan hoca bizi üniversiteyi adeta avucunun içi gibi bilen, İstanbul Üniversitesi’nin 35 yıl avukatlığını yapan ve bu ilim yuvasının her metrekaresini çok iyi bilen duayen avukat Fedli Koç idi bu isim.

Öğrencisinden, öğretim üyesinden çalışanlarına kadar bir çok kişinin tanıdığı ve saygıyla selamladığı Fedli Koç bizlere gezdiğimiz bölümlerle ilgili kısa bilgiler verdi. 

 Osmanlı döneminde Harbiye Nezareti (Genelkurmay Başkanlığı) olarak kullanılan binanın girişi olduğu için "Bâb-ı Seraskerî" olarak anılır. Kapı üzerinde Osmanlıca "Daire-i Umur-u Askeriye" yazısı ile Fetih Suresi'nden ayetler ve Osmanlı tuğrası yer almaktadır.

"Bâb-ı Seraskerî”den girip köklü bir geçmişe sahip olan üniversitenin bugün rektörlük olarak kullanılan binasına geldik. 

İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası, İstanbul’daki ilk Osmanlı sarayı olan Eski Saray’ın inşa edildiği yerde Fransız mimar Bourgeois tarafından 1865-1866 yıllarında inşa edilmiş ve dönemin  Harbiye Nezareti (Milli Savunma Bakanlığı) olarak kullanılmış.

İstanbul Üniversitesi’nin tarihine baktığımızda bu görkemli yapıların 19. Yüzyılda  bir anlamda bugünkü üniversitelerin karşılığı olan, Darülfunun olarak hizmet verdiğini, 1863, 1869, 1874 ve 1900’de dört kez yeni isimlerle açıldığını da öğreniyoruz. 

1933 yılında ise Darülfünun, Üniversite Reformu ile kapatılması üzerine Cumhuriyet’in ilk ve tek üniversitesi olarak İstanbul Üniversitesi kuruluyor.

1894 İstanbul Depremi’nden sonra Mimar Raimondo d’Aranco tarafından onarılan, 1933 ve 1950’de Mimar Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından yenilenen binada Rektörlük, İktisat ve Hukuk Fakültesi dekanlık binaları ve idari ofisler yer almakta.

1894 yılında depremden zarar gören bina, İtalyan mimar Raimondo D’Aronco (1857-1932) tarafından onarılmış. 1950 yılında Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından tekrar onarılan Rektörlük Binası  bugüne kadar çeşitli onarımlardan geçmiş.

155 yıllık tarihe sahip olan İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası; hem üniversitenin hem de ülkemizin kültürel mirası olarak tarihsel  bir öneme sahip. Bina tarihi geçmişinin yanı sıra dönemin mimari anlayışını yansıtan üslubuyla da dikkat çekici 

Tarihi binanın bütünleyici parçaları; yıldız biçimli çıtalı tavan motifleri ve avizeler. De binayı ziyaret edenleri büyülüyor adeta. Tavanlarda yer alan manzara resimleri  17. ve 18. yüzyılda başlayan tavan ve duvar geleneğinden kaynaklanmakta ve o dönemin sanatsal mimari üslubunu yansıtmaktadır.  

Bu resimlerin yağlı boya ile tuval üzerine yapılıp yerine yerleştirildiğini öğreniyoruz bu arada. Mermer sütunlar, taş işlemeciliği salonların duvar ve tavanlarındaki süslemeler barok üslubunu öne çıkarıyor.

Bugün Rektörlük odası olarak kullanılan odanın Osmanlı Devleti’nde Harbiye Nazırı’nın odası olarak kullanıldığını; Balkan Savaşları’nın ve Birinci Dünya Savaşı’nın  tüm önemli kararlarının bu odada alındığını, günümüzde toplantı amacıyla kullanılan Kılıçlık Salonunun, Osmanlı Dönemi’nde Harbiye Nazırlığı bünyesinde subayların kılıç kuşanma törenlerinin gerçekleştiği salon olduğunu da öğreniyoruz. 

Odada 1914-1918 yılları arasında Harbiye Nazırlığı yapmış olan Enver Paşa’nın makam masası da bulunuyor.

KARABABA 

TEKKESİ

Ziyaretimizde ikinci durağımız, Üniversite ziyaretinde bizimle birlikte olan Bilim Ve İnsan Vakfı Çemberlitaş Karababa Türbesi Şubesi Müdürü Orhan Akbaş’ın davetiyle  Bilim ve İnsan Vakfı’nın Çemberlitaş Karababa Türbesi Şubesi oldu.

Orhan Akbaş, bizlere bu yapının tarihçesi hakkında kısa bir bilgilendirme yaptı ve şunları söyledi;

Günümüzde Karababa Tekkesi daha çok: Tarihî, kültürel ve tasavvufî miras niteliğiyle bilinmektedir. Bazı dönemlerde restorasyon ve bakım çalışmaları yapılmıştır. En son yapılan restorasyondan sonra bu mekan Bilim ve İnsan Vakfı’na tahsis edilmiştir. Bölgeyi ziyaret edenler genellikle hem tarihî İstanbul atmosferini görmek hem de manevî ziyaret yapmak amacıyla uğrarlar. Bilim ve İnsan Vakfı da bu bağlamda gelen tüm ziyaretçileri en güzel bir şekilde karşılamak, onlara oradaki manevi ve samimi havayı teneffüs ettirebilmek için üstün bir çaba harcamaktadır.

Bilim ve İnsan Vakfı, Emekli Milletvekili Av. Turan Kıratlı başkanlığında kurulan eğitim, kültür, gençlik çalışmaları, sosyal yardımlaşma ve bilimsel faaliyetler alanında faaliyet gösteren İstanbul merkezli bir vakıftır.” 

 

“Farklı etkinlikler ve 

geziler düzenleyeceğiz”

Bostancı Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Hülya Narsap, gezi ile ilgili şunları söyledi;

Bu yıl kursiyerlerimizle farklı bir uygulamayı hayata geçirdik. İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Ramazan Topdemir hocamızla kitap okuma ve değerlendirme etkinlikleri düzenledik. Çok farklı bir deneyim oldu tarihi romanlardaki kadın karakterleri ve aile yapısını inceledik. Etkinliğin sonunda hocamızın davetiyle İstanbul Üniversitesi’ni gezme olanağımız da oldu. Bu tarihi kampüsü hocalarımızla gezmek ve bilgiler almak oldukça heyecanlıydı. Ardından Orhan Aksoy hocamızın rehberliğinde ikinci bir tarihi yapıyı Bilim ve İnsan Vakfı Çemberlitaş Şubesini ziyaret ettik binanın tarihi ve özellikleri hakkında bilgiler aldık. Farklı etkinlikler ve gezilerle kursiyerlerimizin ufkunu açmaya yeni deneyimler kazandırmaya devam edeceğiz.

Kaynak: Özel Haber
Editör: İsmet AKKOÇ- Emine AVCI

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam